‘Biryar’: Göç ile hayalin kesiştiği noktada bir Kürt kadın hikayesi
Hîlala Zêrîn Yüksek Sanat Enstitüsü sinema öğrencilerinin çektiği ‘Biryar’, 10. Kürt Film Festivali’nde yarışmaya seçildi. Film, 8 yıllık göçün ardından Efrîn’e dönmek ile sinema hayali arasında kalan genç bir kadının hikayesini anlatıyor.
RONÎDA HACÎ
Heseke- Kürt kültüründe dengbêjlik, müzik ve sinema, dil ve mirasın korunmasında önemli bir rol oynar. Kadınlar bu kültürel ve akademik alanlarda her zaman aktif bir rol oynadı.
Özellikle 2011-2012 yıllarından sonra Rojava Kürdistanı’nda birçok kültür merkezi ve sanat akademisi açıldı. Kadınlar bu yeni kurumlarda toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde yönetim görev aldılar. Bu alanda sinema ve belgesel çalışmaları da artarken, bölgesel ve toplumsal yaşama, özellikle de kadınların yaşamına odaklanıldı. Rojava Kürdistanı’nda kültür alanında çalışmaya başlayan bu kişilerden biri de Medya, Hîlala Zêrîn Yüksek Sanat Enstitüsü öğrencisi olan Medya Mihemed. ‘Biryar’ filminde yönetmen olarak yer alan Medya Mihemed, filmin hazırlanması, sinema alanındaki amaçları, filmin hikayesi ve kadın hikayelerini dünyaya ulaştırmanın önemi üzerine ajansımıza konuştu.
‘Gerçek yaşamımızı göstermek istiyoruz’
Medya Mihemed konuşmasının başında Rojava Kürdistanı’ndaki Hîlala Zêrîn Yüksek Sanat Enstitüsü’nün kadınların sanat alanlarında geliştirilmesindeki rolüne dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Rojava Kürdistanı Devrimi’nden sonra, özellikle onun içinde oluşan Kadın Devrimi ile birlikte Hîlala Zêrîn Yüksek Sanat Enstitüsü sanat alanında çok önemli bir rol üstlendi. Kadınların sanatın her alanında – müzik, resim, tiyatro ve sinema – geliştirilmesi amacıdır.”
Medya, sanatın bu alanlarının her birinin farklı bir görev üstlendiğini belirterek sinemayı toplumun tarihsel ve sosyolojik yönleriyle yaşamını göstermek için önemli bir araç olarak gördüğünü söyledi ve şöyle devam etti:
“Buradaki toplumumuz tarihsel ve sosyolojik açıdan tanınıyor. Kameramızın yalnızca bir çekim aracı olmasını istemiyoruz. Gerçek yaşamımızın ne olduğunu, burada yaşanan gelişmelerin neler olduğunu ve özellikle kadın olarak toplum içinde kadın hikayelerini nasıl öne çıkaracağımızı söylemek istiyoruz. Bu hikayelere kim sahip çıkacak, ülkemizin toprağında gerçekleşen kahramanlık ve halkın çektiği zorluklar – savaş, göç ve benzeri – nelerdir, bunları söylememiz gerekir.”
‘Biryar’: gerçek hayattan bir hikaye

Medya Mihemed, kadınlar olarak sinema bölümünü üstlendiklerini, ‘Biryar’ filminin gerçek bir hikayeden alındığını belirterek “Kadınlar olarak sinema bölümünü üstlendik. ‘Biryar’ filmimiz burada yaşanmış gerçek bir yaşamdır. Bir öğrencimiz, arkadaşımızdı ve onun yaşamını ele aldık” dedi.
Medya’ya göre filmin ana karakteri Sozê, yalnızca bir film karakteri değil; savaş ve göç koşullarında yaşayan birçok kadın ve genci temsil edebilir. Medya bununla ilgili olarak “Sozê yalnızca filmde bir karakter değildir. Sozê belki ben olabilirim, sen olabilirsin ve bizi izleyen herkes olabilir. Bu kuşağın çektiği zorluklar, savaş içinde bir hayalin nasıl gerçekleşeceği ve bu halkın üzerine gelen göçün çok zor bir yaşamda nasıl bir hayali gerçekleştirebileceğidir” şeklinde konuştu.
Sozê, dönüş ile hayal arasında bir Efrînli kız
Hîlala Zêrîn Yüksek Enstitüsü Sinema Bölümü birinci sınıf öğrencisi, Efrînli bir genç kadın olan 22 yaşındaki Sozê, 8 yıllık göç sürecini Efrînli aileler için barınak haline gelen bir okulda yaşadı. Medya, Sozê’nin filmdeki rolünü şu sözlerle anlattı:
“8 yıllık göçten sonra Sozê, Efrînli aileler için barınak haline gelen bir okulda yaşamıştır. Efrîn’e dönüş kararının ardından Sozê, 8 yıllık özlemden sonra ülkesine dönmek ile burada kalmak arasında kalır. Ülkesini tanıtacak ve ülkesinin acısı ile direnişini ortaya koyacak bir sinemacı olmak ister.”
