Hozan Mizgîn’in ardından: Bu sadece bir müzik yolculuğu değil, bir hakikat

Hozan Mizgîn’in ardından dilden dile dolaşan stranlarının yanı sıra Kürt kadınları onun mirasını da koruyor, gelecek nesillere aktarıyor. Genç sanatçılardan Mizgîn Turan, adını aldığı Hozan Mizgîn’den ilham alarak yola koyulanlardan biri.

ARJİN DİLEK ÖNCEL

Amed - Kürt halkına yönelik asimilasyon politikaları cumhuriyet tarihi kadar eski. Kürtlerin dilinin yasaklanması, kültürlerinin tanınmaması ve Türk kültürü içinde eritilerek yok edilmesi, bir mücadeleyi de beraberinde getirdi.

Tüm inkar ve asimilasyon politikalarına karşı büyük bir direniş sergileyen Kürtler, kültürlerini de bugünlere kadar korudular. Ancak bugünlere kolay gelinmedi. Özellikle Cumhuriyet öncesi ve sonrası birçok katliamlar ile hedef alınan Kürt halkı, adeta tarih sayfalarından silinmek istendi. Koçgiri, Zilan, Dersîm… bu katliamlardan birkaçıydı.

Bu zihniyete göre katliamlardan geri kalanlar ise asimile edilmeliydi. Bu asimilasyon politikalarının bir kısmı ise kız çocukları üzerinden yürütülmek istenildi.

Öyle ki Şark Islahat Planı şöyle buyuruyordu;

“Mükemmel kız okulları açılmalı, kızların okula rağbet edilmesi teşvik edilmelidir. Özellikle Dersim’de bir an önce yatılı okullar açılmalı ve Dersim Kürtlüğe karışmaktan kurtarılmalıdır. Fırat’ın batısındaki vilayetlerde dağınık bir şekilde yerleşmiş olan Kürtlerin Kürtçe konuşması yasaklanacak ve kız okullarına önem verilerek, kadınların Türkçe konuşması sağlanacaktır.”

Bir devlet politikası olarak hayata geçirilmek istenilen bu uygulamaların bütünen başarılı olduğu söylenemez. Çünkü Kürt dili ve kültürü kadınlarının öncülüğünde bugünlere geldi. Özellikle müzik alanında anadilinde şarkılar söyleyen Kürt kadın sanatçılar hem bir halkın varlığını, tarihini korudular hem de bir mirası taşıdılar.

Kültür-sanat ve müzik alanında öncü olan kadınlardan biri de Hozan Mizgîn, yani bilinen adıyla Gurbet Aydın oldu.

Mizgîna Leheng, Mizgîna Çeleng

1962 yılında Êlih’in (Batman) Bileyder köyünde dünyaya gelen Mizgîn, 12 Eylül darbesinden önce bir grup arkadaşıyla özgürlük mücadelesine katılır. Bir süre sanat ve kültür çalışmalarına da devam eder.

Sanat alanında örgütleme yapmak için 1983 yılında Avrupa'ya giden Mizgîn, Huner-Kom’un kuruluşunda ve Yurtsever Kürt Kadınlar Birliği’nde (Yekitiya Jinên Welatparêz ên Kurdistanê-YJWK) yer alır. Avrupa’dan sonra Bedlîs’in (Bitlis) Tûx (Tatvan) ilçesinde çalışma yürütür. Kadınları örgütleyen Mizgîn, dokunduğu her kadında iz bırakır.

11 Mayıs 1992 yılında ilçede kaldığı eve askerler ve polisler tarafından baskın yapılır. Teslim olmayan Mizgîn, burada yaşamını yitirir.

Ona yazılan “Mizgîna Leheng Mizgîna Çeleng” de, onun dilden dile dolaşan “Lo hevalo” ve “Daye Welat Şerine” kadar sevildi ve büyük bir inancın sloganı olarak söylendi.

Çocuklar onun adı ve inancıyla büyüdü

Hozan Mizgîn’in devrimci sanat mücadelesi ve güçlü sesi hala Kürt kadınlarına ilham veriyor. Yaşamını yitirdiği yıllarda ve sonrasında birçok kız çocuğuna onun adı verildi.

Mizgîn’in adıyla büyüyen çocuklardan biri de Mizgîn Turan; O sadece devrimci sanatçı Mizgîn’in adıyla büyümedi, onun mirasını da günümüze taşımak için çalışıyor.

Henüz 12 yaşındayken babasının isteğiyle müziğe yönelen Mizgîn Turan, 2011 yılında kültür sanat ve müzik alanında çalışmalara başlıyor.

