Tunuslu tarım işçisi: Tacizden uzak güvenli bir yaşam hayali kuruyoruz

Sidi Bouzidli tarım işçisi Samar Haci, kadın işçilerin tarlalarda “ürünle birlikte satın alınan bir mal”a dönüştürüldüğünü, tacizi reddedenlerin işten çıkarıldığını ve kadınların tacize karşı korunabilecekleri herhangi bir mekanizma bulamadığını belirtti.

İHLAS EL-HAMRUNİ

Tunus- Tunus’ta tarım işçisi kadınlar, sıcaklığın 47 dereceye kadar çıktığı koşullarda çalışıyor, sırtlarında 20 litreden fazla tarım ilacı taşıyor, kışın ise soğuk ve yağmurla mücadele ediyor. Ardından kimsenin görmediği yaralarla evlerine dönüyor.

Tunuslu kadın tarım işçilerinin yaşadığı sorunlar fiziksel yorgunluk ve ekonomik sömürüyle sınırlı kalmıyor; kadınların tarım sektöründeki çalışma koşullarında karşı karşıya kaldığı daha derin ve ağır bir sorun olan cinsel tacize kadar uzanıyor.

Düşük ücret karşılığında tükenen bedenler

Sidi Bouzid vilayetinin Regueb bölgesinde tarım işçisi olarak çalışan Samar Haci, tarım işinin daha ilk andan itibaren, özellikle yaz aylarında, ağır koşullarda başladığını söylüyor. Domates ve biber gibi sebzelerin toplandığı tarlalarda çalışmanın, alçıtaşı ve karpuz tarlalarındaki çalışmaya göre daha az yorucu olduğunu belirten Samar Haci, bu alanlarda kadınların ağır bir yük taşıdığını ifade ediyor.

Günlük ücretin 15 ila 20 dinarı geçmediğini, aynı iş için erkeklerin ise 40 dinar aldığını belirten Samar Haci, “Çoğu zaman erkekler gölgede duruyor, ağır işi ise kadınlar yapıyor. Kadın işçiler kazandıkları düşük ücretin önemli bir bölümünü ilaç ve tedavi masraflarına harcamak zorunda kalıyor, birçok kadın böcek ilaçlarına sürekli maruz kalmaları ve ağır çalışma koşulları nedeniyle hastalanıyor. Buna karşın herhangi bir sağlık güvencesi veya tazminat alamıyor” diyor.

Tarım sektörünün görünmeyen yüzü: Cinsel taciz

Samar Haci, cinsel tacizin kırsal ve iç bölgelerde yaşayan genç kadınların yaşadığı sorunlardan biri olduğunu belirtiyor. Samar Haci’ye göre bazı tarım işverenleri kadın işçileri yalnızca “ürünle birlikte satın alınan ek bir mal” olarak görüyor.

Sorunun yalnızca tarla sahipleriyle sınırlı olmadığını, tüccarlara ve daha yüksek ücret alan işçilere kadar uzandığını vurgulayan Samar Haci, tacizi reddeden kadın işçilerin işten çıkarıldığını veya ücretlerinden mahrum bırakıldığını söylüyor.

Samar Haci, 14 yaşında bir kız çocuğunun, sorumlulardan birinin tacizine boyun eğmediği için işten çıkarıldığını anlatıyor. Bazı annelerin bu uygulamalar karşısında sessiz kaldığını dile getiren Samar Haci, “Bu durum genç kızları ve çocukları sömürüyle baş başa bırakıyor” diye belirtiyor.

Tacizin tek bir grupla sınırlı olmadığını; taşıma sorumlusundan tüccara ve tarla sahibine kadar uzandığını belirten Samar Haci, kadınların maruz kaldığı taciz ve kötü muameleye bir çözüm bulunmasını istiyor.

Çözüm çağrısı

Samar Haci, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bir çözüm olmasını umuyoruz. Devlet, tarım işçisi kadınlara karşı sorumluluğunu yerine getirmeli.”

Tarım sektörünün Covid-19 salgını sırasında çalışmaya devam eden tek sektör olduğunu belirten Samar Haci, bu sektörde çalışan kadınların yazın ve kışın, güneşin ve yağmurun altında çalışmayı sürdürdüğünü ancak buna rağmen en temel haklardan; sağlık, güvenlik ve onurdan mahrum bırakıldığını vurguluyor.

Samar Haci’nin hikâyesi yalnızca birkaç kadının hikâyesi değil; Sidi Bouzid ve ülkenin iç bölgelerinde yaşayan binlerce kadının sesi. Bu kadınlar insana yakışır çalışma koşulları, tacize karşı korunma, sağlık güvencesi ve emeklerinin tanınmasını talep ediyor. Toprağa bereket eken ve her eve yaşam taşıyan emeklerinin karşılığında hak ettikleri koşullara kavuşmak istiyorlar.