Süveyda'da siyasi temsil tartışması: Önce adalet ve güvenlik sağlanmalı
Süveydalı Avukat Meram el-Kudmani, Halk Meclisi üyelerinin seçim yerine atanmasının gerçek bir halk temsili sağlamadığını belirterek, halk için önceliğin siyasi temsil değil; güvenlik, adalet ve gerçek güvencelerin sağlanması olduğunu vurguladı.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda - Suriye Halk Meclisi'nin görev süresi, yasama dönemleri, oylama mekanizmaları ve Meclis Başkanı'nın yetkilerini düzenleyen yeni iç tüzüğünün kabul edilmesiyle birlikte, ülkenin yasama süreci ve farklı bölgelerin mecliste nasıl temsil edileceği yeniden gündeme geldi. Ancak Süveyda'da tartışmalar farklı bir eksende ilerliyor. Geçici bir uygulama olarak iki kişinin Halk Meclisi'ne atanmasının ötesinde, birçok Süveyda sakini için bugün öncelik siyasi temsil değil; maruz kaldıkları ihlallerin sorumlularının hesap vermesi, adaletin sağlanması ve siyasi sürece geçmeden önce güvenin yeniden tesis edilmesi olarak görülüyor.
'Atama gerçek temsili sağlamıyor'
Avukat Meram el-Kudmani, Esad rejiminin devrilmesinden sonra Suriye'de atama kültürünün yaygınlaştığını, bunun yalnızca cumhurbaşkanının değil Halk Meclisi üyelerinin belirlenmesinde de görüldüğünü söyledi. Halk Meclisi'nin ülkenin en yüksek yasama organı olduğuna dikkat çeken Meram el-Kudmani, meclisin halkın özgür ve demokratik seçimlerle belirlediği temsilcilerden oluşması gerektiğini, böylece vatandaşların gerçek anlamda seslerini meclise taşıyabilecek kişileri seçebileceğini ifade etti.
Meram el-Kudmani, meclisin oluşturulma yönteminin Suriyelilerin rejimin devrilmesinden sonra beklentilerini karşılamadığını belirterek, üyelerin atandığını, bazı sandalyelerin ise ileride yapılacağı açıklanan seçimlere bırakıldığını, ancak bugüne kadar bu seçimlerin gerçekleştirilmediğini ve meclisin yalnızca atanmış üyelerden oluştuğunu söyledi.
Süveyda'dan iki kişinin Halk Meclisi'nde yer almasının gerçek bir siyasi temsil anlamına gelmediğini belirten Meram el-Kudmani, gerçek temsilin doğrudan halkın iradesine dayanması gerektiğini, seçim yapılmadığı ve Süveyda toplumunun atanan isimler üzerinde ortak bir mutabakatı bulunmadığı sürece bunun mümkün olmayacağını dile getirdi.
Halk Meclisi üyesinin halk ile hükümet arasında köprü görevi görmesi, vatandaşların taleplerini ve gerçek sesini yasama organına taşıması gerektiğini ifade eden Meram el-Kudmani, atamayla göreve gelen bir kişinin ise kendisini atayan makamın memnuniyetini korumaya, halkın iradesini bağımsız şekilde temsil etmekten daha fazla önem vereceğini söyledi.
Meram el-Kudmani, "Mezhepsel kimlikleri nedeniyle ağır ihlallere ve kanlı olaylara maruz kalan Süveyda halkının, asgari düzeyde güvenlik sağlayacak hukuki, siyasi ve insan haklarına ilişkin çok yüksek beklentileri var. Bu nedenle şu sorular meşrudur; bu kişilere bizim adımıza konuşma yetkisini kim verdi? Gerçekten Süveyda halkının sorunlarını olduğu gibi taşıyabilecekler mi? Atama süreci tarafsız mıydı ve Süveyda'daki tüm kesimlerin görüşlerini yansıttı mı?" dedi.
'Kanlı olaylardan sonra talepler değişti'
Meram el-Kudmani, rejimin devrilmesinden sonra Süveyda halkının taleplerinin diğer Suriyelilerden farklı olmadığını belirterek, bu taleplerin demokratik ve kurumsal bir devletin inşası, vatandaşlık ilkesinin hayata geçirilmesi, siyasi katılım, insanca yaşam ile medeni ve siyasi hakların güvence altına alınması etrafında şekillendiğini söyledi. Ancak mevcut sürecin "geçiş dönemi" olarak değil, "kaotik bir dönem" olarak tanımlanabileceğini ifade etti.
Meram el-Kudmani, Süveyda'da yaşanan son kanlı olayların ardından bu önceliklerin tamamen değiştiğini belirterek, artık siyasi katılımın değil; yaşam hakkı, güvenlik, adalet ve hesap verebilirlik taleplerinin öne çıktığını, yaşananların Süveyda halkını her şeyden önce varlığını koruma mücadelesi vermeye zorladığını dile getirdi.
Bugün Süveyda'da siyasi tartışmaların geniş yetkili yerel yönetim, özerklik ve hatta tam bağımsızlık taleplerini de içerdiğini ifade eden Meram el-Kudmani, ancak tüm bu yaklaşımların ortak noktasının Süveyda halkını koruyacak, haklarını ve onurunu güvence altına alacak somut güvencelerin sağlanması olduğunu vurguladı.
'Kriz Meclis sandalyelerinden daha büyük'
Meram el-Kudmani, Süveyda meselesinin yalnızca Halk Meclisi'ndeki temsil sorunu olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirterek, asıl sorunun bir ya da iki milletvekilinin bulunup bulunmaması değil, Süveyda halkının maruz kaldığı ihlaller nedeniyle devlet kurumlarına karşı oluşan derin güven krizinin olduğunu söyledi.
Herhangi bir siyasi çözümün, ihlallerden sorumlu olanların kim olduğuna bakılmaksızın şeffaf ve gerçek bir hesaplaşmayla başlaması gerektiğini ifade eden Meram el-Kudmani, gerçeklerin ortaya çıkarılmasının ardından ancak siyasi temsil ve Süveyda halkının devlet kurumlarındaki rolünün tartışılabileceğini belirtti.
Meram el-Kudmani, yasama organında temsil edilmenin Süveyda halkının hakkı olduğunu ancak bugün bunun en acil mesele olmadığını, önceliğin güvenliğin yeniden sağlanması, adaletin tesis edilmesi, mağdurların haklarının teslim edilmesi ve son olaylarla kaybedilen güvenin yeniden inşa edilmesi olduğunu kaydetti.
'Talepleri görmezden gelmek onları ortadan kaldırmaz'
Meram el-Kudmani, Süveyda halkının taleplerinin görmezden gelinmesinin ya da yok sayılmasının bu talepleri ortadan kaldırmayacağını, aksine daha da güçlendireceğini söyledi.
Bu taleplerin artık yalnızca yönetim modeli ya da siyasi temsil mekanizmalarıyla sınırlı olmadığını belirten Meram el-Kudmani, yaşam hakkı, güvenlik, özgürlük, onur ve adalet gibi temel hakların merkeze yerleştiğini ifade etti.
Meram el-Kudmani, gelecekte uygulanacak yerinden yönetim temelli tüm siyasi modellerin, Süveyda halkının kendi geleceğini belirleme hakkına saygı göstermesi ve haklarını güvence altına alacak somut mekanizmalar oluşturması gerektiğini vurguladı. Bu başlıklar çözüme kavuşmadan siyasi katılım ya da Halk Meclisi'ndeki temsil konusunda sağlıklı bir tartışmanın yürütülemeyeceğini belirtti.