Adının hikayesini ise şöyle anlatıyor; “Ailem, Hozan Mizgîn'den esinlenip bana bu ismi koydu. Sadece beğendikleri bir isim olarak bakmadılar, onun Kürt kadın mücadelesindeki yerinden etkilendiler, sanatından etkilendiler ve adımı Mizgîn koydular. Ben bu ismi taşımaktan gurur duyuyorum. Ben de bu ismi yaşatmak için o yoldan, Mizgîn'in yolundan ilerlemek istiyorum.”

12 yaşına kadar Türkçe müzikler ile büyüyen Mizgîn Turan, Kürt müziğine yönelme sürecini şöyle anlatıyor; “Babam artık buna bir son verilmeli dedi, kendi kültürümde, kendi dilimde şarkı söylemem gerektiğini söyledi. Bu inançla başladım. Ama yapabilir miyim? diye kaygılarım vardı. 2011'de Aram Tigran Konservatuarı adı altında Çocuk Akademisi'nde başladım. Aynı zamanda okulum da devam ediyordu. Fakat ikisini bir arada yürütmek benim için zor oldu. Kendi kültürümle, kendi dilimle yaptığım iş daha ağır bastı. Beni var etti, tatmin etti. Eksikliğimi tamamlama müsaade etti. Bu nedenle okulu bıraktım. Tamamen kendi kültürüme yöneldim. 2011'den bu yana kesintisiz müzik alanında mücadelemi sürdürdüm. Bu uzun bir süre, dönüp baktığımda çok zorluklarla karşılaştım. Bu bazen çevreden, bazen aileden, bazen de erkek egemen yapıdan kaynaklandı. Ancak ben kendimi var etmeye çalıştım.”

Kadın ve çocuklarla müzik yolculuğu

Mizgîn, çocuk yaşta başladığı müzik serüveninde artık Kadın Kültür Sanat ve Edebiyat Derneği (KASED) çatısı altında bir eğitmen. Kadınlara ve çocuklara Kürtçe müzik dersleri veriyor aynı zamanda müzik yolculuğunu da sürdürüyor.

Müzik kadınlara her ne kadar yasaklanmaya çalışılsa da Kürt kadınları bu yasakları kırarak, Dengbeji alanında da kendilerini var etti.

Mizgîn Turan, kadın dengbejlerin izinden gittiğini söylüyor; “Dengbeji benim için ayrı bir yerde. Orada farklı bir yaşanmışlık, farklı bir aktarım var. Tarihsel, kültürel, bir dil, varoluş, bir kimlik var. Bunun önemini zamanla anladım.”

‘Kürt kadınları bir mirası sahipleniyor’

Asimilasyon politikalarının yanı sıra Kürt kadınlarının popüler kültür tehlikesine karşı da bir mirası sahiplendiğini söylüyor Mizgîn.

Bu sahiplenmenin önemini şöyle yorumluyor: “Ciddi bir tüketimle karşı karşıyayız. Bunun tehlikesini fark ettiğimiz an Kürt kadını devreye girdi. Kürt kültürü devreye girdi ve daha çok üretmeye çalıştı. Aksi halde kültürümüz yok olacak. Bunun sorumluluğu da bizlerde olacaktı. Biz bu sorumluluğu üstlendik. Bizler yapmazsak kimler yapacak? Kürt kültürünü yok etmeye, yok saymaya dair özel bir savaş politikası var. Bizler de bir varoluş mücadelesi veriyoruz.”

Bu varoluş mücadelesinde derin izler bırakan Kürt kadın sanatçılardan Hozan Mizgîn’in duruşunun ilham verdiğini söylüyor Mizgîn Turan; “Hozan Mizgîn sadece bir sanatçı olarak var olmadı. Bunun yanında Kürt kadın mücadelesindeki yeri, duruşu, erkek egemenliğine karşı mücadelesi de ilham oldu. O sadece yıl dönümlerinde anılmayan hep var olan bir isim bir ses oldu. Biz ona minnettarız. Saygıyla anıyoruz.”

‘Bunu yaşatmak biz genç kuşakların sorumluluğu altında’

Mizgîn Turan konuşmasını tamamlarken, müzik yolculuğunun devam edeceğini söylüyor; “Son olarak söylemek istediğim, bizim bir dilimiz var, bir kültürümüz var ve bir tarihimiz var. Bunu yaşatmak biz genç kuşakların sorumluluğu altında. Bizler ele almazsak, bizler sürdürmezsek olmaz, müzeye kaldırılabilecek bir durum değil. Söylenerek, yazılarak, üretilerek, konuşarak var edilir.”