Tunus’ta aktivist Siham Ben Sedrin yeniden hapis riskiyle karşı karşıya
Tunus’ta aktivist ve insan hakları savunucusu Siham Ben Sedrin hakkında verilen iki ayrı hapis cezasının toplamı 25 yıla ulaştı. Uluslararası Af Örgütü, Ben Sedrin’in temyiz süreci devam ederken yeniden tutuklanma riskiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.
Haber Merkezi - Tunus’ta sivil ve siyasi çevrelerde aktivistler ve insan hakları savunucularına yönelik adli soruşturmalar ve hapis cezalarında benzeri görülmemiş bir artış yaşanıyor.
Tunuslu insan hakları savunucusu Siham Ben Sedrin, hakkında verilen ve toplam 25 yıl hapis cezasını öngören iki ayrı kararın ardından yeniden cezaevine girme riskiyle karşı karşıya. Uluslararası Af Örgütü, yaptığı açıklamada, söz konusu iki kararın, Ben Sedrin’in Hakikat ve Onur Komisyonu Başkanı olarak yürüttüğü önceki çalışmaları nedeniyle hakkında açılan 7 davadan ikisiyle bağlantılı olduğunu belirtti.
Örgüt, Siham Ben Sedrin’in temyiz kararını beklediği için şu anda özgür olduğunu, ancak verilen cezanın infazı amacıyla yeniden tutuklanma riski bulunduğunu açıkladı. Siham Ben Sedrin hakkında görülen diğer beş dava kapsamında ise yurt dışına çıkış yasağı kararları verildi.
Kefaletle serbest bırakılmıştı
Uluslararası Af Örgütü’ne göre Siham Ben Sedrin, Ağustos 2024’ün başından 19 Şubat 2025’e kadar tutuklu kaldı. Ardından Tunus Temyiz Mahkemesi, yargılama süreci tamamlanana kadar kefaletle serbest bırakılmasına karar verdi.
Örgüt, Siham Ben Sedrin hakkında yürütülen 7 soruşturmayı, Hakikat ve Onur Komisyonu başkanlığı döneminde yürüttüğü meşru insan hakları faaliyetlerinin doğrudan hedef alınması olarak değerlendirdi. Söz konusu kurum, ülkede geçiş dönemi adaleti dosyalarından ve geçmişte yaşanan ihlallerin soruşturulmasından sorumlu.
Uluslararası Af Örgütü, yargılama sürecinde adil yargılanma güvencelerinin açık biçimde ihlal edildiğini belirterek Tunus makamlarına kararları iptal etme ve Siham Ben Sedrin’e yöneltilen tüm suçlamaları düşürme çağrısında bulundu.
Örgüt davanın, bu alanda çalışan kişilerin ileride misilleme amaçlı soruşturma ve kovuşturma korkusu yaşamadan resmi görevlerini yerine getirme kapasitesini tehdit ettiğini belirtti.