Kadın aktivistler: Bizim savaşımız erkeklerle değil, ataerkil sistemledir

Kadınların 47 yıllık mücadelesinin Jîna devrimiyle zirveye ulaştığını belirten kadın aktivistler, ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devriminin kadınların mücadelesinde yeni bir dönem başlattığını söyleyerek, “Savaşımız erkeklerle değil, ataerkil sistemledir” dedi.

HELÎN EHMED

Silêmanî - “Jin, Jiyan, Azadî”, kadınların, gençlerin, özgür ve onurlu bir yaşam isteyenlerin sesi haline geldi. Yalnızca bir devrimin adı olmakla kalmayan “Jin, Jiyan, Azadî”, toplumun içinden doğarak kısa sürede sınırları aşan bir slogana dönüştü. Ortaya çıktığı andan itibaren Kürdistan’ın tüm parçalarında Kürt halkının düşünce ve görüşleri üzerinde toplumsal ve insani bir etki bıraktı. Kadın aktivistler, “Jin, Jiyan, Azadî” devriminin etkisini ve kadınların devrim öncesindeki ve sonrasındaki durumunu anlattı.

Aktivist Çimen Cewan Rûdî, İran İslam Cumhuriyeti’nin kadınlar üzerindeki baskısının 47 yılı aşkın süredir devam ettiğini belirterek, bu süreçte kadınların yaşadığı sorunları anlattı:

“Jîna Emînî devriminden önce İran rejimi, 47 yılı aşkın süredir kadınları baskı altına alıyor ve önlerine çeşitli engeller koyuyordu. Erkekleri kadınlar üzerinde bir otorite haline getirmişlerdi. Kadınların çalışması çok zordu ve ev işlerine mahkum ediliyorlardı. Sorun yalnızca zorunlu başörtüsü değildi; kadınlara erkekler tarafından adeta köle gibi davranılıyordu. Bu ataerkil sistem, kadınları zorla evlendiriyordu. Oysa kadınlar Jîna Emînî devriminden önce de özgürlükleri için mücadele ediyordu. Uzun süredir bir milyon imza kampanyası yürütüyorduk. Bir asırdır Rojhilat Kürdistan ve İran’da kadınlara dayatılan bu ataerkil zihniyete karşı mücadele ediyorduk.”

 

‘Mücadele Jîna devrimiyle zirveye ulaştı’

İran İslam Cumhuriyeti rejiminin kadınlara özel bir günü dahi meşru görmediğini belirten aktivist Çimen Cewan Rûdî, Sine ve Tahran’da düzenlenen Kadınlar Günü etkinliklerine izin verilmediğini ve kadınların baskı altına alındığını söyledi. Kadınların 47 yıl boyunca yürüttüğü mücadelenin Jîna devrimiyle zirveye ulaştığına dikkat çeken Çimen Cewan Rûdî, “Kadınlar ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganıyla seslerini yükseltti. Yaşadıkları acılar artık görünür hale geldi ve kadınları yeniden bastırmak mümkün olmadı. Devrimden önce de kadınlara yönelik şiddet uygulanıyor ve kadınlar buna itiraz ediyordu, ancak bu durum kabulleniliyordu” diye kaydetti.

Zorunlu başörtüsünün yalnızca İran İslam Cumhuriyeti tarafından dayatılmadığını belirten Çimen Cewan Rûdî, ailelerdeki erkeklerin de İran Cumhuriyeti’nin zihniyetini kadınlara dayattığını söyledi. Çimen Cewan Rûdî, “Okullarda çocukların saçından, tüm bedenimizi örten o başörtüsünün altından tek bir tel bile çıktığında cezayla ve okuldan atılmayla karşı karşıya kalıyorlardı. Bu durum kadınları bıktırmıştı. Bu nedenle Jîna devriminde kadınlar artık geri durmadı ve kendilerine uygulanan bu zulmü kabul etmedi. ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devriminden sonra kadınlar ve erkekler birlikte sokaklara döküldü. Artık kadınların saçlarının görünmesi normalleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Jîna Emînî’nin saçının bir bölümünün görünmesi nedeniyle katledildiğini hatırlatan Çimen Cewan Rûdî, “Bundan sonra o zorunlu başörtüsü erkekler için de önemini yitirdi. Gösteriler sırasında erkeklerin kız kardeşleri, eşleri ve çocuklarıyla birlikte başörtülerini çıkarıp yaktıklarını gördük. Artık Rojhilat Kürdistan ve İran’da kadınların durumunun Jîna devrimi öncesine döndüğünü söyleyemeyiz. Ancak bugün de kadınlar katliam ve engellerle karşı karşıya kalıyor” dedi.

