Gazze’de gazeteciler hedefte: Filistin için yazıyoruz
Filistinli Gazeteciler Sendikası, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde düzenlediği eylemde İsrail’in gazetecilere yönelik saldırılarını protesto etti.
RAFIF ESLEEM
Gazze- Filistinli Gazeteciler Sendikası, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla, “Kanla Filistin için yazıyoruz” sloganıyla Gazze ve Batı Şeria’da İsrail güçlerinin gazetecileri hedef almasını protesto eden bir eylem düzenledi. Eylem, saldırılarda yaşamını yitiren gazetecilerin anısına ve zor koşullar altında gerçeği aktarmaya çalışan saha çalışanlarına destek amacıyla gerçekleştirildi.
Filistinli Gazeteciler Sendikası Genel Sekreterlik Üyesi ve Eğitim Komitesi Başkanı Ala Kassab, eylemin Dünya Basın Özgürlüğü Günü kapsamında düzenlendiğini belirterek, Filistinli gazetecilerin iki buçuk yıldır İsrail güçlerinin giderek artan baskıcı uygulamalarına karşı direndiğini söyledi. Ala Kassab, bunun yalnızca Filistinli gazetecilerle sınırlı olmadığını, Ortadoğu’daki gazetecileri de etkilediğini ifade etti.
262’den fazla gazeteci yaşamını yitirdi
Gazze’de savaşın başlangıcından bu yana 262’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini, binlercesinin yaralandığını belirten Ala Kassab, 270 gazetecinin barınma veya tedavi amacıyla Gazze’den ayrılmak zorunda kaldığını aktardı. Ayrıca 4 bin 500’den fazla Arap ve uluslararası gazetecinin bölgeye girişinin engellendiğini ve bunun İsrail’in Filistin anlatısını bastırma politikasıyla bağlantılı olduğunu vurguladı.
Tüm bu kısıtlamalara rağmen gazetecilerin Gazze içinden haber aktarmayı sürdürdüğünü belirten Ala Kassab, hastanelerden, sokaklardan yayın yaptıklarını, doğrudan hedef alındıklarını, öldürüldüklerini ve yaralandıklarını ancak gerçeği aktarma görevini bırakmadıklarını söyledi. Güney Lübnan’da İsrail saldırısında hayatını kaybeden gazeteci Emel Halil’i hatırlatan Ala Kassab, bunun gazetecilere yönelik sistematik hedef almanın bir örneği olduğunu ifade etti.
38 kadın gazeteci yaşamını yitirdi
Gazze’de savaş boyunca 38’den fazla kadın gazetecinin yaşamını yitirdiğini belirten Ala Kassab, sahada çalışan kadın gazetecilerin erkek meslektaşlarına göre daha ağır koşullarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Kadın gazetecilerin hem aile sorumluluklarını yerine getirdiğini hem de haber takibini sürdürdüğünü; yemek yaptıklarını, yer değiştirmek zorunda kaldıklarını, zor koşullarda yaşamlarını sürdürürken aynı zamanda kameranın önünde ve arkasında çalışarak Filistin hikayesini dünyaya aktardıklarını dile getirdi.
‘Kardeşlerimin ölüm haberini canlı yayında aldım’
“El-Kufiya” televizyonu muhabiri Nahid Ebu Herbîd, savaş boyunca sahada görev yaptığını ve İsrail saldırılarında kardeşlerinin öldüğünü canlı yayında öğrendiğini anlattı. Bu haber karşısında gözyaşlarına boğulduğunu ancak kendini toparlayarak görevine devam ettiğini söyleyen Nahid Ebu Herbîd, bunun meslek hayatındaki en zor anlardan biri olduğunu belirtti. Geçtiğimiz ay da üç gazetecinin hava saldırılarında hayatını kaybettiğini ekledi.
İsrail güçlerinin Gazze, Lübnan, Yemen ve genel olarak Ortadoğu’daki çatışma alanlarında gazeteciler arasında ayrım yapmadığını vurgulayan Nahid Ebu Herbîd, özellikle Güney Lübnan’da Emel Halil’in öldürülmesini örnek gösterdi. Kameraların hedef alınmasının gerçeği susturamayacağını ifade eden Nahid Ebu Herbîd, çok sayıda gazetecinin gerçeği aktarmaya devam edeceğini söyledi.
Filistinli kadın gazetecilerin doğrudan hedef alınma, takip ve gözaltı riskine karşı sürekli desteğe ihtiyaç duyduğunu belirten Nahid Ebu Herbîd, gazetecilerin çalışmaları sayesinde dünyanın yaşananları görebildiğini vurguladı. Gazeteciliğin evrensel bir hak olduğunu ve hiçbir gazetecinin bu nedenle hedef alınmaması gerektiğini ifade etti.
‘Sıradaki kurban olmaktan korkuyorum’
Gazeteci İman el-Acle ise eyleme, Gazze’de gerçeği aktarmaya çalışan kadın gazetecilere destek vermek için katıldığını söyledi. İsrail’in gerçekleri gizlemeye çalıştığını belirten İman el-Acle, gazetecilerin ilk günden bu yana yaşananları kınadığını ancak uluslararası toplumun sessiz kaldığını ifade etti. Uluslararası yasaların ve gazetecileri koruma mekanizmalarının kağıt üzerinde kaldığını dile getirdi.
Savaş sırasında birkaç kez yaralandığını belirten İman el-Acle, Güney Lübnan’da hayatını kaybeden Fatma Fetuni ve Emel Halil gibi kendisinin de hedef alınabileceğinden endişe ettiğini söyledi. Uluslararası kurumlara çağrıda bulunan İman el-Acle gazetecilerin korunması için somut adımlar atılmasını istedi ve kendisinin de hayatını kaybeden gazeteciler listesine eklenmemesi için önlem alınması gerektiğini vurguladı.