İran’da en az 12 kadın katledildi

İran’da 23 Ağustos - 22 Eylül tarihlerinde en az 12 kadın ve 3 çocuk, erkekler tarafından katledildi. 2 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirirken, 4 kadın da idam edildi.

Haber Merkezi- İran’da kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet ve katliamlar sürüyor. Kadınların ev içerisinde, çalışma alanlarında ve kamusal yaşamda maruz kaldığı şiddet, koruyucu mekanizmaların yetersizliği ve faillerin tehditlerine karşı etkili önlemlerin alınmaması nedeniyle yaşam hakkı ihlallerine dönüşüyor. Güvenli evlerin bulunmaması, eş veya eski eşlerin tehditlerine karşı etkin yargısal tedbirlerin uygulanmaması ve şiddetin ‘namus’ gerekçeleriyle meşrulaştırılması, kadın ve çocukların yaşamlarını tehdit eden koşulları derinleştiriyor.

İnsan hakları raporlarına yansıyan verilere göre, 23 Ağustos - 22 Eylül tarihleri arasında İran’da en az 12 kadın ve 3 çocuk katledildi. 2 kadın maruz kaldıkları ev içi şiddetin ardından şüpheli şekilde yaşamını yitirirken, 4 kadının da cezaevlerinde idamı gerçekleştirildi.

Kadınlar ve çocuklar en yakınlarındaki erkekler tarafından hedef alındı

24 Ağustos: 40 yaşındaki, 3 çocuk annesi Benfşe Heyderi, Bukan’da tekrarlanan ev içi şiddetin ardından şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

25 Ağustos: Meşhed’de 61 yaşındaki kadın evli olduğu erkek tarafından katledildi.

Aynı gün 43 yaşındaki, Erdebil nüfusuna kayıtlı Zehra Azizpur, Reşt Cezaevi’nde idam edildi.

28 Ağustos: 16 yaşındaki Hana Rekan, Devletabad Mahallesi’nde babası olan erkek tarafından katledildi.

Aynı gün Meşhed’in Torq Şehrak bölgesinde 23 yaşındaki ‘Zehra. R’ ile çocukları 1 yaşındaki Yasin ve 2,5 yaşındaki Radvin, 26 yaşındaki evli olduğu erkek tarafından katledildi.

4 Eylül: 27 yaşındaki Nilüfer Mojaver, 41 yaşındaki bir erkek tarafından ağır işkence ve tecavüze maruz bırakıldıktan sonra beyin ölümü gerçekleşmesi üzerine hastanede yaşamını yitirdi.

6 Eylül: Abade kentinde 27 yaşındaki bir kadın, evli olduğu erkek tarafından katledildi.

Aynı gün 40 yaşındaki Fateme Cihangerd, Meşhed’deki Vekilabad Cezaevi’nde idam edildi.

7 Eylül: Fateme Sadat Tabatabai, Bem kentinde evli olduğu erkek tarafından katledildi.

10 Eylül: ‘Meryem’ adlı bir kadın, Tahran’da evli olduğu erkek tarafından katledildi.

11 Eylül: Doğu Tahran’da 75 yaşındaki bir kadın, oğlu tarafından katledildi.

12 Eylül: Eşnoye’ye bağlı Molla İsa köyünden 27 yaşındaki üç çocuk annesi Sa'da Şenui, maruz kaldığı ev içi şiddetin ardından şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

14 Eylül: 46 yaşındaki, üç çocuk annesi Zeynep Recebi, İsfahan Cezaevi’nde idam edildi.

Aynı gün 45 yaşındaki Rıdvan Asgarzade de İsfahan Merkez Cezaevi’nde (Destgerd) idam edildi.

17 Eylül: Rawanser’e bağlı Mehrgan köyünden 45 yaşındaki Süheyla Mahmudî, erkek kardeşlerinden biri tarafından katledildi.

Aynı gün Tahran’daki Simon Bolivar Bulvarı civarında bir anne, iki kız ve iki erkek çocuktan oluşan 5 kişilik bir ailenin cenazeleri 20 metre derinliğindeki bir kuyuda bulundu. Ailenin yaklaşık bir yıl önce kaybolduğu belirtildi.

22 Eylül: Genç bir kadın, Kerç’in Muhammedşehr kentindeki iş yerinde boşandığı erkek tarafından katledildi.

Bazı vakalar aylar sonra kamuoyuna yansıdı

Eylül ayında kamuoyuna duyurulan bazı kadın ve çocuk katliamları ile işkence vakalarının daha önceki aylarda veya yıllarda gerçekleştiği belirtildi. Haberlerin sansürlenmesi ve yargı süreçlerinin uzun sürmesi nedeniyle bazı vakaların kamuoyuna gecikmeli olarak yansıdığı ifade edildi.

24 yaşındaki Azita Rahmetzehi, Çabahar’da 15 Ağustos’ta evli olduğu erkek tarafından katledildi.

25 Ağustos’tan bu yana kayıp olan 14 yaşındaki Kerecli Atena Kasımî’nin cenazesi, bir ay sonra adli tıp kurumunda bulundu. Atena’nın ölümünden önce işkence gördüğü, saçlarının kesildiği ve beşinci kattan atıldığı belirtildi.

Bir buçuk yıl önce gerçekleşen ve ‘Maria’ adlı bir kadın ile 5 ve 2,5 yaşlarındaki iki çocuğunun katledilmesine ilişkin davanın görülmesi eyalet ceza mahkemesinde tamamlandı. Davaya ilişkin bilgiler ise Eylül ayında kamuoyuna yansıdı.

İnsan hakları gözlemcileri, kadın ve çocuklara yönelik şiddetin önlenmesi için kapsamlı ve caydırıcı yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Kadınların tehdit ve şiddet karşısında korunmaması, güvenli barınma olanaklarının yetersizliği ve failler hakkında etkili önlemlerin alınmamasının, şiddetin ağır sonuçlara ulaşmasına zemin hazırladığı belirtiliyor.