Suriye’de çocuklara yönelik şiddet büyüyor: Koruma mekanizmaları yetersiz
Sosyal aktivist Samaher el-Endari, Suriye’de çocukları tehdit eden şiddetin yalnızca kriz yıllarıyla sınırlı olmadığını belirterek, art arda yaşanan saldırıların toplum içindeki yeni tehlikeleri ortaya koyduğunu dile getirdi.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda- Suriye’de son günlerde iki kız çocuğunun ağır saldırılar sonucunda yaşamını yitirmesi, çocukların aile ve toplum içinde karşı karşıya kaldığı şiddeti yeniden gündeme getirdi. Dêrazor ve Şam kırsalında yaşanan iki ayrı olay, çocukları korumaya yönelik mekanizmaların işleyişi ve faillerin hesap vermesini sağlayan hukuki süreçlere ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Savaş ve çatışmaların yıllarca çocukların yaşamını doğrudan tehdit ettiği Suriye’de, şiddetin farklı biçimlerde sürmesi çocukların güvenliğine ilişkin endişeleri derinleştiriyor. Özellikle aile ve toplum içinde gerçekleşen saldırılar, çocukların korunması için mevcut hukuki ve toplumsal mekanizmaların yeterliliğini tartışmaya açıyor.
İki kız çocuğunun yaşamını yitirmesi üzerinden yeniden gündeme gelen çocuklara yönelik şiddeti değerlendiren sosyal aktivist Samaher el-Endari, çocuk haklarının korunmasının yalnızca saldırı sonrasında failin cezalandırılmasıyla sınırlı tutulamayacağını belirterek, önleyici mekanizmaların güçlendirilmesi ve mağdurların adalete erişiminin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı
İhlallerin gerekçelendirilmesi çocuk katliamlarını artırıyor
Samaher el-Endari, bu suçlarla mücadelenin yalnızca saldırı gerçekleştikten sonra failin cezalandırılmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek çocukların korunmasını güvence altına alan, mağdurların haklarını koruyan ve adaleti sağlayan açık ve etkili yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyledi.
Toplumun bu tür suçları çoğu zaman failin “psikolojik olarak hasta” ya da “normal olmayan biri” olduğu yönündeki açıklamalarla yorumladığını belirten Samaher el-Endari, bazı durumlarda psikolojik rahatsızlıklar tespit edilse bile bu açıklamaların sorumluluğu hafifletmek ya da mağdurun korunma ve adalet hakkını görmezden gelmek için gerekçeye dönüştürülmemesi gerektiğini ifade etti.
Bir kız çocuğuna yönelik cinsel saldırının etkilerinin yalnızca bedenle sınırlı kalmadığını dile getiren Samaher el-Endari, “Saldırı çocuğun psikolojik durumunu, duygularını ve hafızasını da etkiledi; kendisine ve çevresindeki dünyaya bakışında derin izler bırakabilir” dedi.
Bu saldırıların psikolojik sonuçlarına değinen Samaher el-Endari, cinsel saldırının etkilerinin uzun yıllar devam edebileceğini; saldırıya maruz kalanın sağlıklı ilişkiler kurma, kendini güvende hissetme ve başkalarına güven duyma kapasitesini etkileyebileceğini söyledi.
Çocuk koruma sistemindeki eksiklikler
Samaher el-Endari, çocukların korunmasına yönelik yasaların ne kadar etkili olduğunu sorgulayarak mevcut yasal çerçevenin zayıflığını ve özellikle saldırı ve ihlal vakalarında çocuklar ile kadınlara yeterli ve caydırıcı koruma sağlayamamasını eleştirdi.
Bir saldırının “ihlal” olarak tanımlanmasının olayın ciddiyetini azaltmaması ve konunun hesap sorulmadan geçiştirilmemesi gerektiğini vurgulayan Samaher el-Endari, özellikle tecavüze veya şiddete maruz kalan bir kız çocuğunun ya da kadının söz konusu olduğu durumlarda bunun önemine dikkat çekti.
Saldırıya maruz bırakılanın korunmasının kapsamlı olması gerektiğini belirten Samaher el-Endari, korumanın yalnızca suçun ardından failin cezalandırılmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti. Samaher el-Endari’ye göre koruma; önleyici tedbirleri, mağdurlara destek sunulmasını ve adalet süreci boyunca yeniden zarar görmelerinin önlenmesini de kapsamalı.
Toplumsal farkındalık ihtiyacı
Samaher el-Endari, çocuklara yönelik şiddet ve saldırılarla mücadelenin yalnızca hukuk alanıyla sınırlı kalamayacağını belirterek çocuk hakları konusunda farkındalığı güçlendirecek toplumsal, eğitsel ve kültürel bir değişime ihtiyaç olduğunu söyledi.
Daha güvenli bir toplumun kurulması için insani ve ahlaki değerleri esas alan bir sistemin gerekli olduğunu vurgulayan Samaher el-Endari, “Toplumun insanı koruyan, başkasının onurunun, bedeninin ve duygularının hiç kimsenin mülkiyetinde olmadığını anlamasını sağlayan ahlaki ve insani bir sisteme ihtiyacı var” dedi.
Kadınlara, maruz kaldıkları her türlü saldırı karşısında sessizliği bozmaları ve yaşadıklarını açıklamaları çağrısında bulunan Samaher el-Endari, ihlallerin korku ve damgalanma kaygısı olmadan konuşulabileceği güvenli bir ortam oluşturulmasının ve toplumsal farkındalığın artırılmasının suçların sürmesini önlemeye katkı sunabileceğini belirtti.
Çocukluğun korunmasının yalnızca tek bir ailenin meselesi ya da geçici bir olay olmadığını vurgulayan Samaher el-Endari, bunun tüm toplumun sorumluluğu olduğunu söyledi. Bu sorumluluğun eğitim ve farkındalıkla başladığını, hukuk ve hesap verebilirlik mekanizmalarıyla devam ettiğini kaydeden Samaher el-Endari, her çocuğun ve her kadının bedeninin, onurunun ve yaşamının korunduğunu hissedebileceği bir ortamın oluşturulması gerektiğini ifade etti.