Barış Vakfı’ndan Meclis’e çağrı: Sivil kuruluşlardan oluşan İzleme Komisyonu oluşturulmalı
Barış Vakfı, yeni yasama yılının “barış yılı” ilan edilmesi çağrısında bulunarak, yasal düzenleme doğrultusunda bir İzleme Komisyonu oluşturması ve bu komisyona sivil toplum kuruluşları ile uzmanların da katılımının sağlanması gerektiğini belirtti.
Haber Merkezi- Barış Vakfı, Meclis’in 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama dönemi öncesinde yaptığı açıklamada, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kalıcı bir kazanıma dönüşmesi için Meclis’e önemli sorumluluklar düştüğünü belirtti.
Vakıf, silah ve şiddetin siyasal yaşamdan çıkarılması, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesi ve toplumsal barışın sağlanması için Meclis’in öncü rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Siyasi irade kalıcı bir hukuk düzenine dönüştürülmeli
Açıklamada, daha önce yürütülen Meclis çalışmalarına dikkat çekilerek, bundan sonraki aşamada ortaya çıkan siyasi iradenin kalıcı bir hukuk düzenine dönüştürülmesi gerektiği vurgulandı.
Vakıf; demokratik siyasetin güçlendirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, eşit yurttaşlığın sağlanması ile farklı kimlik, dil, kültür ve inançların özgürce ifade edilebilmesi için yasal ve anayasal düzenlemeler yapılmasını istedi.
İzleme Komisyonu oluşturulmalı
Barış Vakfı, yeni yasama yılının “barış yılı” ilan edilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada, TBMM’nin kabul edilen yasal düzenleme doğrultusunda bir İzleme Komisyonu oluşturması ve bu komisyona sivil toplum kuruluşları ile uzmanların da katılımının sağlanması gerektiği belirtildi.
Vakıf ayrıca demokratik siyasetin önündeki hukuki ve siyasi engellerin kaldırılması, temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi ve eşit yurttaşlığın güvence altına alınması için kapsamlı bir yasama takvimi hazırlanmasını önerdi.
Toplum sürecin öznesi olmalı
Açıklamada, barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediği, toplumun tamamının sürecin öznesi ve güvencesi olması gerektiği ifade edildi.
Barış Vakfı, çözüm sürecinin yalnızca taraflar arasındaki bir pazarlık olarak değil, Türkiye’nin demokratikleşmesini ve toplumsal bütünleşmesini güçlendirecek bir dönüşüm süreci olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
Vakıf, Meclis, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, meslek örgütleri, akademisyenler, yerel yönetimler ve yurttaşlara “Barış için konuşalım ve çalışalım” çağrısı yaparak, TBMM’nin yeni yasama döneminde demokratik sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini belirtti.