Çimen Cewan Rûdî, kadınların mücadelesinin yalnızca başörtüsüyle sınırlı olmadığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu devrim yapısal bir harekettir. Erkeklerin din ve namus adına kadınları koruma iddiasından vazgeçmesini sağlıyor. Günümüzde kadınlar bölgede büyük bir ekonomik rol üstleniyor. Bunun yanı sıra Rojhilat Kürdistan’da kadınlar siyasette aktif bir rol oynuyor. Kadınlar cezaevlerinde de direniyor. Jîna devriminden sonra kadınların tutuklanması ve idam edilmelerine yönelik kararlar arttı. Cezaevinde olmalarına rağmen kadınlar burada seslerini yükseltiyor ve direniyor. Artık kadınlar düşmanlarını tanıyor, engelleri, sorunları ve haklarını birbirinden ayırıyor. Bu nedenle kendileri için bir hareket inşa ettiler. Bu da kadınların artık yalnızca başörtülerini çıkarmakla yetinmeyip siyasetin ve ekonominin zirvesine yönelmelerini sağladı. Siyasetin en üst kademelerinde ve iktidar alanında mücadele etmek istiyorlar.”

‘Kadınların meselesi küresel bir meseledir ve hapsedilemez’

Kadınların uluslararası düzeyde dayanışma kurmasının önemine dikkat çeken Çimen Cewan Rûdî, “Beş örgütten oluşan bir kadın platformu aracılığıyla Rojhilat Kürdistan ve İran’daki kadınların dünyanın dört bir yanındaki kadınlarla bağlantı kurması ve seslerini dünyaya duyurması hedefleniyor. Sonuç olarak kadınların meselesi küresel bir meseledir ve hapsedilemez. Kadınların engelleri aşarak başarıya ulaşması için ortak çalışma ve mücadele gerekiyor. Zeynep Celaliyan ve diğer kadın tutuklulara destek olunması gerekiyor. Aileleri ve arkadaşları onları ziyaret edemese de onlar cezaevlerinde mücadele ve direnişlerini sürdürüyor. Bizim savaşımız erkeklerle değil, ataerkil sistemledir. Özgür bir yaşamın güvence altına alınması için kadınların, erkeklerin ve ailelerin birlikte İran rejimine karşı mücadele etmesi gerekiyor” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

‘Jin, Jiyan, Azadî devrimi kadınlara birliği öğretti’

 

Rojhilat Kürdistanlı genç aktivist Bawan Heqbin ise, “Jin, Jiyan, Azadî” sözünün Jîna Emînî’nin mezarı başında bir kadın tarafından dile getirildiğini belirterek, bu sözün zamanla devrimin adı haline geldiğini söyledi. Bawan Heqbin, “‘Jin, Jiyan, Azadî’ devrimi, şehit Jîna’nın mezarı başında bir kadın tarafından başlatıldı. Bu söz ilk olarak bir kadının ağzından çıktı, ardından gösteriler sırasında yankılandı ve dile getirildi. Daha sonra birbirini kabul etme aşamasına dönüştü. ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devrimi, biz kadınlara birlik ve sevgiyi öğretti” şeklinde konuştu.

“Jin, Jiyan, Azadî” devriminin akılcı bir devrim olduğunun altını çizen Bawan Heqbin, “Koşullar üzerine akılla düşünüldüğünde iktidar buna karşı duruyor. Bölgelerde kadınların birlik olmasına izin vermiyor. İran İslam Cumhuriyeti iktidarı tarafından yurttaşların, özellikle de kadınların toplanma ve bir araya gelme hakları büyük ölçüde kısıtlanıyor. Günümüzde bazı üniversiteler kapatılmış durumda ya da dersler çevrimiçi yapılıyor. Gençlerin bir araya gelmesi engelleniyor. Gençlerin her türlü buluşmasından ve bir araya gelmesinden korkuyorlar. Gençlerin kafelerinin büyük bir bölümü ya gözetim altında ya da kapatılmış durumda. Gençlerin farklı düşüncelerini birbirleriyle paylaşmamaları, mücadele ve direniş yürütmemeleri için İran İslam Cumhuriyeti rejimi gençlerin her türlü buluşmasından ve bir araya gelmesinden korkuyor” sözlerine vurgu yaptı.

Gençlerin bir araya gelerek tarih boyunca kimliklerini korumaları ve bölgedeki mücadele ile direnişi büyütmeleri gerektiğini belirten Bawan Heqbin, sözlerini şöyle tamamladı:

“‘Jin, Jiyan, Azadî’ felsefesiyle mücadele sürdürülmeli. Bu devrim, özgür bir toplumun özgür kadın olmadan inşa edilemeyeceğini kanıtladı. Gerçekten de hepimiz devrimin mücadelesinde ve faaliyetlerinde yer aldık, gösterilerde sesimizi duyurduk. Umarım kadınlar umutlarını kaybetmez. Şu anda hassas bir dönemden geçiyoruz. Bu dönem Rojhilat Kürdistan’dan Kürdistan’ın bütün parçalarına kadar yaşanıyor. Bu dönemi dikkatli bir şekilde ve kadınların kazanımlarıyla aşmalıyız. Hiçbir taraf bizi durduramamalı. Gençlere ve kadınlara yönelik saldırılar bizi durdurmamalı; birbirimize destek olmalı ve umudumuzu kaybetmemeliyiz. Çünkü gelecek açıktır.”