Girê Spî’den göç eden kadınlar güvenli dönüş için güvence istiyor

Türk devletinin işgali nedeniyle Girê Spî’den 7 yıl önce göç etmek zorunda kalan kadınlar, yıllardır süren yerinden edilmenin ardından topraklarına ve evlerine güvenli şekilde dönmek için güvence ve mekanizmaların oluşturulmasını talep ediyor.

NURŞAN ABDİ

Kobanê - Türk devleti, 9 Ekim 2019 yılında Kuzey ve Doğu Suriye’nin Girê Spî ve Serekaniyê kentlerine yönelik saldırı gerçekleştirdi. Saldırı, iki kentin işgal edilmesine ve binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açarken, sivillere yönelik ihlaller yaşandı ve çok sayıda kişi evlerini ve mülklerini kaybetti. Yerinden edilenlerin göç yolculuğu, Girê Spî’den göç edenleri barındırmak amacıyla 22 Kasım 2019’da Rakka kırsalında kurulan “Tel Es-Semen” Kampı’na kadar sürdü. 6 Ocak’ta Rakka, Tebqa ve “Tel Es-Semen” Kampı’na yönelik saldırılar nedeniyle kent sakinleri bu kez Kobanê’ye göç etmek zorunda kaldı.

Ajansımız, Girê Spî halkı ve kadınlarının Kobanê kentindeki “Direniş Müzesi”ne sığınan halkın yaşadığı zorlukları görüntüledi.

Eve güvenli dönme umudu

Enkaz ve yıkıntılar arasında yaşamlarını sürdürmek zorunda kalan aileler, kendileri ve çocukları için burada barınmaya çalışıyor. Göçün tüm zorluklarına rağmen topraklarına ve yurtlarına bağlılıklarını koruyan halk, evlerine güvenli bir şekilde dönme umudunu sürdürüyor. Saldırının 7’nci yıldönümünde ajansımıza konuşan göçmen kadınlar, yaşadıkları zorlukları anlattı.

Girê Spî kentinden göç eden 60 yaşındaki Aliya Muhammed Ali, 7 yıl önce kentlerine yönelik saldırıların ardından göç etmek zorunda kaldıklarını söyledi. Aliya Muhammed Ali, yaklaşık 200 askeri aracın Türk bayrakları ve paramiliter güçlerin bayraklarıyla köylerine girdiğini hatırlatarak, bu süreçte sivillere yönelik gözaltı ve ihlaller yaşandığını belirtti. Yaşananların halk arasında korku yarattığını ifade eden Aliya Muhammed Ali, insanların evlerini terk ederek kentten göç etmek zorunda kaldığını aktardı.

Göç ettiği yerleri anlatan Aliya Muhammed Ali, sözlerine şöyle devam etti:

“Göç ettiğimizde ilk olarak Kobanê kırsalındaki köylere gittik. Yaklaşık iki yıl boyunca bu köyler arasında yer değiştirdik. Daha sonra ‘Tel Es-Semen’ Kampı’na geçtik ve yaklaşık beş yıl burada kaldık. Evimize dönme ve güvenli bir şekilde yaşama umuduyla bekledik. Rakka ve kırsalına yönelik saldırıların ardından yeniden göç etmek zorunda kaldık ve Kobanê’ye geldik. Burada soğuk ve kar nedeniyle çok zor koşullarla karşılaştık. Yaklaşık iki ay boyunca eşimin akrabalarının yanında kaldık. Aralarında çocukların da bulunduğu yaklaşık 30 kişi tek bir odada yaşadık. Evimizden ayrıldığımız günden bugüne kadar yaşadığımız mağduriyet devam ediyor.”

Yaşam koşullarından yoksun evlerde yaşadılar

Aliya Muhammed Ali, ailesiyle birlikte Kobanê kentindeki “Direniş Müzesi”nde kaldıklarını ifade ederek, “Burada kısmen zarar görmüş bir ev bulduk. Evi onardım; kapıları, kanalizasyonu, elektriği ve suyu kullanıma uygun hale getirdim. Ancak ev hala yaşam koşullarından yoksun. Kış aylarında yağmur suyu eve sızıyor. Göç yolculuğumuz acı ve zorluklarla doluydu. Evimizin tamamen yıkıldığını bilmemize rağmen kentimize ve evimize güvenli bir şekilde dönmek istiyoruz. Yerinden edilenlerin topraklarına ve evlerine dönmelerinin sağlanmasını istiyoruz” dedi.

