Halide Türkoğlu: İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmeli
“İktidarın ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ politikaları kadınları toplumsal yaşamdan dışlayarak aile içine hapsetmeyi hedefliyor” diyen Halide Türkoğlu, İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesinin Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin gerekliliği olduğunu söyledi.
Adana - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, Çukurova Bölge Kadın Meclisleri toplantısını Adana’da gerçekleştirdi. DEM Parti Adana İl Örgütü’nde yapılan toplantıya bölgedeki kentlerden kadınlar katıldı.
Kadın mücadelesini büyütmek için örgütleme çalışmaları yaptıklarını ifade eden DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, konuşmasında şu başlıklara değindi:
“Buluşmalar kapsamında bugün de Çukurova bölge toplantımızı gerçekleştireceğiz. Örgütlü kadın mücadelemizi nasıl daha fazla büyüteceğimizi konuşacağız. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni daha güçlü örmenin yol ve yöntemlerini hep birlikte tartışacağız. Ülkede, dünyada yaşanan gelişmeler, savaşlar ve bunun kadınlara yansımalarını tüm boyutlarıyla değerlendireceğiz. Kadın gündemlerini detaylı bir şekilde tartışacağımız bu toplantımızdan da güçlü planlamalarla çıkacağımıza inanarak bir kez daha hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
İran ve Afganistanlı kadınlar direniyor
İran cezaevleri kadınlar ve muhalifler için ‘işkencehanelere’ dönüşmüş durumda. Faşist rejim insanlığa karşı suç işliyor. Afganistan’da ise Taliban rejiminin kadınlara yönelik baskı politikaları sürüyor. Kadınlara yönelik hak ihlallerinin uluslararası mekanizmalarla soruşturulması gerekiyor. Ortadoğu merkezli savaşlar halkların değil, egemen güçlerin savaşıdır. Kadınlar buna karşı en güçlü direnişi gösteriyor. İranlı kadınlar Molla rejimini istemiyor, Afganistanlı kadınlar Taliban’a karşı direniyor. Erkek egemen iktidarların sömürü ve inkâr rejimine karşı çözüm özgür ve eşit yaşamda ısrardır.
Sayın Öcalan özgür olmalı
Kürt sorununun demokratik çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından önemli olmaktadır. Nitekim Sayın Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, bu yaşamın çağrısıdır. Ülkede yaşanan 50 yıllık çatışmanın son bulması, Kürt sorununda demokratik çözümün sağlanmasının çağrısı aynı zamanda demokratikleşmenin, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılmasının çağrısıdır. Bu çağrının samimiyetini hem Sayın Öcalan hem de hareketi attıkları tarihi adımlarla defalarca kez göstermiştir. Bu sürecin samimi bir şekilde ilerlemesi, gerekli yasaların çıkarılmasıyla, Sayın Öcalan’ın statüsünün sağlanmasıyla mümkün olacaktır. Sayın Öcalan’ın özgür koşullarda çalışabileceği zeminin oluşturulması ile sağlanacaktır.
Yasal adımların atılması elzemdir
Barış Anneleri bu toprakların en onurlu barış mücadelesini yürütüyor. En zor süreçlerde dahi barış inadından, ısrarından vazgeçmeyen anneler işte bu taleplerle bir kez daha gerçek bir barışın nasıl gerçekleşeceğinin yolunu hepimize, demokratik siyasete göstermiştir. Kıymetli çalışmalarıyla barışa en büyük katkıyı sunan Barış Anneleri’ne bir kez daha teşekkür ediyor, mücadelelerini selamlıyoruz. Olması gerekenleri bir kez daha hatırlatıyoruz. Yasal düzenleme gerektirmeyen adımların atılması elzemdir. Meclis Komisyonu raporundaki tespitler üzerinden derhal harekete geçilmelidir. Hasta siyasi mahpusların serbest bırakılması talebi görmezden gelinmemelidir. Cezaevlerindeki keyfi uygulamalara son verilmelidir. Bakın Sincan Kadın Cezaevi’nde 34 yıllık tutsak Nedime Yaklav’ın tahliyesi 7’nci kez ertelendi. Nedime Yaklav ile birlikte son bir ay içerisinde Sincan Cezaevi’nde 3 kadın tutsağın daha tahliyesi yine keyfi gerekçelerle ertelenmiştir. Cezaevlerinde İdare ve Gözlem Kurulları tarafından verilen keyfi kararlara müdahale edilmelidir. Nedime Yaklav ve cezası biten tüm siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır.
İstanbul Sözleşmesi
İstanbul Sözleşmesi 11 Mayıs 2014’te imzaya açıldı. İstanbul Sözleşmesi kadınların yaşam hakkını güvence altına alan temel bir metindir. İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesi Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin gerekliliğidir. Kadınların yaşamlarının korunması için var olan mekanizmaların etkin bir şekilde uygulanması, güçlü yasal düzenlemelerin yapılması gerekirken; cinsiyetçi genelgeler yayınlamak kadına karşı işlenen suçları meşrulaştırmaktır. Nefret suçlarının yasallaştırılması, resmi hale getirilmesidir. İktidarın ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ politikaları kadınları toplumsal yaşamdan dışlayarak aile içine hapsetmeyi hedefliyor. Kadınların yaşamlarını cinsiyetçi genelgelerle erkek egemen düzenin içerisine hapsetmenize izin vermeyiz.
Her 10 kadından 7’si hijyen ürünlerine ulaşamıyor
Ekonomik kriz ve yoksulluk en fazla kadınları etkiliyor. Her 10 kadından 7’si hijyen ürünlerine ulaşamıyor. Kadın yoksulluğu güvenceli iş ve eşit istihdam politikalarıyla çözülebilir. Sevgili kadınlar; bu çoklu mücadele alanlarımızda yürüttüğümüz direniş bakidir. Bu mücadele alanlarımızı buluşturan ortak zeminin adı barıştır. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile başlayan sürecin önündeki engellerin, belirsizliklerin kalkması, sürecin en başarılı şekilde ilerlemesi hepimizin ortak talebidir. Evde, sokakta, tarlada, fabrikada, kampüste direnen kadınlara çağrımızdır. 16 Mayıs saat 19.00’da tüm illerde eş zamanlı yapılacak ‘Barış İçin Adım At’ yürüyüşlerinde buluşalım. Barış ve demokratik toplum talebimizi hep beraber haykıralım. Kars’tan İzmir’e, Amed’den İstanbul’a, Adana’dan Ankara’ya tüm kentlerde yapılacak yürüyüşlerde adımlarımızı barış, eşitlik, demokrasi ve adalet için atıyoruz. Yaşasın kadın dayanışması. Jin, jiyan, azadî.”
Konuşmanın ardından toplantı, basına kapalı devam etti.