Amed’de kadınlar için ‘Adalet ve Hafıza Nöbeti’ başladı

Kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümlerine karşı Amed Şiddetle Mücadele Ağı, “Kadın Adalet ve Hafıza Nöbeti” başlattı. Nöbette, kadınların yaşam hakkının korunması, etkin soruşturma yürütülmesi ve cezasızlığın son bulması talep ediliyor.

Haber Merkezi- Türkiye’nin farklı kentlerinde art arda yaşanan kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümleri, kadınların yaşam hakkına yönelik tehdidin boyutunu bir kez daha ortaya koyarken, Amed Şiddetle Mücadele Ağı adalet ve hakikat talebiyle harekete geçti. Ağ, kadınların yalnızca öldürüldükleri gün değil, yaşamları boyunca maruz bırakıldıkları şiddet, tehdit ve ihmallerle birlikte hatırlanması gerektiğine dikkat çekerek “Kadın Adalet ve Hafıza Nöbeti” başlattı.

Diyarbakır Adliyesi önünde başlayan nöbette, farklı kentlerde katledilen ya da şüpheli şekilde yaşamını yitiren kadınların hikayeleri kamuoyuyla paylaşılırken; etkin soruşturma, yaşam hakkının korunması, şiddet riskine karşı koruyucu mekanizmaların işletilmesi ve ihmali bulunan kamu görevlilerinin hesap vermesi talep edildi.

‘Kadınların sistematik hedef alınmasının adı kadın kırımıdır’

Açıklama metnini okuyan Avukat Cansel Talay, kadın katliamlarının sistematik boyuta ulaştığını vurgulayarak, “Bir kadının yaşamı sonlandırıldığında, ondan yaşayabileceği bütün bir gelecek de alınır. Yaşayacağı yıllar, kuracağı cümleler, yürüyeceği yollar, gerçekleştireceği hayaller yarım bırakılır. Bu nedenle kadınların birer sayı, birer dosya numarası, gazete manşeti ya da istatistik olmadığını hatırlatıyoruz. Kadınların yaşamlarının sistematik biçimde sürekli hedef alınmasının adı kadın kırımıdır. Bu kırım; tarihsel-toplumsal değerlerin taşıyıcısı olan kadınların hakikatine, varoluşuna yönelmiş bir savaştır. Bu cinayetler münferit değil; patriyarkanın, cezasızlığın ve kadınların yaşamları üzerinde hak iddia eden erkek egemen düzenin sonucudur” şeklinde konuştu.

‘Biz hakikatin karanlıkta bırakılmaması için buradayız’

Soruşturmaların etkin yürütülmediğine işaret eden Cansel Talay, şöyle devam etti:

“Vurgulamak isteriz ki hafıza, yalnızca hatırlamak değildir. Aynı zamanda kadınların yaşam hakkını savunmanın, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve erkek şiddetini besleyen tüm yapılara itiraz etmenin bir yoludur. Çünkü talep ettiğimiz adalet yalnızca ölümden sonra verilecek bir hükümle sınırlı değildir. Daha kapsamlı ve girift bir meseledir. Biz kadınların yaşarken korunmasını, şiddet başvurularının devletin ilgili kurumları tarafından ciddiyetle değerlendirilmesini, şüpheli ölümlerin bütün yönleriyle etkili biçimde araştırılmasını ve koruma yükümlülüklerinin yerine getirilmesini istiyoruz.  Şüpheli kadın ölümü, ölüm biçiminin adı değildir; soruşturma makamlarının gidermekle yükümlü olduğu şüphenin adıdır. Bir ölüm, bütün deliller toplanmadan intihar veya kaza olarak kabul edildiğinde şüphe giderilmiş olmaz; hakikat karanlıkta, sorumlular cezasız bırakılmış olur. Biz hakikatin karanlıkta bırakılmaması ve hiç kimsenin unutulmaması için buradayız.” 

‘Yüzleşmek kadınların yaşam hakkına ilişkin sorumluluğu bugüne taşımaktır’

“Adalet ve Hafıza Nöbeti”nin ilk haftasında, 25 Eylül – 5 Ekim tarihleri arasında Türkiye’nin farklı kentlerinde yaşamını yitiren ve bilgilerine ulaşabildikleri kadınların hikayelerini ortak hafızalarına taşıdıklarını aktaran Cansel Talay, şunları söyledi:

“Aynı zamanda önceki tarihlerde, çoğu yaptıkları şikayetlere, talep ettikleri koruma tedbirlerine rağmen katledilen, ancak adalet arayışı devam eden, hukuki süreçlerinde yeni gelişmeler yaşanan kadınları da unutmuyoruz. Bu ilk nöbetimizde Diyarbakır’dan Ayfer Çakmak’ın, Kocaeli’den Fatma Çiğil’in, Sakarya’dan Betül Arık’ın ve Kütahya’dan Nalan Temelkıran’ın hikayelerini anlatacağız. Ankara’da yaşamını yitiren Buse Akgün Gök’ü ve İzmir’de şüpheli ölümüne ilişkin soruşturması devam eden Dr. Özlem Gültekin Çelik’i, Bursa’da katledilen Gökçe Alkan’ı, Mardin’de şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Zekiye Can’ı da adalet ve hafıza nöbetimizin bir parçası olarak anacağız. Bu isimler, belirlediğimiz dönemde yaşamını yitiren bütün kadınların eksiksiz bir listesi değildir. Kamuoyuna yansıyan ve bilgilerine ulaşabildiğimiz dosyalardan oluşan, nöbet eylemimizin ilk kaydıdır. Biz biliyoruz ki kadınların yaşam hakkına ilişkin sorumluluğumuz, yalnızca ölümün gerçekleştiği haftayla sınırlı değildir. Bir kadının ölümünün üzerinden günler, aylar, hatta yıllar geçebilir. Ancak hakikatin ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması talebi zamanın geçmesiyle ortadan kalkmaz. Çünkü bizim için hafıza, hatırlatmak, iz bırakmak ve unutturmamaktır. Adalet, vicdan ve hakikat arayışıdır, yüzleşmek ve kadınların yaşam hakkına ilişkin toplumsal sorumluluğu bugüne taşımaktır.”

Cansel Talay, ardından katledilen kadınların hikayelerini okudu.