Filistinli kadınlar savaşın gölgesinde kültürel mirası yaşatıyor

Filistinli kadınlar, savaşın yarattığı yıkıma rağmen şarkılar, halk deyimleri, geleneksel kıyafetler, dabke ve hikayeler aracılığıyla kültürel miraslarını yaşatmak için bir araya geldi.

RAFIF ESLEEM

Filistin- Filistin'de “Kadınlar Hikayeyi Koruyor” sloganıyla düzenlenen kültür ve folklor gecesi, kadınları Filistin hafızası etrafında buluşturdu. Şarkılardan halk deyimlerine, işlemeli geleneksel kıyafetlerden dabkeye ve sözlü anlatılara uzanan etkinlikte, savaş nedeniyle zarar gören ve geri plana itilen kültürel yaşamın yeniden hatırlanması ve yaşatılması amaçlandı.

Filistinli Kadınlar Kültür Forumu tarafından cumartesi akşamı düzenlenen etkinlik, Filistin kültürel mirasını kadınların deneyimleri ve anlatıları üzerinden yeniden görünür kılmayı hedefledi. Yoğun kadın katılımının olduğu gecede geleneksel şarkılar, halk deyimleri, dabke gösterileri ve farklı sanatsal etkinlikler gerçekleştirildi.

Etkinlik, Filistin hikayesinin kadınların varlığı ve direnciyle şekillendiği fikrinden hareketle düzenlendi. Kadınların nesilden nesile aktardığı kültürel mirasın, hafızada yaşamaya ve geleceğe taşınmaya devam etmesi amaçlandı.

Kadınlardan kadınlara

 

Filistinli Kadınlar Kültür Forumu Başkanı Faten Harb, gecenin forumun kuruluşundan bu yana düzenlediği ilk etkinlik olduğunu belirterek bunun “kadınlardan kadınlara” gerçekleştirilen özel bir buluşma olduğunu söyledi.

Etkinlikte geleneksel şarkılar, halk deyimleri ve dabkenin yanı sıra Filistin kimliğiyle bağlantılı çeşitli yarışma ve gösterilerin yer aldığını belirten Faten Harb, etkinliğin geniş çaplı yıkımın yaşandığı bir savaşın ardından düzenlendiğine dikkat çekti.

Faten Harb, kadınların savaşın ardından “enkazın altından çıkıp yeniden inşa etmeyi” amaçladığını ifade ederek, Filistin gerçekliğine dokunan ve kültürel mirası koruyan alanlar oluşturmak istediklerini söyledi. Savaş sırasında kültür merkezleri ve tarihi alanların da zarar görmesinin Filistin mirasının korunması ihtiyacını artırdığını belirten Faten Harb, gecenin yalnızca kültürel bir etkinlik olmadığını, aynı zamanda kadınlara psikolojik olarak nefes alabilecekleri, bir araya gelebilecekleri ve Filistin'e ait sembolleri yeniden hatırlayabilecekleri bir alan sunduğunu dile getirdi.

Etkinliğe katılan kadınlar, Filistin'in işlemeli geleneksel kıyafetleri ve kefiyeleriyle kültürel hafızanın önemli unsurlarını görünür kıldı.

‘Miras hayatın ayrıntılarında’

 

Hak savunucusu Juliet Ebu Şeneb ise etkinliğe kadınların kültürel alandaki üretimlerini, özellikle de mirasla bağlantılı çalışmalarını desteklemek amacıyla katıldığını söyledi. Savaşta zarar gören bazı eşyaların yeniden kullanılması ve dönüştürülmesinin önemine dikkat çeken Juliet Ebu Şeneb, kadınları kültürel mirası korumaya ve en azından bu mirasa ait bir parçayı yaşatmaya teşvik etmek gerektiğini ifade etti.

Filistin'in farklı kentlerine özgü işlemeli kıyafetlerin yanı sıra toprak ve bakır kapların da kültürel mirasın önemli unsurları olduğunu belirten Juliet Ebu Şeneb, anneler ve büyükanneler tarafından sıkça kullanılan “Kendi toprağının çamuru, kendi yastığın içindir” anlamındaki Filistin atasözünü hatırlattı.