Girê Spî kentine bağlı “Şeb’a” köyünden göç eden Emine Qadir ise, 9 Ekim 2019 gecesi ailesiyle birlikte bombardıman ve silah seslerini duyduklarını, şafak vakti ise Türk devletine ait uçakların eşlik ettiği askeri konvoyları gördüklerini söyledi. Bombardımanın köye ulaştığını ve eşinin iki kardeşi ile akrabalarının gözleri önünde yaralandığını belirten Emine Qadir, eşinin iki kardeşinin hala kayıp olduğunu ifade etti.

Köyden köye göç

Emine Qadir, “Çocuklarımızın güvenliği için köyü terk etmek zorunda kaldık. O sırada eşim işteydi ve o da yaralandı. Yaklaşık bir ay boyunca kendisinden haber alamadık. Daha sonra tedavi için önce Kobanê’ye, ardından Tebqa’ya götürüldüğünü öğrendik. Kendisiyle iletişim kurduğumuzda hayatta olduğunu doğruladık. Şafak vakti uçak ve bombardıman sesleri arasında, büyük bir korku ve karmaşa içinde köyden çıktık. Yanımıza hiçbir ihtiyaç malzemesi alamadık. Çocuklarımızı korumak için evimizi, mallarımızı ve sahip olduğumuz her şeyi geride bırakmak zorunda kaldık” sözlerine dikkat çekti.

Göç yolculuklarının Kobanê’nin doğu kırsalındaki “Cilbê” köyüne gitmeleriyle başladığını söyleyen Emine Qadir, daha sonra “Mila” köyüne geçtiklerini dile getirdi. Ailenin köyler arasında yer değiştirdiğini, yollarda ve okullarda uyumak zorunda kaldığını aktaran Emine Qadir, birkaç ay sonra Tel Es-Semen Kampı’na geçtiklerini sözlerine ekledi.

Kışın yağmur ve soğukla, yazın ise sıcakla mücadele

Kamp yaşamının zorluklarla dolu olduğunu kaydeden Emine Qadir, “Kampta yaşam çok zordu. Kışın yağmur ve soğukla, yazın ise sıcakla mücadele ettik. Çocuklarımızın geleceğinin ne olacağını bilmiyorduk. Buna rağmen kamp, geldiğimiz bölgeye kıyasla bize belli ölçüde güvenlik ve istikrar sağlıyordu. Yaklaşık altı yılımızı kampta geçirdik. Daha sonra Rakka ve kırsalına yönelik saldırılar nedeniyle yeniden göç etmek zorunda kaldık ve Kobanê’ye geldik. Burada da birkaç ay okullarda kaldık” şeklinde konuştu.

Okullardaki yaşamın özellikle çocuklar için çok zor olduğunu söyleyen Emine Qadir, “Bu nedenle Kobanê Müzesi’ne geldik ve yaşayabileceğimiz bir evi onardık. Halkın yaşadığı göç acısı artık yeter. Bizler evimize dönmeyi talep ediyoruz. Çocuklarımızın güvenli ve istikrarlı bir yaşam alanına ihtiyacı var. Yıllarca süren göç nedeniyle çocuklarımız psikolojik sorunlar yaşıyor. Bir evden diğerine, bir köyden diğerine taşınmak onları etkiledi. Girê Spî halkının güvenli bir şekilde geri dönmesi, topraklarına ve evlerine kavuşması sağlanmalı” çağrısında bulundu.

Girê Spî’nin yanı sıra Türk devleti Efrîn ve Serêkaniyê kentlerini de işgal etti. Suriye geçici yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (QSD) arasında 29 Ocak’ta imzalanan ve yerinden edilenlerin bölgelerine dönüşlerinin güvence altına alınmasını öngören anlaşma kapsamında Efrîn halkının dönüşü başladı. Serekaniyê halkının dönüşüne ilişkin hazırlıklar ise sürüyor. Girê Spî halkının dönüş dosyası ise hala görüşülürken, kent halkının güvenli bir şekilde topraklarına dönmesini sağlayacak açık güvence ve mekanizmalar henüz oluşturulmadı.