İran’da zorunlu başörtüsünün uygulanması için baskı artıyor
Yargı, zorunlu başörtüsüne yönelik tavrını sertleştiriyor. Bu uygulamalar “Jin, jiyan, azadî” devrimci hareketi ve zorunlu başörtüsüne karşı düzenlenen geniş çaplı protestoların ardından direnişin yaşandığı bir dönemde gündeme geldi.
Haber Merkezi - İran’da zorunlu başörtüsüne yönelik baskı artırılıyor. Yargı Erki, “başörtüsü kuralına uymama” ve “norm ihlali” olarak tanımladığı durumların ülke genelindeki savcılıklar tarafından daha sıkı takip edilmesi talimatını verirken, “örgütlü” olduğu değerlendirilen eylemler için “özel önlemler” uygulanacağını açıkladı. Yeni adımlar, zorunlu başörtüsünün uygulanma biçimi konusunda hükümet içinde farklı görüşlerin dile getirildiği bir dönemde geldi.
Yargı Erki Sözcüsü Seyyid Ali Kazemi, yaptığı açıklamada, İslam Ceza Kanunu'na göre "başörtüsü takmamanın" bir suç olarak kabul edildiğini ve suçun "suçüstü" olduğu durumlarda, kolluk kuvvetlerinin kanuna göre hareket ederek kişiyi yargı mercilerine sevk etmekle yükümlü olduğunu belirtti.
Ali Kazemi ayrıca, norm ihlali olarak adlandırılan durumlar ve örgütlü olma ihtimali bulunan davranışlara karşı "özel önlemlerin" başlatıldığını duyurdu. Ali Kazemi'nin aktardığına göre, Yargı Erki Başkanı başörtüsü konusunun ülke genelindeki savcılıklar aracılığıyla ciddiyetle takip edilmesi talimatını verdi; Başsavcı da İçişleri Bakanlığı dahil ilgili kurumlara gönderdiği yazıda bu alandaki yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu gelişmeler, Yargı Erki Başkanı Golam Hüseyin Muhsini Ejei'nin 28 Eylül'de Yargı Erki Yüksek Konseyi toplantısında, "gevşeklik" ve "çıplaklık" olarak adlandırdığı durumlara karşı kararlı bir şekilde mücadele edilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi. Muhsini Ejei, başsavcıya konuyu takip etme talimatı verdi.
Bu süreçte, Keyhan gazetesi genel yayın yönetmeni ve gazetedeki dini lider temsilcisi Hüseyin Şeriatmedari, üç erkin (yasama, yürütme, yargı) başkanlarına hitaben yazdığı yazıda, zorunlu başörtüsü kuralına uymayan kadınlara müdahale edilmemesini "teslimiyetçilik" ve hatta "düşmanla istemeden ve farkında olmadan iş birliği yapmak" olarak nitelendirdi.
Hüseyin Şeriatmedari, başörtüsünün "dini ve yasal bir zorunluluk" olduğunu ve savaş koşulları nedeniyle askıya alınmaması gerektiğini belirterek, liderlerden "başörtüsünün açılması" ve "kamu ahlakına saldırı" olarak adlandırdığı durumlara karşı harekete geçmelerini talep etti.
Ne olmuştu?
Bu açıklamalar, daha önce bazı İslam Cumhuriyeti yetkilileri arasında başörtüsü politikasının uygulanma koşullarına dair başlayan tartışmalara bir tepki olarak ortaya çıktı. Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyesi Golam Ali Haddad-Adel, 9 Eylül'deyaptığı açıklamada, hükümetin "savaş koşulları" nedeniyle şu an için "başörtüsü cephesine" gerektiği gibi giremeyeceğini söylemişti. Haddad-Adel ayrıca, Kültür Devrimi Yüksek Konseyi'nin geçmiş yıllarda bu alanda yeterli kararlar aldığını ve yeni düzenlemelere ihtiyaç olmadığını belirtmişti.
Diğer taraftan, İran Cumhurbaşkanı Hukuk Yardımcısı Mecid Ensari, daha önce "İffet ve Başörtüsü" olarak bilinen kanun hakkında yaptığı açıklamada, hükümetin incelemelerinin bu kanunun "ciddi kusurları" olduğunu, birçok maddesinin uygulanabilir olmadığını ve yürürlüğe girmesinin insanların iş güvencesi ile toplumsal uyum açısından sorunlar yaratabileceğini gösterdiğini ifade etmişti. Bu duruş, söz konusu kanunun tebliğ edilmemesine yönelik daha önceki kararla birlikte, kanunun tamamen uygulanmasını belirsizliğe iten etkenlerden biri oldu.
Meclis düzeyinde ise İran İslami Şûra Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, daha önce yaptığı açıklamada, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği'nden gelen "tebliğ edilmemesi" yönündeki yazılı talimat nedeniyle "İffet ve Başörtüsü" kanununu yürürlüğe koymadığını belirtmişti.
Bu esnada, başörtüsünün katı bir şekilde uygulanmasını savunanların duruşu sadece üst düzey yetkililerle sınırlı kalmadı. Becnurd Cuma İmamı Morteza Musavi Cacermi, 1 Ekim'de yaptığı açıklamada, kamusal alanda başörtüsüne uyulmaması halinde hükümetin "kanunu uygulayarak" müdahale etme ve toplumu "kirlilik" olarak adlandırdığı durumdan temizleme görevi olduğunu söyledi. Yezd Valisi de 4 Ekim'de yaptığı açıklamada, eyalette başörtüsü alanında "mahalle odaklı" bir yaklaşımla kültürel ve sosyal programların başlatıldığını duyurdu.
Özetle, son günlerde yapılan açıklamalar, başörtüsü konusunun bir kez daha kültürel tavsiyeler boyutundan çıkıp yargısal ve emniyet odaklı takip alanına geri döndüğünü gösteriyor. Yargı Erki şu an İran genelindeki savcıların görevlendirilmesinden ve davranışların "örgütlü" olma ihtimalinin bulunduğu durumlarda "özel önlemlerden" bahsederken, yönetime yakın bazı siyasi ve medya figürleri de kuralların daha katı uygulanmasını talep ediyor. Buna karşılık, Haddad-Adel ve Cumhurbaşkanı Hukuk Yardımcısı gibi isimlerin geçmişteki açıklamaları, bu politikanın uygulanabilirliği ve doğuracağı sonuçlar konusunda yönetim yapısı içinde en azından belirli dönemlerde çekincelerin ve görüş ayrılıklarının gündeme geldiğini ortaya koyuyor.