Mısır'da kadınlar arasında intihar oranları neden artıyor?
Mısır’da intihar vakalarındaki artış, derinleşen ekonomik ve sosyal krizi ortaya koyuyor. Avukat Shaimaa Hassan, yetersiz nafaka, uzun dava süreçleri ve zayıf destek mekanizmalarının kadınları ağır bir baskı altına koyduğunu belirtti.
ASMAA FATHI
Mısır- Mısır’da son dönemde özellikle kadınlar arasında intihar oranlarında dikkat çekici bir artış yaşanırken, bu durum yalnızca bireysel vakalar değil, yoksulluk, sosyal damgalanma, zayıf yasal koruma ve ekonomik baskıların iç içe geçtiği daha derin bir krizi gösteriyor. Özellikle aile mahkemelerinde davaları süren kadınların bu tablo içinde öne çıkması, hem yasal sürecin hem de toplumsal destek mekanizmalarının yeterliliğini sorgulatıyor; çünkü dava süreçleri çoğu zaman adaleti sağlamaktan çok ek bir yük haline geliyor.
Kadınlar, sınırlı kaynaklarla aile geçimini üstlenirken aynı zamanda toplumsal rollerin getirdiği ağır sorumluluklarla karşı karşıya kalıyor, bu da yalnızlık ve umutsuzluk duygularını arttırıyor. Ayrıca boşanmış kadınlar başta olmak üzere bazı kadın gruplarının sürekli damgalanması, yaşanan zorlukları daha da derinleştiriyor ve krizin sosyal boyutunu güçlendiriyor. Bu nedenle ortaya çıkan tablo, hem sosyal hem de yasal koruma sistemlerindeki eksikliklerin ve biriken baskıların birleşiminden kaynaklanan çok katmanlı bir soruna işaret ediyor.
Kadınlar umutsuzluğa sürükleniyor
Avukat Shaimaa Hassan, ailelerinin tek geçim kaynağı olan kadınların, mali yüklerden başlayarak bazılarının maruz kaldığı sosyal damgalanmaya kadar uzanan, katlanarak artan baskılarla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Shaimaa Hassan, bu baskıların ekonomik güvence eksikliğiyle birleştiğinde, özellikle yeterli destek olmadan çocuklarını tek başlarına geçindirmek zorunda kalan kadınları umutsuzluğa sürükleyebildiğini kaydetti.
Shaimaa Hassan, “Ayrılıktan sonra kadınların karşılaştığı en önemli zorluklardan biri hukuki boyut. Mahkeme kararları çoğu zaman asgari bir yaşam standardını garanti edemiyor. Bu eksiklik, kadınların başa çıkma kapasitesini doğrudan etkiliyor. Ayrıca yasal metinlerle uygulama arasındaki boşluk, birçok kararı etkisiz hale getiriyor” dedi.
Kadınlar sürekli baskı altında
Bazı kadınların aldığı nafaka ödemelerinin yaşamın talepleri için yetersiz olduğunu belirten Shaimaa Hassan, “Nafaka ödemeleri kimi zaman yalnızca birkaç bin Mısır lirasına ulaşıyor ve bu miktar yiyecek, barınma, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlar için yeterli olmuyor. Bu gerçeklik kadınları sürekli baskı altında bırakıyor ve bazılarını hayattan tamamen çekilmeyi düşünmeye itebiliyor. Bu durumun daha da kötüleşmesini önlemek için ilgili tüm tarafların müdahalesi gerekiyor. Kriz yalnızca kararların verilmesiyle sınırlı değil, aynı zamanda ciddi karmaşıklıklar barındıran uygulama mekanizmalarına da uzanıyor. Bu eksiklik, haklara erişimi zahmetli ve belirsiz bir sürece dönüştürüyor. Özellikle devlet memurları ile serbest meslek sahipleri arasındaki uygulama farklılıkları, adalete erişimde ek boşluklar yaratıyor” ifadelerini kullandı.
Kadınların yaşadığı sıkıntılar derinleşiyor
Özellikle eşin devlet memuru olmadığı durumlarda, mahkeme kararlarının uygulanmasının ciddi bir zorluk olmaya devam ettiğini kaydeden Shaimaa Hassan, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu durumda kadınlar, lehlerine birden fazla karar çıkmış olsa bile sınırlı meblağlarla yetinmek zorunda kalabiliyor. Bu miktarlar çocukların ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor, kadınların yaşadığı sıkıntıyı derinleştiriyor ve çaresizlik duygusunu artırıyor. Sivil toplumdan gelen bazı girişimlere rağmen, özellikle en savunmasız kadınlara ulaşma konusunda etkinlik sınırlı kalıyor. Derin bir umutsuzluk yaşayanlar çoğu zaman kendilerini toplumdan izole ediyor ve bu da bu girişimlerin onlara ulaşmasını zorlaştırıyor. Bu tablo, son dönemde bazı kişiler için hayatına son verme seçeneğinin daha olası hale gelmesiyle birlikte, sunulan desteğin niteliği ve krizin ölçeğiyle uyumluluğu konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Tüm bunlar, ister aile içinde ister iş yaşamında olsun, krizlerle başa çıkma ve çözüm üretme konusunda daha geniş bir yapısal soruna işaret ediyor.
