Xurs köyünde asırlık nar geleneği

Qoser’in Xurs köyünde kadınlar, bahçelerinde yetiştirdikleri narları geleneksel yöntemlerle nar suyu ve nar ekşisine dönüştürüyor. Kuşaktan kuşağa aktarılan üretim geleneği, kadınların emeğiyle yaşatılıyor.

EKİN STÊRK

Mêrdîn – Mêrdîn’in Qoser (Kızıltepe) ilçesine bağlı Xurs köyünde kadınlar, sonbaharın gelişiyle birlikte bahçelerinde yetiştirdikleri narların hasadına başladı. Dalından özenle toplanan narlar, kadınların el emeğiyle geleneksel yöntemlerle nar suyuna ve nar ekşisine dönüştürülüyor. Her yıl bu mevsimde sürdürülen üretim, yalnızca kışlık hazırlığın bir parçası değil, aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültürün de izlerini taşıyor. Bahçelerde başlayan hasat, evlerin avlularında süren imece ve emekle sofralara uzanırken kadınlar, doğanın sunduğu bereketi geleneksel yöntemlerle yaşatmaya devam ediyor.

Evlerinin bahçelerinde nar yapan kadınlar narın yapım aşamasından bahsederken, çok zahmetli bir iş olduğu vurguladı.

‘Severek yapıyoruz’

1977’den beridir Xurs köyünde yaşamını sürdürdüğünü belirten Fatma Aydemir, 2000’li yıllarda ekonomik koşullardan kaynaklı İstanbul’a gittiklerini ve 18 yıl orada kaldıklarını belirterek, köylerine olan özlemlerinden dolayı geri döndüklerini belirtti. Toprak ve bahçesiyle ilgilendiğini söyleyen Fatma Aydemir, köyde tütün, meyce ağaçları ve sebzelerin bahçesinde yetiştiğini belirtti. Sonbahar mevsiminin gelişiyle birlikte birçok meyve ve sebzenin hasat zamanı olduğunu ifade eden Fatma Aydemir, bunlardan biri nar olduğu kaydetti. Bahçelerinde birçok nar ağacının olduğunu kaydeden Fatma Aydemir, “Nar suyunu ve ekşini yapıyorum. Akrabalarıma, çocuklarıma ve misafirlerime veriyorum. Bu işleri yaparken zamanımızı geçiriyoruz. Yaparken de severek yapıyoruz” dedi.

Sofralara gelen lezzet

Ekim ayında narları toplamaya başladıklarını belirten Fatma Aydemir, şu şekilde yapım aşamasından bahsetti: “Narlarımızı dallardan topluyoruz. Sonra bunları getirip yıkıyoruz, sonra ikiye ayırıp tanelerini çıkarıyoruz. Daha sonra nar tanelerini ezmeye başlıyoruz. Daha sonra makina ile eziyoruz ve sonra da kendi ellerimle yine eziyorum ve suyunu çıkarıyorum. En son ateşin üstüne koyup kaynatıyorum. Saatlerce kaynıyor. Belirli bir kıvama kadar kaynadıktan sonra şişelere koyuyoruz. Yapımı zordur. Ama yaparken insan keyif alıyor. Dağlarımız üzümlerle pekmez yapar, bizlerde narları. Kışın yemeğin yanında yeriz. Hoşafını da yaparız. Yapımı biraz zordur. Bundan kaynaklı yaparken ne kadar çok kişi olsa o kadar iyi. Bu işinde zorlukları var. Memleketimiz zorluğun olduğu bir memleket. Ben yaptığım nar suyu ve eksini satmıyorum. Sadece ailem için yapıyorum.”

Kışın vazgeçilmezi

Narın yanı sıra kış için meyve de kuruttuklarını söyleyen Fatma Aydemir, “Sebzelerle konserve de yapıyoruz. Pestil gibi şeylerde yapıyoruz. Misafirlerimiz geldiğinde onlara da bırakıyoruz. Kışın için ne yapılabiliniyorsa bizler onu yapıyoruz. Kendi elimizle doğal olarak yaptığımızda tadı daha güzel oluyor” dedi. Nar yapımın çoklu aşaması olduğunu belirten Fatma Aydemir, “Dallardan toplanması, getirilip bir bir içlerinin çıkarılması, ezilmesi ve kaynatılması hepsi çok yorucu ve zahmetli. Eskiden elle hepsi ezilirdi. Ama şimdi elektrikli makinalar çıktığı için işimiz birazcık daha kolaylaştı. Makinaya atıp eziyoruz, sonra kendim yine ellerimle ezip suyunu çıkarıyorum” şeklinde konuştu.

‘Xurs yazın çok güzel’

Köy yaşamının çok güzel olduğunu ama kışın biraz daha zor olduğunu hatırlatan Fatma Aydemir, “Kışın kardan sürekli elektriklerimiz gider, zahmetli geçer. Ama yazın çok güzel. Her zorluğa rağmen köy havası çok güzel. Hele bir de köyün Xurs oldu mu. Xurs yazın çok güzel” diye konuştu.

İstanbul’da ki yaşamdan kaçarak köyüne geldi

Xurs köyünde evlenen ve yaşamını sürdüren Muazzez Çeçen ise, daha sonra İstanbul’a taşındıklarını söyleyerek, köylerine olan özlemlerinden dolayı geri döndüklerini kaydetti. Memleketinin diğer memleketlerden daha güzel olduğunu söyleyen Muazzez Çeçen, metropol yaşamının kendilerine zor geldiğini ve bir yıldır köylerine geri döndüğünü söyledi. “Nerede olursak olalım köyümüze her zaman döneceğiz” diyen Muazzez Çeçen, “Köye geldikten sonra Evimle ve bahçemle ilgilendim. Köyümü seviyorum. Akrabalarımın hepsi burada. İstanbul’da hayat yoktu. Kim diyorsa İstanbul’da hayat güzel, kesinlikle güzel değil. Zorlu yaşamların hepsi metropollerde. Biz geldik ama çocuklarım orada. Keşke onlarıda geri getirebilseydim. Buradaki yaşam oradaki yaşamdan bin kat daha iyi” dedi.

‘Aşkla, sevgiyle yapıyoruz bu işi’

Sonbaharla birlikte kendisininde kış hazırlığına başladığını ifade eden Muazzez Çeçen, “Zorlu ve zahmetli bir iş. Ama biz aşkla, sevgiyle yapıyoruz. İnsan sevgiyle yapınca tadı bambaşka oluyor. Elbette kadınlar olarak çok yoruluyoruz. Hem kış hazırlığı hem ev işleri. İnsan hangi işi yaparsa yorulur. Sadece kadınların sorumlulukları biraz daha fazla. Şimdi bu narları yaparken hepsini bir bir kendi ellerimizle tüm aşamalardan geçiriyoruz” dedi.