‘Her iki karar birbirini tamamlar’
Medya Mihemed, filmde Sozê’nin iki dünya ve iki karar arasında kaldığını belirterek “Ya 8 yıllık özlemden sonra ülkesine dönecek ya da bulunduğu yerde kalıp sinema hayalini gerçekleştirecek. Sozê iki okul arasında yaşar” dedi ve ekledi: “Biri ailesi için barınak haline gelen okul, diğeri ise hayallerinin yuvası olan okul. Sozê’nin karar vermesi gerekir: Gidecek mi yoksa kalıp hayalini mi gerçekleştirecek. Her iki karar da birbirini tamamlar. Sozê kalmakla da ülkesine bir yanıt olacak, gitmekle de yılların özlemini gerçekleştirecektir. Filmin sonucunu söylemek istemiyoruz. Filmi izleyen kişi Sozê’nin kararını öğrenecektir.”
‘Film kadınların kolektif bir çalışmasıdır’
Medya Mihemed, filmin hazırlanmasında öğrenci ve öğretmenlerin kolektif çalışmasına dikkat çekerek, filmin büyük bir festivale seçilmesinin bu emeğin sonucu olduğunu belirtti ve bu kutsal emeği şu sözlerle anlattı:
“Film kolektif bir çalışmadır. Birlikte, kolektif ruhla ve kadınlar olarak bu filmde sinema okumak istediğimizin yanıtı olduk. Bir mektup olduk ve bir kamera çerçevesinde arkadaşımızın ve ülkemizin acısını ortaya koyduk. Film, göçmenlerin yaşamının ayrıntılarını ve savaş ile ağır zorluklar içinde okumayı başaran bir kuşağın şartlarını gösterir. Bizim için film yalnızca bir sinema eseri değildir; aynı zamanda 8 yıl göç yaşamış bir insanın yaşamının bir parçasıdır. Film bizim için bir insanın 8 yıllık göçten sonraki yaşamıydı. Zorlukları ve güzellikleriyle geçen 8 yıl.”
‘Filmin seçilmesi büyük bir moraldir’
Medya Mihemed, filmin gerçekleşmesinde öğrenci ve öğretmenlerin emek ve sevgisinin büyük rol oynadığını vurgulayarak, ‘Biryar’ın festivale seçilmesinin onlar için büyük bir moral olduğunu belirterek, “Enstitünün ve bizimle olan öğretmenlerin emeği bizi bu sonuca ulaştırdı; film büyük bir festivale kabul edildi. Bu kadınların kolektif bir emek ve sevgisidir. Üç kadın öğrenciydik ve tek bir kamerayla bu emeği ortaya koyduk. Bugün kendi emeğimizin ve öğretmenlerimizin emeğinin sonucunu alıyoruz. Bizim için filmin büyük bir festivale seçilmesi, ülkemizin kadınlarının hikâyesini diğer ülkelere paylaşmanın en büyük başarısıdır” dedi.
‘Ülkemizin kadın hikayelerini dünyaya ulaştırmak istiyoruz’
Medya Mihemed, sinema alanında çalışan kadınların önemli bir görev üstlendiğini belirterek “Ülkemizin yaşamının ayrıntıları, kültürü, zorlukları, sevinçleri ve kadınların yaşamındaki direnişi kimse bilmez. Bu yüzden bunu üstleniyoruz. Kürt kadınları olarak buradaki Kürt toplumunu öne çıkarmak ve tüm dünyaya örnek olmasını istiyoruz. Çünkü burada kadınların yaşadıkları, tüm dünya kadınları için örnek olabilir” dedi.
‘Sanat toplumda büyük bir değişim yaratabilir’
Medya Mihemed, sanatın toplumdaki gücüne dikkat çekerek sanatın büyük değişim ve dönüşümler yaratabilecek bir güç olabileceğini söyledi. Medya,
“Kürt toplumu olarak sanat bizim tarihimizdir. Sanat yoluyla bugüne kadar birçok şeyi koruduk ve böyle devam edeceğiz” derken yetenekli ve becerikli genç kadınlara yüksek sanat enstitüsüne başvurmaları ve burada yaşanan hikayelerin gözü olmaları çağrısında bulunarak konuşmasını şöyle tamamladı: “Sanatı olan ve burada yaşanan tüm hikâyelerin gözü olmak isteyen her kıza çağrım şudur: Enstitüye başvursunlar, hayalleri olsun. Çünkü uzun süreli savaş yaşamında hayaller ezilir. Bu yüzden hayallerin ezilmesine izin vermeyelim ve ülkemizin kadın hikâyelerine sahip çıkalım.”