Silêmanî ve Rojava’da katledilen gazeteciler anıldı
Rojava ve Güney Kürdistan’da gazeteciler Gülistan Tara, Hêro Bahadîn ve Necmeddin Sinan, yaşamını yitirmelerinin yıldönümünde anıldı. Anmalarda basın özgürlüğünün korunması, saldırıların aydınlatılması ve faillerin cezasız kalmaması çağrısı yapıldı.
Haber Merkezi- Rojava ve Güney Kürdistan’da gazetecilere yönelik saldırıların artması, basın çalışanlarının gerçeği kamuoyuna ulaştırma faaliyetlerinin hedef alınmaya devam ettiğini gösteriyor. Gazetecilerin güvenliğinin sağlanması ve görevlerini yerine getirirken korunmaları yönündeki çağrılar sürerken, saldırılarda yaşamını yitiren gazeteciler anılıyor.
Kadın Basın Birliği ve Jin Production, meslektaşlarının katılımıyla Gülistan Tara, Hêro Bahadîn ve Necmeddin Sinan’ı andı. 23 Ağustos 2023 ve 2024 tarihlerinde yaşamını yitiren gazetecilerin anıldığı etkinlikte, katılımcılar özgür basın mücadelesini sürdürme ve gazetecilere yönelik saldırıların hesabının sorulması talebini yineledi.
‘Hakikati susturmak istiyorlar’
Jin TV adına konuşan Loristan Derviş, 23 Ağustos 2023’te Rojava’da görevlerini yaptıkları sırada Necmeddin Faysal Hac Sinan ve gazeteci Delila’nin Türkiye’ye ait silahlı insansız hava araçlarının saldırısına maruz kaldığını belirtti. Loristan Derviş, saldırıda Necmeddin Faysal Hac Sinan’ın yaşamını yitirdiğini, gazeteci Delila’nin ise ağır yaralandığını ifade etti. Loristan Derviş, aynı tarihin 2024 yılında ise Güney Kürdistan Bölgesi’nde gazetecilerin bir başka saldırının hedefi olduğunu belirterek, Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn’in Seyyid Sadık yolu üzerinde araçlarının hedef alınması sonucu yaşamını yitirdiğini söyledi.
Saldırıda çok sayıda gazetecinin de yaralandığını belirten Loristan Derviş, Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn’in yaşamını yitiren gazeteciler arasına katıldığını ifade etti.
‘Hakikati susturmaya çalışıyorlar’
Kadın Basın Birliği Koordinasyonu üyesi Dilan Osman, anma etkinliğinde yaptığı konuşmada özgür basın çalışanlarının hakikati kamuoyuna ulaştırmak için görev yaptığını dile getirdi. Gazetecilerin özgür basın ve kadın gazeteciliği mücadelesi yürüttükleri sırada çok sayıda saldırıya maruz kaldığını belirten Dilan Osman, “Gazetecilere yönelik saldırılarla hakikati susturmaya çalışıyorlar” dedi.
Dilan Osman, saldırılara rağmen özgür basın çalışanlarının izinden gidileceğini belirterek, “Özgür basın gazetecilerinin yolundan ilerleyecek ve onların mücadelesini sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
‘Meslektaşları özgürlük mücadelesini sürdürecek’

Anma etkinliği sırasında Kadın Basın Birliği (YRJ) sözcüsü Emel Muhammed de değerlendirmede bulundu. Özgürlük mücadelesi veren gazetecilerin gerçeği savunmak ve medyanın kadınların kazanımlarını ve gelişimini adım adım takip edebilmesini sağlamak için yaşamlarını ortaya koyduğunu belirten Emel Muhammed, Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn’in ölüm yıldönümünde onları saygıyla andıklarını söyledi.
Gazetecilerin çalışmalarını sürdürerek yaşamını yitiren meslektaşlarının özgürlük yolunu devam ettireceğini ifade eden Emel Muhammed, “Gazeteciler hakikatleri ortaya çıkardıkları için sürekli hedef alınıyor. Türkiye devleti hakikatin ortaya çıkmasını istemiyor” dedi.
‘En etkili silah gerçeği yazan bir kalemdir’

Güney Kürdistan’daki Özgür Basın çalışanları da gazeteciler Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn’in meslektaşları ve arkadaşlarıyla birlikte Silêmanî’de anma gerçekleştirdi. Anmanın ardından açıklama yapıldı.
