Hermote’de kadınlar hem üretiyor hem dayanışmayı yaşatıyor
Koye’ye bağlı Hermote köyünde kadınlar, geçmişte tarım ve ev işlerinin tümünü üstlenerek ailelerinin geçimini sağladı. Tütün üretiminden zeytin hazırlamaya uzanan emekleri ve imece geleneğiyle kadınlar, köyde dayanışmayı sürdürüyor.
ŞİLÊR KOYİ
Koye - Hermote köyü, Güney Kürdistan’da Koye ilçesinin batısında yer alıyor. Nüfusunun büyük bölümünü Hristiyanların oluşturduğu köyde, Müslüman aileler de yaşıyor. Birlikte yaşamın, tarihin ve özgünlüğün renkli bir tablosunu yansıtan Hermote, yalnızca güzel doğası ve bereketli topraklarıyla değil, çalışkan, el becerisi yüksek ve yorulmak bilmeyen insanlarıyla da tanınıyor. Özellikle cesur kadınları, alın terleriyle geçimlerini sağlamaları ve en zor koşullarda bile kültürel miraslarını, özgünlüklerini ve el sanatlarını korumalarıyla öne çıkıyor. Meşhur yerel zeytinleri başta olmak üzere tarımsal ürünleri, kolektif çalışma geleneği ve pes etmeyen insanlarıyla Hermote, Güney Kürdistan Bölgesi’nde üretimin ve dayanışmanın önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Köy sakinlerinden Rîzan Markos Avdiş, “Yıllardır sonbaharda zeytin hazırlıyorum. Bu iş 15 Eylül’den 1 Ekim’e kadar sürüyor. Kendime ait bir zeytinliğim yok; Hermote’deki çiftçilerden zeytin satın alıyorum. Her yıl yaklaşık beş ton zeytin hazırlayıp temizledikten sonra müşterilerime ulaştırıyorum. Müşterilerimin çoğu Hewlêr’den geliyor. Bazen siparişleri teslimat yoluyla da gönderiyorum” dedi.
2007 yılına kadar Bağdat’ta yaşadıklarını kaydeden Rîzan Markos Avdiş, “Koşullar kötüleşince göç etmek zorunda kaldık ve köyümüz Koye’ye döndük. Burada işimiz yoktu. İş aradım ama bulamadım. Bunun üzerine ekmek yapmaya, ayakkabı tamir etmeye ve zeytin hazırlamaya başladım. Zamanla işlerim büyüdü. Şimdi hem ayakkabı tamiri yapıyorum hem de zeytin hazırlıyorum. Bu iki işle evimin geçimini sağlıyorum. Evet, çok yoruluyorum ama kimsenin eline bakmıyoruz” sözlerine dikkat çekti.
İmece usulü çalışıyorlar
Zeytinlerin iki çeşidi olduğunu dile getiren Rîzan Markos Avdiş, “İki çeşit zeytinimiz var: yuvarlak ve uzun. Yuvarlak olanın çekirdeği küçük, eti ise fazladır. Genellikle taşla kırıyoruz ve çoğunu kendimiz tüketiyoruz. Uzun olan ise bakla gibi ince ve uzun. Zeytinleri hazırlamak için önce üç gün suda bekletiyoruz, ardından güneşin altına koyuyorum. Komşularımız ve akrabalarımız geliyor, hep birlikte imece usulüyle zeytinleri tek tek kırıyoruz. Daha sonra sudan çıkarıp iyice yıkıyorum. Bir kuyumuz var, bu nedenle kuyu suyu kullanıyorum. Zeytinleri büyük bir bidona koyup uygun miktarda tuz ekliyorum; tuz ne az ne de fazla olmalı. Kuyu suyu kullanmak gerekiyor çünkü içme suyunda klor var ve bu su zeytin hazırlamak için uygun değil” ifadelerinde bulundu.
Zeytinin sağlıklı bir besin olduğunu vurgulayan Rîzan Markos Avdiş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Zeytin yemek sağlık, cilt ve kolesterol açısından çok faydalıdır. Özellikle Hermote zeytini oldukça faydalıdır. Ben zeytinleri tamamen doğal yöntemlerle hazırlıyorum, içine hiçbir ilaç koymuyorum. Hazırladığım zeytinler Fransa’ya kadar ulaştı. Hermote’nin toprağı bereketli ve güzeldir. Yalnızca zeytin değil, burada yetişen bütün ürünler lezzetlidir. Bu zeytinlerden siyah zeytin de yapıyoruz. Siyah zeytin çok faydalıdır. Yağını da çıkarıyoruz; kiliseye götürüyorlar ve biz Hristiyanlar bu yağı kullanıyoruz. Hermote kadınları olarak köyümüzde bir zeytin işleme tesisinin kurulmasını istiyoruz. Geçen yıl Tarım Bakanı, köyümüzde bir tesis açacağına dair bize söz verdi, ancak hala açılmadı. Umarız gelecekte bizim için bir tesis kurulur çünkü buna çok ihtiyacımız var.”
Hermote köyünde yaşayan emekli memur Meryem Şammo Gurgis ise, “Koye’de ve Hermote’de doğdum. Daha sonra Bağdat’a ve Enkawa’ya gittik, ardından yeniden Hermote’ye döndük. Eskiden burada kadınlar olarak zeytin yetiştirir, tütün eker ve inek sağardık. Bütün işleri biz yapardık” dedi.
Tütün ve zeytinde kadın emeği
Siyah zeytin hazırlamasıyla tanınan Meryem Şammo Gurgis, “Topladığımız zeytinleri, önünün ve arkasının siyahlaşmasını ve tamamen olgunlaşmasını beklemeden hazırlamıyoruz. Zeytinin çekirdeği siyah olmazsa kendisi de lezzetli olmaz. Zeytinler siyahlaşınca topluyor ve iyice yıkıyoruz. Daha sonra hazırlayıp dondurucuda porsiyonlar halinde saklıyoruz. İhtiyaç duyduğumuzda çıkarıyor, isteğimize göre ekşi sos, sirke ve başka malzemeler ekliyoruz” diye konuştu.
Hermote kadınlarının cesareti ve çalışkanlığına dikkat çeken Meryem Şammo Gurgis, geçmişte kadınların bütün tarım ve ev işlerini yaptığını, evlerinin ve çocuklarının geçimini kendilerinin sağladığını söyledi. Topzawa köyüne kadar uzanan arazilerin tamamında tütün ekildiğini belirten Meryem Şammo Gurgis, gece 00.00’da tarlaya giderek uykulu gözlerle yaprak topladıklarını, sabah 09.00’a kadar çalıştıktan sonra eve döndüklerini ve akşamları tütünleri kurutmak için Çardak’a götürdüklerini anlattı.
Meryem Şammo Gurgis, bugün de her yıl olduğu gibi bir araya gelerek Rîzan Markos Avdiş’e yardım ettiklerini ve birlikte zeytin hazırladıklarını belirtti. İmece usulüyle çalışmanın köyde uzun yıllardır sürdürülen bir gelenek olduğunu kaydeden Meryem Şammo Gurgis, birlikte çalışıp sohbet ettiklerini ve ikindi vakti çay içtiklerini, bu sayede işlerini daha çabuk bitirdiklerini söyledi.