Semîra el-Semîra el-Müşecirî: Sanat, barışı inşa etmek için elimizde kalan son umut

Adenli kadınlar, imkanların yetersizliğine rağmen resim, müzik ve tiyatro aracılığıyla varlıklarını yeniden güçlendiriyor. Aden Kültür Ofisi Genel Müdürü Semîra el-Müşecirî, sanatın toplumsal barış ve kültürel hafızanın korunmasındaki önemini vurguladı.

FATİMA REŞAD

ADEN- Aden, kültür ve aydınlanma kenti olma özelliğini ve tarihsel olarak öncü kadın hareketlerine ev sahipliği yapan, değişim ve krizler karşısında direnme gücünü kanıtlamış bir kent olma niteliğini sürdürüyor. Kent savaşın ve krizlerin etkileriyle söz, müzik ve sanat aracılığıyla mücadele ederken, mevcut kültürel tablo kadınların kamusal yaşama katılımının geleceği ve kültürel sahnenin şekillenmesindeki rolleri konusunda önemli soruları da gündeme getiriyor. Bu tablo aynı zamanda daha geniş bir soruyu beraberinde getiriyor: Sanat, çatışmaların yıprattığı değerleri yeniden kazanmak, ifade, özgürlük ve umut için yeni alanlar yaratmak konusunda ne ölçüde bir araç olabilir?

‘Görsel sanatlar gelişiyor, tiyatro ise metin arıyor’

Yaşanan derin acıları ele alan ve geleceğin izlerini çizmeye çalışan bir söyleşide, Aden Kültür Ofisi Genel Müdürü Semîra el-Semîra el-Müşecirî, kültürel tabloyu ve yeniden inşa çabalarını değerlendirdi. Semîra el-Semîra, kültür alanında kadınların hareketliliğinde ve yaratıcı üretimin içinde yer alma konusundaki samimi isteklerinde dikkat çekici bir canlanma yaşandığını belirtiyor.

Kültür Ofisi’nin bu enerjiyi farklı alanlarda bünyesine katmak ve geliştirmek için yoğun çaba gösterdiğini ifade eden Semîra el-Müşecirî, bunların başında görsel sanatların geldiğini söylüyor. Kadın ressamların ürettikleri yoğun çalışmalarla kültürel ve sanatsal yaşama katkı sunduğunu belirten Semîra el-Müşecirî, ancak sanatçıların çoğunun düşük gelirli ailelerden geldiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle kadın sanatçıların yeteneklerini koruyabilmeleri ve üretmeye devam edebilmeleri için devlet tarafından desteklenmeye ve uygun bir ortam sağlanmasına ihtiyaç duyduklarını vurguluyor.

Müzik alanında da etkinliklerde kadın müzisyenlerin umut veren bir katılım gösterdiğini dile getiren Semîra el-Müşecirî, ilk kadın müzik grubunun kurulması yönünde çalışmaların sürdüğünü aktarıyor. Grup üyelerinin deneyimli müzisyenlerden oluşan bir ekibin gözetiminde yoğun eğitimlerden geçtiğini belirten Semîra el-Müşecirî, kadınların becerilerini geliştirmeleri ve sanatsal deneyimlerini ileri taşımaları için devlet ve uluslararası kuruluşlardan destek almayı umduklarını ifade ediyor.

Tiyatro alanında ise son aylarda kadınların önemli roller üstlendiği çok sayıda gösterinin sahnelendiğini kaydeden Semîra el-Müşecirî, ancak en önemli sorunun kadınların sahnedeki varlığıyla uyumlu, kadın ve insan haklarına ilişkin konuları ve diyalogları dikkate alan tiyatro metinlerinin geliştirilmesi olduğunu belirtiyor. Bunun kadınların tiyatro ve kültür sahnesindeki varlığını güçlendireceğini söylüyor.

Semîra el-Müşecirî, “Kadından söz ettiğimde bilinçli ve etkin bir şekilde varlık gösteren bir bireyden söz ediyorum. Kendisine alan tanındığında yaratıcılığı her alanda güçlü bir şekilde ortaya çıkıyor” diyor.

