Nûdem Durak’ın sesi susturulmak istenen bir kültürün ezgisi

Dengbêjlik geleneğinin içinde büyüyen Nûdem Durak, Kürtçe müzik ve kadınların kültürel yaşamdaki varlığı için üretirken tutuklandı. Yıllardır tutsak edilen Nûdem, sağlık sorunlarına rağmen müzikten vazgeçmiyor.

Haber Merkezi - Nûdem Durak, 1988 yılında Kuzey Kürdistan’ın Şirnex ilçesine bağlı Dêrgul beldesinde doğdu. Dengbêjlik geleneğinin güçlü olduğu bir ailede büyüdü. Ailesindeki erkeklerin dengbêjliği, onun müziğe başlamasında önemli bir rol oynadı.

Nûdem Durak’ın müzikle ilgisi çocukluk yıllarında başladı. Yaklaşık 12 yaşında şarkı söylemeye başladı, daha sonra gitar çalmaya yöneldi. Onun tutkusuna tanık olan annesinin kızına gitar alabilmek için yüzüğünü sattığı anlatılır.

Onun için müzik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda yaşadığı bölgenin kültür ve dilinin canlı kalmasını sağlayan bir yoldu.

Nûdem Durak’ın hikâyesi yalnızca bir sanatçının hikâyesi değildir. Aynı zamanda karşılaştığı engellere rağmen Kürtçenin, kadınların ve kültürel hafızanın sürdürülmesi için verilen mücadelenin hikâyesidir.

Sanatın kültürel aktarım ve kadın mücadelesindeki rolü

Nûdem Durak’ın hayatında kadın kimliği ile sanatı birbirinden ayrılamaz. O yalnızca bir şarkıcı değil, aynı zamanda kültürel üretime katılan genç bir kadındı. Çocuklara müzik öğretti, kadın ve gençlerin kültürel alanlarda kendilerini göstermesine olanak tanıyan projelerde çalıştı. Kürtçe şarkılar söyledi, Kürtçe müzik üretti ve kendi dilindeki melodileri gelecek nesillere aktarmaya çalıştı.

Gençliğinde müzik eğitimine devam eden Nûdem Durak, Koma Sorxwîn müzik grubunun üyesiydi. Ayrıca Mem û Zîn Kültür Merkezi’nde müzik ve erbane eğitmeni olarak çalıştı. Oradaki çalışması özellikle çocuklara yönelikti ve Kürt halk melodilerini genç nesillere aktarmaya çalıştı. Böylece müzik, onun için yalnızca bireysel bir ifade biçiminden çıkıp kültürel aktarım aracı haline geldi. Nûdem’in Kürt kültüründe önemli yer tutan dengbêjlik geleneğini çağdaş müzikle birleştiren çalışması, Kürtçenin yanı sıra kadınların kültürel yaşamdaki rolünü de aydınlattı.

Tutuklama süreci: Kültürel faaliyetler suç haline geldi

Nûdem Durak 22 Nisan 2015’te tutuklandı. “Örgüt üyeliği” ve “propaganda” suçlamalarıyla yargılandı. Avukatları, suçlamaların onun kültürel ve müzikal faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu belirtti. Mem û Zîn Kültür Merkezi’ndeki çalışması ve Kürtçe müzik faaliyetleri yargılama sırasında özellikle vurgulandı.

İki ayrı davada verilen toplam cezanın 19 yıl 6 aya ulaştığı bildirildi. Nûdem’in davası uzun süredir tartışılıyor; çünkü Kürtçe müzik icra eden bir kadın sanatçının kültürel faaliyetlerinin nasıl ceza mahkemelerinin konusu haline geldiğini gösteriyor.

Nûdem’in kaygısı: Sesimi kaybetmeden cezaevinden çıkmak istiyorum

Nûdem’in cezaevindeki en büyük kaygılarından biri sesi. 2026 yılında zehirli guatr ve osteoporoz hastalığına yakalandı; sağlık sorunlarının ilerlemesi ve sesini kaybetme tehlikesiyle yeni kaygılarla yüz yüze kaldı. Bir şarkıcı için ses, yaşamın en temel parçalarından biridir. Bu nedenle Nûdem’in önceki yıllara ait “Sesimi kaybetmeden önce çıkmak istiyorum” sözleri bugün daha büyük bir ağırlık kazanıyor. Onun korkusu yalnızca hastalığının ilerlemesi değil; yıllardır koruduğu, şarkı söylediği ve başkalarıyla paylaştığı sesini kaybetmektir.

Uluslararası destek ve dinmeyen direniş

Nûdem Durak’ın hikâyesi Türkiye sınırlarını aştı. Birçok sanatçı ve aktivist serbest bırakılmasını talep etti.

Peter Gabriel, Roger Waters, Angela Davis, Noam Chomsky ve Ken Loach gibi uluslararası tanınmış isimler Nûdem Durak’a desteklerini dile getirdi. Bu destek, davasının yalnızca bireysel bir konu olarak değil, ifade özgürlüğü, kültürel haklar ve sanat özgürlüğü çerçevesinde de değerlendirilmesine yol açtı. 2023 yılında 46 uluslararası isim serbest bırakılması için ortak bir çağrı yaptı. Aynı dönemde yazar Elif Şafak, Nûdem’in anadilinde şarkı söylemesinin suç sayılmasını eleştirdi.

Nûdem Durak’ın hikâyesini yalnızca bir hapishane hikâyesi olarak görmek çok yetersiz kalır. Onun hayatında müzik, dil, kadın kimliği ve kültürel hafıza birbirine bağlıdır.

Bugün Nûdem Durak’ın hikâyesindeki en çarpıcı unsur, tüm bu yıllara rağmen müziği asla bırakmamış olmasıdır. Cezaevinde yazdığı şiir ve şarkılar, müziğin onun için hâlâ bir mücadele ve direniş ifade biçimi olduğunu göstermektedir.