İran’da üniversitelerde sosyal hak talebi ‘güvenlik’ sorununa dönüşüyor
İran’da yeni eğitim yılının başlamasıyla üniversitelerde yemeklerin kalitesine yönelik protestolar yayıldı. Üniversite yönetimleri, öğrencilerin sağlık ve sosyal hak taleplerine yanıt vermek yerine tehdit ve “güvenlikçi” müdahalelerle karşılık verdi.
SARA POURKHAZRİ
Kirmanşan - Yeni eğitim ve öğretim yılının başlamasıyla birlikte İran’daki birçok üniversitede öğrenci protestoları yaşandı.
Protestoların temelinde, üniversite yemekhanelerinde sunulan yemeklerin düşük kalitesi ve hijyen standartlarına uygun olmaması yer aldı. Eylemlerin ilk adresi Kirmanşan’daki Razi Üniversitesi oldu. Yemeklerin durumundan duydukları rahatsızlığı dile getiren öğrenciler, tepsilerini üniversite yerleşkesinde ve salonun zemininde yan yana dizerek sembolik bir protesto gerçekleştirdi.
Kısa sürede yayılan eylem, birkaç gün içinde Loristan, Zabol ve Dezful’deki Cündişapur Üniversitesi’nde de tekrarlandı.
Razi Üniversitesindeki son boykota tanıklık eden öğrencilerden Tara H., yaşananları şöyle anlattı:
“Üniversitede yemeklerin kalitesiz olması ve asgari hijyen standartlarının bulunmaması boykotun temel nedeniydi. Bu eylem, öğrencilerin genel memnuniyetsizliğinin simgesiydi. Ancak protestolar yalnızca yemeklerle sınırlı değildi; öğrenciler sosyal ve eğitim olanaklarının yetersizliğini de eleştiriyordu. Boykot başlar başlamaz üniversitenin güvenlik birimleri ve rektör yardımcılığı harekete geçerek tehditlerle protestoyu durdurmaya çalıştı. Görüntülerin kamuoyuna yayılmasını önlemek amacıyla eylemin videoya çekilmesine bile engel oldular. Ardından üniversiteye bağlı medya organları, olayın nedenini farklı göstererek protestonun kalitesiz yemekler ve yetersiz olanaklar nedeniyle değil, yemeklerin geç dağıtılması yüzünden gerçekleştiğini öne sürdü. Böylece eylemi sıradan ve önemsiz bir mesele gibi göstermeye çalıştılar. Oysa üniversite yönetimi, boykota katılan öğrencileri disiplin cezası ve hatta okuldan atılmakla tehdit etti.”
Eylemlerin gerçek nedeni çarpıtılıyor
Üniversite yöneticileri ve hükümete yakın çevreler, son boykotu yemeklerin zamanında dağıtılmamasından kaynaklanan bir sorun gibi göstermeye çalışsa da Razi Üniversitesi’nde benzer protestoların geçmişi bulunuyor.
Mevcut belgeler ve tanıklıklara göre bu tür protestoların kayıtlara geçen en eski örneklerinden biri 2006 yılına dayanıyor. O dönemde birkaç kadın öğrenci, yemeklerin kalitesine ilk kez itiraz etti. Ancak üniversite yönetimi talepleri karşılamak yerine protestoyu bastırmaya çalıştı. Öğrencilerin eylemi “siyasi faaliyet” olarak nitelendirildi; üniversiteye bağlı medya organlarında ise kriz yaratmayı amaçlayan siyasi bir senaryo olarak sunuldu.
Bu yaklaşım, üniversite yönetiminin yıllar boyunca öğrencilerin sosyal haklar ve hijyen konusundaki taleplerine yanıt vermek yerine protestoları siyasi olarak damgalayarak etkisizleştirmeye çalıştığını gösteriyor.
