Tunus’ta şiddete karşı güvenli alanlar
Tunus’ta şiddete maruz kalan kadınlara yönelik dinleme merkezleri, kadınların yaşadıklarını güvenli bir ortamda paylaşmalarına olanak sağlarken psikolojik, sosyal ve hukuki destek sunarak şiddet döngüsünden çıkışlarına eşlik ediyor.
ZOUHOUR MECHERGUI
Tunus – Tunus’ta şiddete maruz kalan kadınlar için güvenli bir alana ulaşmak, çoğu zaman iyileşme ve yeniden ayağa kalkma sürecinin ilk adımını oluşturuyor. Dinleme ve yönlendirme merkezleri, kadınlara yalnızca yaşadıklarını anlatabilecekleri bir alan sunmakla kalmıyor; psikolojik ve sosyal destekten hukuki danışmanlığa, koruma mekanizmalarından adli takibe kadar uzanan bir süreçte kadınlara eşlik ediyor.
Bu merkezler artık bir lüks ya da tali bir hizmet olmaktan çıkıp, gerek aile içinde gerek sosyal veya mesleki çevrelerinde farklı biçimlerde şiddetle karşılaşan kadınlar için temel bir ihtiyaç ve hak haline geldi. Merkez, mağduru yalnızca kabul edip şikayetini dinlemekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda uzun bir koruma ve refakat sürecinin, özgüveni yeniden kazanmanın başlangıç noktası olabiliyor.
Tunus’un sahil kesimindeki Susa vilayetinde, Tunus Demokratik Kadınlar Derneği’ne bağlı Dinleme ve Yönlendirme Merkezi, şiddete maruz bırakılan kadınları kabul ederek onlara eşlik ediyor ve ilgili kurum ve yapılarla koordinasyon sağlıyor. Kadınlar merkeze ağır deneyimlerin yüküyle geliyor; bazıları ağlıyor, bazıları ise konuşamayacak halde oluyor. Ancak burada uzun süredir eksikliğini hissettikleri bir şeyi sunmaya çalışan bir alan buluyorlar: güvenlik ve dinlenme.
Tam adını açıklamayan Breri, merkezin kadınlara suçlanma ya da damgalanma korkusu olmadan konuşabilecekleri bir alan sunduğunu belirtiyor. Breri, mağdurun yaşadıklarını gerekçelendirmek ya da konuşmayı tercih ettikten sonra evine dönme kararı aldıysa bu kararını savunmak zorunda olmadığını ifade ediyor. Amaçlarının kadına eşlik etmek, seçimlerine saygı göstermek ve ataerkil kültürün çoğu zaman elinden almaya çalıştığı onurunu yeniden kazanmasına yardımcı olmak olduğunu vurguluyor.
‘Yargılamadan güvenli bir alan’
Merkez Koordinatörü Merin El-Keyzani, dinleme ve sığınma merkezlerinin kadınların korunmasında önemli bir rol üstlendiğini belirterek, derneğin Susa şubesinin koruma ve sığınma işlemlerini kolaylaştırmak ve şiddetten kurtulan kadınların takibini sağlamak amacıyla çeşitli devlet kurumları ve bölgesel kadın delegasyonuyla koordinasyon içinde çalıştığını ifade ediyor.
Bu işbirliği, aralarında Susa, Monastır ve Mehdiye’nin de bulunduğu sahil bölgelerindeki çeşitli dinleme ve sığınma merkezlerini kapsıyor. Böylece kadınların ihtiyaç ve koşullarına göre destek alabilmeleri sağlanıyor.
Bu merkezlerin rolünün yalnızca geçici bir barınma alanı sağlamakla sınırlı olmadığını belirten Merin El-Keyzani, sürecin kadının mahremiyetine saygı gösteren, önyargılardan ve aşağılayıcı bakıştan uzak güvenli bir ortam yaratmakla başladığını söylüyor. Çünkü birçok durumda kadın, damgalanma, intikam ya da ailesinin desteğini kaybetme korkusu nedeniyle yaşadığı şiddeti kendisine en yakın kişilere dahi anlatamıyor.
Baskının bazen kadının en yakın çevresinden, babasından, erkek kardeşinden, eşinden ya da başka bir akrabasından gelebileceğine dikkat çeken Merin El-Keyzani, kadının aileyi veya toplumsal itibarı koruma gerekçesiyle kendisine dayatılan sessizlik ile maruz kaldığı şiddet arasında sıkışabildiğini belirtiyor. Merin El-Keyzani, “Bu noktada gizlilik ve mahremiyet, dinleme merkezlerinin çalışmalarının temel bir parçası haline geliyor. Kadının, yaşadığı deneyimin ayrıntılarının yeni bir korku ya da tehdit kaynağına dönüşmeyeceğinden emin olması gerekiyor. Bu güven, deneyimini özgürce ifade etmesine, önündeki seçenekleri anlamasına ve baskı altında kalmadan kendi kararlarını vermesine olanak sağlıyor” diyor.