Açıklamada “Kelimelerin gerçeğe köprü olduğu ve kameranın ülkenin acılarını kaydetmek için uyanık bir göz haline geldiği bu hassas dönemde, Kürdistan'ın özgür basını için yeni bir tarih yazılıyor; doğruyu söyleyen gazetecilerin kanıyla kırmızıya boyanmış bir tarih. Bu tarih, terörizmin sis ve dumanı altında asla kaybolmayacak bir onur öyküsüdür ve katillerin utancı da aydınlığa giden yolu kapatamaz. Bugün burada sadece birkaç ismi anmak için değil, kamuoyunu bilinçlendirmek ve büyük fedakarlıklar gerektiren temel insan haklarını korumak için bir araya geldik” ifadelerine yer verildi.
Özgür Basın’ın büyük risk ve tehlikeler barındıran bir coğrafyada çalışma yürüttüğü belirtilen açıklamada, şöyle denildi:
“Bu bölgede gazeteciliğin görevi sadece haber yapmak değil, aynı zamanda büyük bir susturma mekanizmasıyla mücadele etmektir. Kürdistan ve savaş bölgelerinde özgür seslerin her türlü yasal ve insani standartta korunması gerektiği gibi, bu ülkede de Özgür Basın, halkımız için özgürlüğe giden yolu aydınlatan bir meşale gibi olmuştur. Çoğu zaman, baskıya karşı en etkili silah, gerçeği yazan ve onu çarpıtmayan bir kalemdir.”
‘Onların hakikat sesi susturulamaz’
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“Bugün 23 Ağustos 2026. Seyidsadiq beldesi yakınlarında gerçekleşen vahşi katliamın üzerinden iki yıl geçti. O acı günde, özgür basının iki parlayan yıldızı, Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn, vahşice hedef alındı. Silahları yoktu ve savaş cephesinin bir parçası değillerdi; sadece halklarının sesini, rengini, gerçeğini ve insanlık direnişinin sayfasını kaydettikleri kameraları vardı. Cenevre Sözleşmeleri Birinci Protokolü'nün 79. maddesine göre, savaş bölgelerindeki gazeteciler 'sivil kişiler' olarak kabul edilir ve onlara yönelik herhangi bir saldırı 'savaş suçu' sayılır. Gülistan ve Hêro'nun terörize edilmesi, tüm uluslararası sözleşmelerin, insan haklarının ve ifade özgürlüğünün açık bir ihlalidir. İki yıl sonra, yas tutmadığımız, aksine onların felsefesinin ve insanlık yolunun devamcıları olduğumuz doğrulandı. Onların hakikat sesi susturulamaz ve kalemleri, özgürlüğe susamış binlerce gencin elinde yazmaya devam ediyor. Bu iki yıl boyunca saldırılar sadece onlarla sınırlı kalmadı; Aziz Köylüoğlu, Nazım Daştan ve Cihan Bilgin gibi diğer yoldaşlarımız da hakikatten korkan o karanlık bilincin kurbanı oldular. Bu terör zinciri, gazetecileri koruma konusunda yaşanan ahlaki ve hukuki başarısızlığın en görünür işaretidir.”
‘Basın özgürlüğü korunmalıdır’
Açıklamanın sonunda “Bölgenin çok hassas bir aşamada olduğu ve herkesin diyalog ve barıştan bahsettiği bu dönemde, basın özgürlüğünün korunması daha da güçlendirilmelidir. Bizler, şiddet çerçevesinin dışında, barış ve demokrasi içinde yaşamak isteyen insanların sesiyiz. Uluslararası toplumun bu terör eylemleri karşısındaki sessizliği, hukuki oyunun dışında, failleri suçlarına devam etmeye teşvik etmektedir. Bu nedenle, yasal kurumlardan, kalem katillerinin cezasız kalmasına artık izin vermemelerini istiyoruz. Bu şehitlerin onuruna, kameralarımızın ve ekranlarımızın kararmayacağına dair sözümüzü yineliyoruz. Kalemlerimiz ve kameralarımızla, hakikat yolunda yolculuk edenleriz. Terörizm hayatlarımızı elimizden alabilir, ancak temsil ettiğimiz gerçeği asla öldüremez” ifadelerine yer verildi.