‘Kapsamlı reformlar şart’
Farkındalık seminerleri ve psikolojik destek seansları önemli olsa da, özellikle derin bir umutsuzluk yaşayan kadınlar çoğu zaman içlerine kapanıyor ve bu tür faaliyetlere katılmıyor. Bu nedenle tek başına yeterli değiller. Kriz, daha derin müdahaleler ve en çok ihtiyaç duyanlara doğrudan erişim gerektiriyor. Bu tablo karşısında, yasal prosedürlerin gözden geçirilmesinden toplumsal bilinçlendirmeye kadar uzanan kapsamlı reformlar şart. Çözümler, sorunun farklı boyutlarını dikkate alan bütünleşik bir yaklaşım gerektiriyor. Özellikle gereksiz yere uzayabilen dava süreçlerinde, kadınlar üzerindeki zaman ve prosedürel yükün azaltılması büyük önem taşıyor, zira bu durum, özellikle ailelerinin tek geçim kaynağı olan ya da uzun süreçleri karşılayacak geliri bulunmayan kadınlar için hayatı daha da zorlaştırıyor.”
‘Etkili bilinçlendirme kampanyaları başlatılmalı’
Uzlaşma ofislerindeki bekleme süreleri gibi gereksiz prosedürlerin azaltılması ve dava ile temyiz süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini belirten Shaimaa Hassan, “Özellikle ailenin geçimini sağlayan kadınlar için, krizler derinleşmeden önce müdahale edebilmek adına medya aracılığıyla evlere ulaşan etkili bilinçlendirme kampanyaları başlatılmalı, bununla birlikte doğrudan psikolojik ve sosyal destek de sağlanmalı. İstatistiklerin ve analizlerin ötesinde, gerçek yaşam öyküleri krizin derinliğini açıkça ortaya koyuyor. Bu öyküler, bazı kadınların yaşadığı acıların boyutunu ve baskıların nasıl kritik noktalara ulaşabildiğini gösteriyor. Aynı zamanda bu vakalar, krizlerin trajik sonuçlara dönüşmesini önlemek için acil müdahalenin gerekliliğini de ortaya koyuyor.”
‘Şok edici vakalarla karşılaşıyorum’
Mahkemelere yansıyan davaları anlatan Shaimaa Hassan, “Aile mahkemelerindeki çalışmalarım sırasında, boşanmanın ardından çocuklarıyla birlikte evsiz kalan kadınlar gibi şok edici vakalarla karşılaşıyorum. Bu kadınlardan bazıları bina girişlerinde uyumak, yaşamın temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için merdiven boşluklarını temizlemek zorunda kalıyor. Bu tür koşullar, intihar düşüncelerine yol açabiliyor, ancak bu her zaman ölüm arzusu değil, çoğu zaman çözümsüz bir gerçeklikten kaçış anlamına geliyor. İntihara sürüklenen kadın sayısındaki artış, bireysel vakaların ötesinde karmaşık bir krizi ortaya koyuyor ve sosyal ile yasal koruma sistemlerindeki ciddi eksikliklere işaret ediyor. Günlük yaşamın ağır baskıları, dava süreçlerinin karmaşıklığı ve yetersiz kurumsal destek arasında birçok kadın, taşıma kapasitelerinin çok ötesinde yüklerle karşı karşıya kalıyor” diye kaydetti.
‘Kapsamlı bir sistem inşa edilmeli’
Shaimaa Hassan, sözlerinin sonunda ise çözüme dair şu vurguyu yaptı:
“Bu krizin çözümü, kısmi ya da geçici müdahalelerde değil, ekonomik adaleti, hızlı ve etkili işleyen yasal süreçleri, aynı zamanda güçlü psikolojik ve sosyal destek mekanizmalarını garanti altına alan kapsamlı bir sistemin yeniden inşasında yatıyor. Ancak bu şekilde, kadınlar umutsuzluğun eşiğine sürüklenmek yerine, daha güvenli ve insanca bir yaşamın kapılarını aralayabilir.”