Juliet Ebu Şeneb, Filistin nakışlarının ev eşyalarından tablolara, düğün temalı çalışmalardan kıyafet ve kişisel eşyalara kadar gündelik hayatın pek çok alanında yer aldığını belirtti. Savaş nedeniyle 10 gün boyunca evinden ayrılmak zorunda kaldığını anlatan Juliet Ebu Şeneb, küçük bir çantaya sığdırabildiği kültürel eşyalarını da yanında götürdüğünü söyledi. Eve döndüğünde ise her bir parçayı yeniden ait olduğu yere yerleştirdiğini belirterek, bu eşyaların ev, hafıza ve kimlikle kurduğu bağa dikkat çekti.

Kadınlar bir araya gelerek hayatı yeniden kuruyor

 

Filistin Aileleri Topluluğu'nda sosyal hizmet uzmanı olarak çalışan Amal Betrawi de etkinliğe savaşın sona ermesinden bu yana katıldığı ilk kadın kültür etkinliği olduğunu söyledi. Uzun süredir görmediği bazı arkadaşlarıyla burada yeniden bir araya geldiğini belirten Amal Betrawi, kadınların bir araya gelmesinin ruhsal iyilik halini desteklediğini ve üretkenlik ile yaratıcılığı güçlendirdiğini ifade etti.

Kültürün yalnızca kıyafet ve eşyalardan ibaret olmadığını vurgulayan Amal Betrawi, gelenek ve göreneklerin yanı sıra büyükannelerin nesilden nesile aktardığı öğretilerin de bu mirasın bir parçası olduğunu söyledi.

‘Büyükannenin sözü Google'a bedeldi’

 

Sumaya Sabit ise halk deyimlerinin Filistin hikayesinin ve kültürel mirasının temel parçalarından biri olduğunu belirtti. Geçmişte büyükannelerin, arama motorları ve yapay zeka ortaya çıkmadan önce, önemli bir bilgi kaynağı olduğunu söyledi.

Bugün yaşanan pek çok durumun büyükanneler tarafından daha önce atasözleri aracılığıyla anlatıldığını ve gelecek kuşakların uyarıldığını belirten Sumaya Sabit, günlük yaşamın pek çok ayrıntısının halk deyimlerinde karşılık bulduğunu ifade etti.

“Komşu evden önce gelir”, “Çok yaşa, çok gör” ve “Yazın biriktirdiğin kışın işine yarar” gibi sözlerin kuşaktan kuşağa aktarıldığını belirten Sumaya Sabit, Filistin kültürel mirasının çocuklara bırakılan bir miras olduğunu söyledi.

El-Hiyam folklor ekibi

 

Etkinlik kapsamında konuşan Hiba Ebu Hadaf, 2026 yılında kurulan Filistin folklor grubu “El-Hiyam”ın çalışmalarını anlattı. Grubun “çadırların bağrından doğduğunu” söyleyen Hiba Ebu Hadaf, üyelerin savaş sırasında çadırlarda yaşayan genç kadınlar arasından seçildiğini belirtti.

16 genç kadından oluşan grup, Filistin'e ait geleneksel şarkıların yanı sıra dabke ve tiyatro gösterileri gerçekleştiriyor. Grup repertuvarında “A'l-Hawara”, “Ya Gazze” ve “Tamin Elli Gal” gibi geleneksel eserler de bulunuyor.

Hiba Ebu Hadaf, grubun bugüne kadar dabke, müzik ve tiyatrodan oluşan 14 farklı gösteri sunduğunu, ancak çalışmalarını sürdürebilecekleri sabit bir mekanlarının bulunmamasının en önemli sorunlardan biri olduğunu söyledi.

Tüm zorluklara rağmen çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Hiba Ebu Hadaf, sanatın Filistin kültürel mirasını korumanın ve bu mirasın mesajını yeni kuşaklara aktarmanın bir yolu olduğunu vurguladı.