Fas’ta kadınlara yönelik şiddete karşı hukuki reform çağrısı

Fas’ta kadınlara yönelik şiddetle mücadelede hukuki ve kurumsal mekanizmaların etkinliği tartışılırken, kadın ve çocukların korunması ve adalete erişiminin güvence altına alınması için yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.

HANAN HARET

Fas - Hukuk ve Adalet Derneği, Göç ve Kalkınma Derneği’nin ortaklığında “Yeni kapsayıcılık ve eşitlik dönemi için birlikteyiz” projesi kapsamında iki hukuki belgenin sunulması ve tartışılması amacıyla ulusal bir toplantı düzenledi.

İlk belge, şiddet mağduru kadın ve kız çocuklarının korunmasına yönelik hukuki çerçevenin güçlendirilmesi için hazırlanan savunuculuk notu olurken, ikinci belge kadınlara yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin 103.13 sayılı yasanın uygulanmasını düzenleyen 2.18.856 sayılı kararnameye ilişkin değerlendirme çalışması ve reform önerilerine odaklandı.

Ulusal komitenin yapısının güçlendirilmesi önerildi

Değerlendirme çalışmasında, söz konusu kararnamenin kadın şiddetine maruz kalanlara yönelik ulusal destek komitesine bağlı sürekli bir idari ve teknik birim öngörmemesinin eksiklik oluşturduğu belirtildi. Komiteye bağlı sekreteryanın görevlerinin ise yalnızca idari ve organizasyonel işlerle sınırlandırıldığı ifade edildi. Çalışmada, mevcut yapının koordinasyon, izleme ve analiz alanlarındaki genişleyen görevlerle yeterince örtüşmediği değerlendirildi.

‘103.13 sayılı yasa yeniden ele alınmalı’

Hukuk ve Adalet Derneği Proje Koordinatörü Amal Emin, toplantının iki belgenin sonuçlarını sivil toplum örgütleriyle tartışmayı ve şiddete maruz bırakılanların korunmasına ilişkin hukuki ve kurumsal çerçevenin geliştirilmesi için savunuculuk sürecinde kullanılabilecek öneriler oluşturmayı amaçladığını söyledi.

Derneğin 103.13 sayılı yasanın yeniden ele alınması gerektiğini düşündüğünü belirten Amal Emin, mevcut hukuki çerçevenin kadınlara yönelik farklı şiddet biçlerini kapsama konusunda daha bütünlüklü hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Bazı prosedürlerin Ceza Kanunu hükümleriyle bağlantılı olduğunu belirten Amal Emin, “Kadınların maruz kalabileceği farklı şiddet biçimlerine yanıt verecek açık ve kapsamlı bir hukuki çerçeve oluşturulmalı. Tartışmalar sırasında gündeme gelen siyasi ve dijital şiddet gibi biçimler de buna dahil edilmeli” dedi.

Kurumsal düzeyde ise kadınlara yönelik şiddet mağdurlarına destek veren ulusal komitenin çalışmalarına ilişkin bazı sorunların bulunduğunu belirten Amal Emin, bunlar arasında komitenin sınırlı bağımsızlığını ve koordinasyon görevlerini yerine getirmesini sağlayacak kendisine ait bir merkezinin bulunmamasını saydı.

Amal Emin, önümüzdeki süreçte savunuculuk faaliyetleri ve milletvekilleriyle görüşmeler yapılacağını, kadın ve kız çocuklarının şiddetten korunmasına ilişkin hukuki ve kurumsal çerçevenin gözden geçirilmesi ve geliştirilmesi için çalışmalar yürütüleceğini söyledi.

‘Şiddetle mücadele yalnızca cezalandırmayla sınırlı olmamalı’

Toplantıdaki konuşmalarda şiddete maruz bırakılan kadınların hukuki korunmasına ilişkin çeşitli sorunlara da dikkat çekildi. Şiddetle mücadelenin yalnızca failin cezalandırılmasıyla sınırlı kalmaması, mağdurun korunması ve desteklenmesini de kapsaması gerektiği vurgulandı.

Bazı durumlarda şiddete maruz kalan bir kadının daha sonra farklı bir hukuki statüyle karşı karşıya kalabileceği belirtilirken, bu durumun hukuk sisteminin mağdur ile hakkında işlem yapılan kişi arasındaki ayrımı yeterince yapıp yapamadığı sorusunu gündeme getirdiği ifade edildi.

Bu kapsamda insan ticareti mağduru kadın ve kız çocuklarının durumu da ele alındı. Katılımcılar, mağdurlar ile ceza soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan kişilerin açık biçimde birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, bazı mağdurların fuhuşla bağlantılı davalarda bizzat yargılanmasının önüne geçilmesi çağrısında bulundu.

Kırılganlık yalnızca ekonomik koşullarla sınırlı değil

Toplantıda “kırılganlık” kavramı da gündeme geldi. Kırılganlığın yalnızca ekonomik durumla bağlantılı olmadığı, kadının iradesinin elinden alındığı veya özgürce karar verme kapasitesinin bulunmadığı durumların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Kürtaj konusu da tartışılan başlıklardan biri oldu. Katılımcılardan biri, bu alandaki düzenlemelerin halen hukuki sorunlar barındırdığını belirterek reformun gecikmesinin bazı kadın ve kız çocuklarını gizli kürtaja yöneltebileceğini ifade etti.

Şiddet suçlarında zamanaşımı meselesinin yanı sıra kadınlara yönelik siyasi şiddet de gündeme getirildi. Katılımcılardan biri, son seçimler sırasında kadınlara yönelik siyasi şiddet vakalarının ortaya çıktığını belirterek, kamusal alanda kadınların maruz kalabileceği farklı şiddet biçimlerine karşı koruma sağlanması gerektiğine dikkat çekti.

Hukuk ve Adalet Derneği, toplantı aracılığıyla sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir savunuculuk zemini oluşturmayı amaçlıyor.

Toplantının sonuçları, yalnızca hukuki metinlerin ve kurumların varlığıyla sınırlı olmayan daha temel bir soruyu gündeme getirdi: Bu kurumların, kadın ve kız çocuklarının şiddetten korunmasına ilişkin hukuki güvenceleri fiili ve kalıcı bir korumaya dönüştürebilmeleri için yeterli kaynak, araç ve izleme mekanizmalarına sahip olup olmadığı.