Kobanêli Sulafa Bouzi: Sanat, Kürt kültürünü yaşatan bir direniş alanı
Hîlala Zêrîn Hareketi’nin desteğiyle sanatını toplumsal sorunları ve Kürt kültürünün varlığını görünür kılan bir direniş alanına dönüştüren Kobanêli genç sanatçı Sulafa Bouzi, sanatın kadınlar için hem ifade hem de değişim gücü taşıdığını söyledi.
SİLVA AL-İBRAHİM
Kobanê - Savaşlardan ve kültürel dışlanmadan etkilenen toplumlarda sanat, sosyal ve politik sorunları ifade etmenin en insancıl yollarından biri olarak öne çıkıyor. Sanat aracılığıyla bireyler hem seslerini duyurabiliyor hem de kimliklerini koruma ve savunma imkanı buluyor. Özellikle kadınların sanatı bir değişim ve etki aracı olarak kullanmadaki rolü dikkat çekiyor.
Sanatı kültürel varoluşu güçlendiren bir direnç alanı olarak kullanıyor
Kuzey ve Doğu Suriye’nin Kobanê kentinde yaşayan genç sanatçı Sulafa Bouzi, bu yaklaşımın dikkat çeken örneklerinden biri. Aile yaşamı ile sanat kariyerini birlikte sürdüren Sulafa Bouzi, sanatını yalnızca bireysel bir ifade alanı olarak değil, aynı zamanda toplumsal sorunları görünür kılan bir araç olarak kullanıyor. Sulafa Bouzi’nin sanatsal üretimi, yüzyıllardır çeşitli baskı ve yok sayılma süreçlerine maruz kalan Kürt kültürünün direnç kapasitesini de görünür kılıyor. Genç sanatçının deneyimi, sanatın yalnızca estetik bir üretim değil, aynı zamanda kültürel varoluşu güçlendiren bir direnç alanı olduğunu ortaya koyuyor.
Hîlala Zêrîn Hareketi üyesi, iki çocuk annesi 24 yaşındaki Sulafa Bouzi, şarkı söyleme yeteneğini küçük yaşlarda keşfetti. Ailesinin teşvikiyle erken yaşlardan itibaren sanatsal etkinliklere katıldığını belirten Sulafa Bouzi, “Sanatsal kariyerime ilkokulda yedi kişiden oluşan ‘Falak’ grubuyla başladım. Bu, halkın karşısına çıktığım ilk adımdı. Sadece gruplarla değil, solo olarak da şarkı söyledim. İlk deneyimim bana özgüven kazandırdı. Baas rejimi döneminde Kürtçe konuşmanın yasak olduğu bir süreçte Kürtçe şarkı söylemek benim için ayrı bir mutluluk ve gurur kaynağıydı” dedi.
‘Direnişi anlatan şarkılar besledik’
Sanatın, toplumsal sorunları ile savaş ve devrimin gerçeklerini ifade etmede farklı bir duygu ve anlatım dili sunduğunu dile getiren Sulafa Bouzi, “Aile ilişkilerinde bile sanat, duyguları güçlü bir şekilde ifade etmede ve görünür kılmada önemli bir rol oynar. Toplumsal değişimlere ayak uyduruyor, devrimi, toplumu ve özellikle kadınları ilgilendiren konularda etkili bir rol üstlenmeye çalışıyoruz. Geçtiğimiz süreçte yaşanan her aşamaya uygun birçok şarkı üretebildik. Örneğin, Tişrîn Barajı’na Türk işgali tarafından saldırı düzenlendiğinde, savaşçıların direnişi ve barajda yaşanan halk direnişine dair birçok şarkı besteledik” ifadelerinde bulundu.
Sulafa Bouzi, sanatın rolünün yalnızca müzikle sınırlı olmadığını vurgulayarak, resim, tiyatro ve şiir gibi tüm sanat dallarının da toplumsal değişim yaratma gücüne sahip olduğunu ifade etti. Sanatın insan duygularına doğrudan hitap ettiğini belirten Sulafa Bouzi, “Bu yönüyle içten gelen bir değişim enerjisi üretme kapasitesine sahiptir. Sanatın toplumu etkileme gücü buradan gelir, tıpkı bir savaşçının düşman saldırılarına silahıyla karşılık vermesi gibi, sanat da tehlikelerle yüzleşebilen bir araçtır.