Cezayir’de toplu taşımada cinsel taciz kadınların güvenliğini tehdit ediyor

Cezayir’de toplu taşıma araçlarında cinsel taciz, kadınların günlük yaşamını ve güvenliğini tehdit eden yaygın bir sorun hâline geldi. Kadın hakları savunucuları, tacize karşı yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi çağrısında bulunuyor.

RABİA HURAYS

Cezayir- Toplu taşıma araçlarında cinsel taciz artık münferit olaylarla sınırlı bir davranış değil, kadınların güvenliğini tehdit eden günlük bir gerçekliğe dönüşmüş durumda. Dijital medya platformlarında zaman zaman paylaşılan görüntüler ve anlatımlar, çok sayıda kadının her gün sözlü tacizden fiziksel saldırıya varan davranışlarla karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Bu durum, kadın hareketlerini ve insan hakları örgütlerini sessizlik kültürünü kırmak ve şiddetin meşrulaştırılmasına karşı çıkmak için seslerini yükseltmeye yöneltiyor.

“Ayn Naca” otobüsünde yaşanan olay, kamusal alanlarda ve toplu taşıma araçlarında cinsel tacizin boyutlarını ortaya koyan örneklerden biri oldu. Olay, bir kadının yolcu otobüsünde başka bir kadının tacize uğradığı anları kaydettiği videonun sosyal medyada yayılmasıyla kamuoyunun gündemine geldi. Görüntüler, sosyal medya kullanıcılarının geniş çaplı tepkisine neden oldu. Geçtiğimiz eylül ayında da bir kadın, toplu taşıma otobüsünde bir erkek tarafından taciz edildiğini belgeledi.

Günlük yaşamın bir parçası hâline gelen taciz

Cinsel taciz yalnızca belirli bir bölgeyle sınırlı değil. Ekim 2025’te dijital medya platformlarında yayılan bir videoda, bir kadının toplu taşıma otobüsünde herkesin gözü önünde tacize uğradığı görüldü.

Cezayir Genel Güvenlik Müdürlüğü ve Ulusal Halk Sağlığı Merkezi tarafından paylaşılan resmî istatistiklere göre, bildirilen kadına yönelik şiddet vakalarının yüzde 80’inden fazlası aile ortamında ve özel alanlarda yaşanıyor. Cezayir’i de kapsayan Birleşmiş Milletler kuruluşlarının hazırladığı bir araştırma ise şiddete maruz kalan kadınların yalnızca yüzde 10’unun bunu bildirdiğini ortaya koyuyor. Kadınların bir bölümü de toplumsal baskılar, ekonomik güçlükler veya psikolojik kırılganlık nedeniyle hukuki süreci sürdürmekten vazgeçiyor.

Öte yandan bağımsız ve önde gelen feminist hareketlerden TBD Algeria tarafından hazırlanan saha raporları, cinsel tacizin toplumsal açıdan sıradanlaştırıldığını ve kabul gördüğünü ortaya koyuyor. Örgütün verilerine göre kadınların yüzde 30,6’sı her gün tacize maruz kalıyor. Yüzde 23,3’ü günde birden fazla kez tacizle karşılaşırken yüzde 28’i haftada en az bir kez, yüzde 12,1’i ayda bir ve yüzde 11’i yılda bir tacize uğruyor.

Tacizin arkasındaki psikolojik etkenler

Psikolog Rim Ben Beliş, cinsel tacizin psikolojik boyutlarını değerlendirerek failin, kadınları insan olarak görmek yerine sıradan bir nesneye indirgeyen bir tür insanlıktan çıkarma mekanizmasına başvurduğunu belirtiyor. Rim Ben Beliş, bu yaklaşımın failin tacize maruz bırakılan kadının duygularını ve insanlık onurunu göz ardı etmesine, yaptığı davranış karşısında empati veya suçluluk hissetmemesine yol açtığını ifade ediyor.

Toplu taşıma araçlarının kalabalık yapısının da taciz davranışlarını kolaylaştırabildiğine dikkat çeken Rim Ben Beliş, kalabalık içinde bireysel sorumluluk duygusunun zayıflayabildiğini belirtiyor. Kişinin kalabalığın içinde kendisini daha az sorumlu hissetmesi, kendi davranışlarını denetleme mekanizmasını da zayıflatabiliyor.

Rim Ben Beliş’e göre fail, diğer yolcuların sessizliğini veya olay karşısındaki geçici pasifliğini örtük bir kabul ya da müdahale edilmeyeceğinin işareti olarak yorumlayabiliyor. Bu durum, failin kendisini daha güvende hissetmesine ve saldırgan davranışlarını sürdürmesine zemin hazırlıyor.