‘Dinlemeden korumaya ve adli takibe’
Refakat, dinlemekle sona ermiyor. Koruma; psikolojik ve sosyal destek, hukuki yönlendirme ve adli takip ile bağlantılı ve bunların tümü, kadının şiddetin tekrarlanmasının önüne geçmesine ve yaşamını kontrol etme gücünü yeniden kazanmasına yardımcı olan birbirini tamamlayan süreçler oluşturuyor. Merin El-Keyzani, yetkili makamların kadını ve çocuklarını tehlikeden korumak için, saldırganın kadınlardan uzaklaştırılması gibi yasal önlemler alabileceğini ve bunun tekrarlanan saldırıların durdurulmasına ve kadın için daha güvenli bir alan oluşturulmasına katkı sağladığını belirtiyor.
Bu süreçte dinleme merkezinin daha geniş bir koruma mekanizmasının parçası haline geldiğini ifade eden Merin El-Keyzani, merkezin kadının tehdit ve korku altında yaşayan mağdur konumundan, kendi kararlarını alabilen ve haklarını savunabilen bir kurtulana dönüşmesine yardımcı olduğunu söylüyor.
Merin El-Keyzani’ye göre adli ve psikolojik takip, bu yolculuğun iki temel ayağı olarak öne çıkıyor. Kadının yalnızca yasal haklarını bilmeye değil, aynı zamanda özellikle şiddet uygulayan kişiyle ilişkisinin uzun sürdüğü, aile bağlarının ve çocukların bulunduğu ya da toplumsal baskıların şiddet döngüsünden çıkmayı daha karmaşık hale getirdiği durumlarda, aldığı kararın sonuçlarıyla yüzleşirken kendisine eşlik edecek birine de ihtiyacı bulunuyor.
‘Şiddet ortamından ayrılmak, yaşamı yeniden kazanmanın başlangıcı’
Kadının şiddete maruz kaldığı ortamdan çıkmasının iyileşme yolunda belirleyici bir adım olduğunu belirten Merin El-Keyzani, bunun kadının tek başına ya da çocuklarıyla birlikte ayrılması şeklinde gerçekleşebileceğini söylüyor. Saldırıların yaşandığı aynı çevrede kalmak, kadını korkunun baskısı altında tutabilir ve bağımsız kararlar alma kapasitesini sınırlayabilir. Bu nedenle kadına güvenli bir yer sağlamak yalnızca onu fiziksel olarak korumak anlamına gelmiyor; aynı zamanda nefes alması, psikolojik dengesini yeniden kazanması ve sürekli tehditten uzak bir şekilde geleceğini düşünmesi için fırsat sunuyor.
Daha güvenli bir ortamda kadının özgüvenini aşamalı olarak yeniden kazanabileceğini ve seçeneklerine baskı ve korkudan uzak şekilde bakabileceğini ifade eden Merin El-Keyzani, bunun hukuki süreci sürdürmek, iş aramak, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak ya da bağımsız bir yaşam kurmakla ilgili olabileceğini belirtiyor.
Merin El-Keyzani, nihai hedefin kadını yalnızca tehlike anından çıkarmakla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, ona şiddet uygulayan kişiye ya da kendisini yeniden şiddet döngüsüne sürükleyebilecek ekonomik ve sosyal koşullara bağımlı olmayacağı bir yaşam kurmasında yardımcı olunması gerektiğini söylüyor. Gerçek korumanın güvenliği sağlamakla başladığını ancak bununla sona ermediğini belirten Merin El-Keyzani, kurtulan kadının psikolojik, sosyal ve maddi bağımsızlığını yeniden kazanmasına yardımcı olacak sürekli bir desteğe ve kendi kararlarını tam anlamıyla özgür iradesiyle alabilme gücüne ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor.
Bu bağlamda dinleme merkezleri, şikayetlerin alındığı yerlerden çok daha fazlası haline geliyor; kadınların yaşamlarını yeniden kazanma yolculuğuna başlayabilecekleri duraklar oluyor. Dinleme, destek, koruma ve takip arasında bu merkezler, şiddetten, korkudan ve damgalanmadan uzak, kadınların güvenlik, onur ve seçim hakkını yeniden kazandığı yeni bir yaşam yolunun önünü açmaya çalışıyor.