‘Hakkımızda disiplin soruşturmaları başlattılar’
Yaklaşık beş yıl önce Razi Üniversitesi’nde öğrenci olan Mehri S. De, benzer deneyimler yaşadığını belirterek şunları söyledi:
“Bu üniversitede sosyal olanakların kalitesine ya da hijyen koşullarına yönelik her itiraz, yöneticiler tarafından hemen bir ‘güvenlik’ meselesine dönüştürülüyor. Amaçları protestoların yayılmasını önlemek ve en küçük memnuniyetsizlik belirtisini daha ortaya çıkmadan bastırmak.
Ben öğrenciyken yurtlardaki hijyen eksikliğine karşı çıktık ve tamamen barışçıl bir eylem düzenledik. Ancak üniversitenin güvenlik birimleri çok sert müdahale etti. Yalnızca eylemi durdurmakla kalmadılar, hakkımızda disiplin soruşturması da başlattılar. Oysa talebimiz, yurtlardaki en temel ve insani koşulların iyileştirilmesinden ibaretti.”
Temel hak taleplerine güvenlikçi yanıt: Öğrenci dayanışmasından duyulan korku
İran’da öğrencilerin yetersiz beslenme ve sosyal olanakların eksikliğine karşı gerçekleştirdiği barışçıl protestolar, yıllardır disiplin cezaları, tehditler, uzaklaştırma ve okuldan atılma gibi uygulamalarla karşılanıyor. Kirmanşan Razi Üniversitesi’nde protestocu öğrenciler hakkında dosya açılmasından İze Hemşirelik Fakültesi’ndeki eylemcilerin okuldan atılmakla tehdit edilmesine kadar uzanan uygulamalar, öğrencilerin en temel sosyal hak taleplerini dile getirmelerini engellemeye yönelik sistematik baskıyı ortaya koyuyor.
Öğrenci eylemlerinin yarattığı korku
Gazeteci Frank K. ise öğrencilerin yemeklerin kalitesine itiraz ettikleri için dahi baskı altına alınmasının önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Öğrencilerin yemeklerin kalitesini protesto ettikleri için bile baskıyla karşılaşması üzerinde durulması gereken bir konu. Bu durum, iktidarın öğrencileri kendisi için öyle büyük bir tehdit olarak gördüğünü gösteriyor ki öğrencilerin yemek tepsilerini yere dizmek gibi basit ve sembolik bir eyleminden bile korkuyor. Öğrencilerin başka konularda protestoya girişmesini ise düşünmek bile istemiyor.
Geçmiş yıllardaki ülke çapındaki protestolarda üniversitelerin toplumsal mücadele ve ayaklanmaların başlıca merkezlerinden biri olduğunu gördük. Bu merkezler, iktidar tarafından her zaman en sert ve acımasız yöntemlerle bastırıldı. Dolayısıyla öğrenciler yemeklerin kalitesi gibi basit bir konuda itiraz ettiklerinde üniversite yönetiminin ve devlet kurumlarının saldırgan, güvenlikçi bir tepki vermesi, öğrencilerin ne ölçüde baskı altında tutulduğunu ve psikolojik şiddete maruz bırakıldığını daha açık biçimde ortaya koyuyor.”
İktidar, öğrencilere yönelik baskıyı dışarıya barışçıl bir müdahale gibi yansıtmaya çalışsa da yaşananlar farklı bir tablo ortaya koyuyor. Yalnızca yemeklerin kalitesine itiraz ettikleri için öğrencilere verilen disiplin cezaları, okuldan atmalar, soruşturmalar, uzaklaştırmalar ve diğer yaptırımlar, bu söylemin gerçeği yansıtmadığını gösteriyor.
Üniversitelerdeki uygulamalar, iktidarın öğrenci dayanışmasından duyduğu korkuyu da açığa çıkarıyor. Öğrencilerin yemek tepsilerini yan yana dizmesi bile yönetim tarafından bastırılması gereken bir tehdit olarak görülüyor. Bu yaklaşım, temel sosyal hak taleplerinin dahi güvenlik meselesine dönüştürüldüğünü ve öğrenci protestolarının daha başlangıç aşamasında engellenmeye çalışıldığını ortaya koyuyor.