Cinsel tacizin kadınların ruh sağlığı ve günlük yaşamı üzerindeki uzun vadeli etkilerine de değinen Rim Ben Beliş, “Yaşananlar yalnızca olay anıyla sınırlı kalmıyor” diye belirtti. Rim Ben Beliş, “Bu deneyim, kadınlarda sürekli tetikte olma hâline ve travma sonrası stres belirtilerine yol açabiliyor. Yolculuk boyunca çevrelerini gözlemlemek ve her an yeni bir taciz yaşanabileceğine karşı hazırlıklı olmak zorunda kalmaları, genel kaygıyla birleşen ciddi bir psikolojik yorgunluk yaratıyor” diyor.

Bazı kadınlarda bu etkilerin zamanla kalabalık veya kapalı alanlardan kaçınmaya dönüştüğünü belirten Rim Ben Beliş, kadınların yaşadıkları deneyim nedeniyle günlük ulaşım güzergâhlarını değiştirmek zorunda kalabildiğini, özel ulaşım araçlarını kullanarak ek masraflar üstlendiğini, hatta tacizin tekrarlanmasından kaçınmak için önemli iş ve eğitim fırsatlarından vazgeçebildiğini ifade ediyor.

Kadınları suçlama kültürü failleri koruyor

Cinsel taciz sorununun yalnızca tacize maruz bırakılan kadınların yaşadığı psikolojik etkilerle sınırlı olmadığını belirten Ben Beliş, "Toplum tacizi giyim tarzı veya dışarı çıkma saatiyle ilişkilendirdiğinde, fail bilişsel çarpıtma ve yansıtma mekanizmasına dayanarak kendi davranışına kadının hareketlerinin sebep olduğuna kendini inandırır. Bu da onu ahlaki ve hukuki sorumluluktan muaf tutar. Diğer yandan bu kültür, kadınları toplumsal damgalanma korkusuyla sessizliğe gömer; bu da tacizcinin cezasız kalmasını ve eylemini caydırıcı bir engelle karşılaşmadan tekrarlamasını sağlar" diyor.

Toplu taşıma araçlarında cinsel tacizin önlenmesi için yalnızca güvenlik tedbirlerinin yeterli olmayacağını belirten Rim Ben Beliş, kültürel ve psikolojik dönüşümün de gerekli olduğunu vurguluyor.

Rim Ben Beliş, “Tacizle mücadele yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamaz. Kurumların ve bireylerin katılımıyla yaygın anlayışların değiştirilmesi gerekiyor. Mağduru suçlama kültürünün tamamen terk edilmesinden, tanıkların ve diğer yolcuların ihlalleri önlemek için birlikte hareket ettiği toplumsal bir güvenlik ağının kurulmasına kadar kapsamlı adımlar atılmalı” değerlendirmesinde bulunuyor.

Kadın örgütlerinden yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi çağrısı

Cezayir’deki kadın hareketleri ve dernekleri, toplumsal farkındalığın artırılmasının yanı sıra mevcut yasaların uygulanması, yeniden düzenlenmesi ve cezaların ağırlaştırılması için çağrılarını sürdürüyor. Kadın örgütleri, kültürel dönüşümü destekleyecek ve failler üzerinde caydırıcı etki yaratacak hukuki mekanizmaların oluşturulmasını istiyor.

Öne çıkan taleplerden biri, kadınların şikâyetinden vazgeçmesi hâlinde fail hakkındaki adli takibin durdurulmasına olanak tanıyan yasal hükmün kaldırılması. Kadın örgütleri, bu düzenlemenin ortadan kaldırılmasının, kadınların şikâyetlerini geri çekmeleri için maruz kaldıkları toplumsal baskıyı azaltacağını savunuyor.

Örgütler ayrıca toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti bütünlüklü biçimde ele alan kapsamlı bir çerçeve yasanın çıkarılmasını talep ediyor. Talepler arasında kadınların çalışma hakkının güvence altına alınması, çalışan kadınları tacizden koruyacak güvenli iş ortamlarının oluşturulması ve ekonomik bağımsızlıklarının güçlendirilmesi de yer alıyor.

Kadın örgütlerine göre ekonomik güçlenme, kadınların şiddete karşı koyabilmesi ve yaşadıklarını yetkili makamlara bildirebilmesi açısından temel bir koruma mekanizması niteliği taşıyor.