‘Kürdistan topraklarına yönelik talanın önüne geçmeliyiz’
Doğaya yönelik saldırıların ve çevre tahribatının giderek arttığına dikkat çeken Van Bilim İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hanife Yücel, “Nefes alacak yer kalmayacak” şeklinde uyarıda bulundu.
DÎLAN AYDIN
Ankara - Suya, toprağa, havaya, ormanlara ve dağlara yönelik saldırılar her geçen gün artıyor. Kuzey Kürdistan’da maden ve petrol faaliyetleri uğruna dağlar ve ormanlar talan edilirken, baraj projeleriyle nehirlerin ve akarsuların önü kesiliyor, tarihi vadiler sular altında bırakılıyor.
Tüm canlılar için yaşamın temel kaynağı olan toprak, su ve hava giderek daha fazla kirletilip, tahrip ediliyor. Her şeyi kar ve kazanç üzerinden değerlendiren kapitalist sistem, doğaya yönelik talanı da giderek derinleştiriyor.
‘Adım adım kıyamete doğru ilerliyoruz’
Van Bilim İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hanife Yücel, doğaya yönelik rant ve talan politikalarının giderek arttığına dikkat çekti. Dağların rant uğruna tahrip edildiğini, barajlar nedeniyle nehirlerin kurutulduğunu belirten Hanife Yücel, “Doğaya yönelik bu saldırıları gördüğümde, insanın bunların nasıl sonuçlanacağını hiç düşünmediğini sorguluyorum. Kur’an-ı Kerim’de ‘İnsan kendi kıyametini kendi elleriyle hazırlar’ diyen bir ayet var. Bu ayeti okuduğumuzda, insanın kendi elleriyle dünyanın kıyametini nasıl hazırlayabileceğini düşünürdük. Ancak bugün görüyoruz ki adım adım kıyamete doğru ilerliyoruz ve bunun sorumlusu da insanın kendisidir” dedi.
İnsan faaliyetlerinin doğaya büyük zarar verdiğini belirten Hanife Yücel, “Buzulları eritiyor, dağları tahrip ediyor, denizleri kirletiyorlar. Özellikle ürettikleri naylon ambalajlarla dünyayı ciddi şekilde kirletiyorlar. Bu ambalajların doğada yıllarca kaldığını ve toprağı zehirlediğini biliyoruz. Bütün bunlar aslında bir kıyametin yaşandığını gösteriyor. Bu yıl Nepal'de buzulların çöktüğünü gördük. Bu, kendiliğinden gerçekleşen bir olay değil. İnsan kendi kıyametini kendi elleriyle hazırlıyor, ancak bunun sonuçlarını hiç düşünmüyor. Bugün milyonlarca dolar kazandığında yarın milyonlarca dolar zarara yol açabileceğini hesaba katmıyor. İnsan yaşamının sona erebileceğini, hayvanların yok olabileceğini düşünmüyor” sözlerine dikkat çekti.
Doğanın korunması ve tahrip edilen alanların onarılması gerektiğini vurgulayan Hanife Yücel, şöyle konuştu:
“İnsan bu dünyada yaşamaya devam etmek istiyorsa doğaya zarar vermekten vazgeçmeli ve bugüne kadar verdiği zararları onarmalıdır. Ancak bu şekilde çözüm bulunabilir. Pandemi sürecinde bunun mümkün olduğunu gördük. Herkes evlerine kapandığında İstanbul'da farklı kuş türleri ortaya çıktı, denizler temizlendi, hava berraklaştı ve yağışlar arttı. O dönemde doğanın kendini yenileyebildiğini gördük. Bu nedenle doğaya zarar veren tüm faaliyetler sona ermelidir. Aksi halde bu şekilde devam ederse sonuçları ağır olacaktır. İnsan doğa olmadan yaşayamaz. Uzmanların açıklamalarına göre bir ağaç, 6 saat boyunca sulanmadığında yavaş yavaş kurumaya başlıyor. Doğanın bu kadar değerli nehirleri yok ediliyor. Doğaya verilen zararın aslında kendi yaşamımıza zarar vermek olduğunu ve gelecek nesillerin geleceğini kararttığını çok iyi anlamalıyız. Bir an önce doğayı eski haline getirmeliyiz.”
Bu tablodan geri dönüş mümkün mü?
“Bu durumdan geri dönüş mümkün mü?” sorusuna yanıt veren Hanife Yücel, bunun çok zor olduğunu ve kısa sürede gerçekleşemeyeceğini, çok büyük projelerin hazırlanması gerektiğini söyledi. Nüfusun artmasıyla birlikte konut ve araç ihtiyacının da giderek arttığına dikkat çeken Hanife Yücel, “Ormanlardan birçok amaç uğruna ağaç kesiyorlar. Ağaçlar nefes almak için akciğerlerdir. Onlar olmadığında nefes alamayız. Ormanlarda yangın çıkıyor, ağaçları kesiliyor; bunların hepsi insanlar için hastalığa dönüşüyor. İnsan zarar vermeden de yaşayabilir, evler inşa edebilir. Ancak nehirlerin ve derelerin kenarlarına giderek evler yaptıklarını ve o alanlara zarar verdiklerini görüyoruz. Her yeri betonlaştırıyorlar. Bu nedenle kentlerde seller meydana geliyor. Çözüm için planlar hazırlanmalı ve yavaş yavaş da olsa hayata geçirilmelidir” diye belirtti.
AKP hükümetinin çevre politikası
AKP iktidarının yıllardır doğaya dini bir perspektifle yaklaşmak yerine büyük zararlar verdiğini ve ülkenin topraklarını rantçılara sunduğunu belirten Hanife Yücel, sözlerini şöyle tamamladı:
“Özellikle Kürdistan'da doğaya yönelik saldırılar bu iktidar döneminde arttı. Hasankeyf'i ve onun gibi birçok yeri sular altında bıraktılar. Şimdi de Kürdistan ormanlarına yöneldiler, her yerde ağaçları kesiyorlar. Türkiye tarafında orman yangını çıktığında herkes seferber oluyor ancak Kürdistan'da ağaçlar kesildiğinde hiçbir şey yapmıyorlar. Dini açıdan baktığımızda, inandığımız peygamber şöyle diyor: ‘Kıyametin koptuğunu görseniz bile elinizde bir fidan varsa onu dikin.’ İslam dininin perspektifi budur ancak iktidarın yaptıkları bunun tam tersidir. Bu nedenle bu saldırılara karşı iyi düşünmeli, ne yapabileceğimizi, Kürdistan'ı bu büyük şirketlerin kuşatmasından nasıl kurtarabileceğimizi değerlendirmeliyiz. Yüksek sesle, kitlesel bir şekilde ve hep birlikte ayağa kalkarak Kürdistan topraklarına yönelik talanın önüne geçmeliyiz.”