29 ülkede 620 imzacıdan Avrupa Konseyi’ne Abdullah Öcalan mektubu

Nobel ödüllü isimler, siyasetçiler ve hak savunucularının da yer aldığı 29 ülkeden 620 isim, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik AİHM kararlarının uygulanması ve umut hakkı talebiyle Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne mektup gönderdi.

Haber Merkezi- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin aralık ayında gerçekleştireceği toplantı öncesinde, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik AİHM kararlarının uygulanması ve umut hakkının tanınması talebi uluslararası düzeyde yeniden gündeme taşındı. Aralarında Nobel ödüllü bilim insanları, siyasetçiler, akademisyenler ve insan hakları savunucularının bulunduğu 29 ülkeden 620 kişi, Bakanlar Komitesi’ne gönderdiği mektupla Türkiye’nin hukuki yükümlülüklerini yerine getirmesini istedi. Mektupta, Abdullah Öcalan’ın özgür iletişim ve çalışma koşullarına kavuşmasının Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerlemesi açısından belirleyici olduğu vurgulandı.

‘Abdullah Öcalan serbest bırakılsın’

Mektubun girişinde şu ifadelere yer verildi: “‘Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Siyasi Çözüm’ uluslararası kampanyası adına, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne, Öcalan/Türkiye (No. 2) kararı ve ilgili Gurban dava grubundaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda Türkiye’nin umut hakkını uygulamasını sağlaması çağrısında bulunuyoruz. 9 Ekim 2024 tarihinde toplumsal hareketlerin, sendikaların, Nobel ödülü sahiplerinin, hukukçuların, akademisyenlerin, gençlik ve kadın örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, seçilmiş temsilcilerin ve diğer kesimlerin katılımıyla başlayan uluslararası kampanyamız, barış sürecinin başarısı için Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması yönündeki taleplerini yineliyor.”

‘Umut hakkının uygulanması belirleyicidir’

Umut hakkının uygulanmasının Barış ve Demokratik Toplum Süreci açısından belirleyici olduğu vurgulanan mektupta, Abdullah Öcalan’ın müzakere sürecindeki rolüne dikkat çekildi. Mektupta şöyle denildi:

“Bu, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi bir devlet olarak yükümlülüklerini yerine getirmesini desteklemek ve Abdullah Öcalan tarafından başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni ilerletmek açısından belirleyici bir andır. Umut hakkının uygulanması, Abdullah Öcalan’a son 27 yıldır dayatılan ağır tecrit rejiminin sona erdirilmesi ve kendisinin baş müzakereci olarak barış sürecine etkin biçimde katılabilmesi yönünde atılması gereken temel hukuki adımdır.”

‘Aralık toplantısı önemli bir fırsat’

Bakanlar Komitesi’nin Aralık toplantısında, Avrupa Konseyi’nin insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkeleri doğrultusunda somut adımlar atması istenirken şu değerlendirmeye dikkat çekildi:

“Aralık 2026’da yapılacak Bakanlar Komitesi toplantısı, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve insan haklarına bağlılığın somut adımlarla yeniden ortaya konulması açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Umut hakkının uygulanmasını destekleyen güçlü bir karar, Türkiye’nin bu temel meselelerde içinde bulunduğu tıkanıklığı aşmasına yardımcı olurken, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümüne yönelik uluslararası desteği de gösterecektir.”

İmzacılar, aynı zamanda Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmesi için Avrupa Konseyi’nin etkili mekanizmaları devreye koymasını talep etti.

27 Şubat çağrısına dikkat çekildi

Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın Türkiye’de ve bölgede yarattığı etkilere de değinilen mektupta “Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde açıkladığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, Türkiye’de ve daha geniş bölgede önemli etkiler yaratmıştır. Bu çağrı, şiddetin azaltılmasına katkı sağlamış ve onlarca yıllık çatışmanın ardından demokratik diyalog ile barış içinde bir arada yaşama konusunda umutları yeniden canlandırmıştır. Ancak bu umutların somutlaşabilmesi için ülke içinde önemli değişikliklerin yapılmasına ve uluslararası toplumun desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunmaktadır” ifadelerine yer verildi. 

‘Reformlar yeterli değil’

Mektupta Türkiye’deki hukuki düzenlemelerin demokratikleşme ihtiyacını karşılamadığı belirtilerek Abdullah Öcalan’ın temel hakları ve dış dünyayla iletişimi üzerindeki kısıtlamaların sürdüğü kaydedildi. Mektupta şöyle denildi: “Son dönemdeki yasal gelişmelere rağmen Abdullah Öcalan, temel haklarını ve dış dünyayla iletişimini ciddi biçimde kısıtlayan koşullar altında tutuklu bulunmaktadır. Bazı hukuki reformlar yapılmış olsa da bunlar gerçek bir demokratikleşme için yeterli değildir ve AİHM kararlarının uygulanmasını sağlamamaktadır. En önemlisi de bu düzenlemeler, barış sürecinin baş müzakerecisinin hukuki statüsünü ve çalışma koşullarını ele almamaktadır. Bu mesele, sürdürülebilir herhangi bir barış sürecinin başarısı açısından hayati önemde kabul edilmektedir.”

‘2014 tarihli karar uygulanmalı’

AİHM’in Abdullah Öcalan hakkında 2014 yılında verdiği kararın tam olarak uygulanması talebi yinelenen mektupta “Bu nedenle Bakanlar Komitesi’ne, Abdullah Öcalan’ın davasında AİHM’in 2014 yılında verdiği kararın tam olarak uygulanmasını sağlaması, umut hakkını tanıması ve hayata geçirmesi çağrısında bulunuyoruz. Bu, Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsünün çözüme kavuşturulması ve Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne anlamlı biçimde katkıda bulunabilmesinin sağlanması açısından vazgeçilmez ilk adımdır” çağrısı yinelendi. 

‘İlkelerinizi eyleme dönüştürün’

Mektubun sonuç bölümünde ise Avrupa Konseyi’nin demokratikleşme ve insan hakları konusundaki sorumluluğu hatırlatılarak aralık toplantısında açık ve etkin bir karar alınması istendi. Mektupta son olarak “Avrupa Konseyi, üye devletlerinden birini gerçek demokratikleşme yolunda desteklemek açısından tarihsel bir fırsatla karşı karşıyadır. Aralık toplantısında açık ve etkin bir karar alarak Konsey’in ilkelerini eyleme dönüştürmenizi istiyoruz. Ayrıca Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması ve devam eden barış sürecine anlamlı biçimde katılabilmesi için tam, özgür ve hiçbir kısıtlamaya tabi olmayan koşulların sağlanması çağrısında bulunuyoruz” denildi.