‘Eksik olan omurga’

Olağanüstü koşullarda önemli bir kültür kurumunun yönetimini üstlenme deneyimine ilişkin konuşan Semîra el-Semîra el-Müşecirî, kadınların karar alma mekanizmalarında görev üstlenirken karşılaştıkları engelleri gizlemiyor. Maddi imkanların yetersizliğinin en büyük engel olduğunu belirten Semîra el-Müşecirî, finansman sağlanmasının toplumsal düzeyde gerçek bir etki yaratmanın temel koşulu olduğunu ifade ediyor. Semîra el-Müşecirî, “Temel destek imkanları sağlanmadan kültürel bir kalkınma mümkün değil” diyor.

Kültür Ofisi, kadınların yalnızlaşması ve marjinalleştirilmesi tehlikesine karşı, yakında yaratıcı kadınlara özel bir platform kurmaya hazırlanıyor. Platformun, kentlerde kültürel yapıya katkı sunan kadınları bir araya getirmesi ve onlara ulaşması hedefleniyor. Böylece Kültür Ofisi’nin kadınlar için ilk destek noktası ve sürdürülebilir bir geleceğe doğru ilerlemelerini sağlayacak sanatsal bir ortam olması amaçlanıyor.

‘Kalıplaşmış yargıları ortadan kaldırmak ve barışı inşa etmek’

Semîra el-Müşecirî, kültürel söylemin kalıplaşmış yargıları kırmadaki ve siyasi ve toplumsal ortaklığı güçlendirmedeki rolüne de değiniyor. Kurumsal desteğin modern medya çalışmalarıyla bütünleşmesinin, toplumsal bilinci yeniden şekillendiren bir sorumluluk alanı oluşturduğunu kaydeden Semîra el-Müşecirî, bunun Aden’in kendine özgü coğrafi ve toplumsal yapısından güç aldığını ifade ediyor.

Sanatın toplumsal barıştaki rolüne ilişkin ise Semîra el-Müşecirî, “Tiyatro, kadın, barış ve güvenlik konusunda Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen uluslararası kararlarla uyumlu biçimde güvenliği ve hukukun üstünlüğünü güçlendiren önemli bir araçtır” diyor.

Sahadaki girişimlerin ise plan ve tiyatro sahnesiyle sınırlı kalmadığını belirten Semîra el-Müşecirî; kadın kulüplerinin etkinleştirilmesi, okullara ve üniversitelere yönelik saha çalışmaları yürütülmesi ve kültürel faaliyetlerin sürdürülebilir barışı nasıl oluşturabileceğini ortaya koyan atölyelerin düzenlenmesi gibi çalışmaların da yürütüldüğünü aktarıyor.

‘Sanatsal hafızayı cesur bir kadın kalemiyle yeniden kazanmak’

Ekonomik kriz ve siyasi koşullar nedeniyle kadınların şarkı söylemesi ve müzik icra etmesi gibi geleneksel sanatsal faaliyetlerin gerilemesine ilişkin konuşan Semîra el-Semîra el-Müşecirî, Adenli kadınların silinmeyen tarihsel izini hatırlatıyor.

Semîra el-Müşecirî, sözlerini iyileşmenin bugün ayrımcılığı ve çatışmaları reddeden, kadınları tüm sanat alanlarına adım atmaya teşvik eden “cesur bir kadın kalemine” ihtiyaç duyulduğunu vurgulayarak tamamlıyor. Kadınların kazanımlarını koruyan ve daha iyi bir gelecek kuran bilinçli bir kültürün de bu sürece eşlik etmesi gerektiğini belirtiyor.

Adenli kadınlar, zorlukları yeniden dayanışma ve direniş alanlarına dönüştürme gücünü bir kez daha ortaya koydu. Sanata barışın inşası için bel bağlamak, düşünsel bir lüks değil; daha hoşgörülü ve insani bir geleceğe dair geriye kalan tek umut olarak öne çıkıyor.