Avluda boş iki çerçeve ve Behiye’nin çocukları

Behiye anne avlusundaki boş iki çerçeve için “Baskınlarda çocuklarımın fotoğraflarına zarar veriyorlardı, ben de çerçeveleri asmadım, fotoğrafları sakladım” demişti. Mücadele onun için bir yaşam biçimiydi.

ARJİN DİLEK ÖNCEL

Amed - Onu bazen bir eylemde, bazen bir mitingde, bazen de ilerleyen yaşı ve sağlık sorunlarına rağmen  elindeki broşürleri çarşı-pazar dağıtırken görüyorduk.

Eylemlerde sloganlar atıyor, çektirdiği fotoğraflarda zafer işareti eksik olmuyordu. Herhangi bir toplumsal olayda duyulan en yüksek sese doğru gittiğinizde bu ses sizi ona götürüyordu. Söylediği özgürlük ve zafer şarkıları onun yaşamının bir parçasıydı. Barış Annesi Behiye Sevim 71 yıla onurlu bir mücadele sığdırdı.

Yıllardır özgürlük ve barış için biran olsun durmadan mücadele eden Behiye Anne, 71 yaşında sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde 25 Haziran’da hayatını kaybetti.

Cilîn’den Kürdistan’ın diğer bölgelerine yayılan mücadele

Behiye Sevim, Mêrdîn’in Stewr (Savur) ilçesi kırsal Cilîn Mahallesi’nde Çerkes bir ailenin çocuğu olarak 1955’te dünyaya gelir. Akrabası ile evlenen Behiye Sevim’in 3 çocuğu farklı tarihlerde çeşitli hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirir.

Behiye Sevim’in en büyük oğlu Yakup Sevim, 1993 yılında 30 yaşındayken, PKK’ye katılım yaparken, Sevim ailesi için baskılar bu tarihten sonra başlar.

Askerler her gün evlerine baskın yapar, Yakup’u sorar, Behiye annenin eşi gözaltına alınır ve serbest kaldıktan sonra kaçmak zorunda kalır. Çocuklarına yalnız bakmak zorunda kalan Behiye Sevim bir röportajında, “Benim için mücadele o yıllarda başladı” diyerek anlatıyordu ve ekliyordu, “bu halk ve çocuklarım için mücadele etmeliydim.”

Yakup ve Kısmet’in fotoğrafları, avluda iki boş çerçeve

Hamile olan ve çocukları henüz küçük yaşta olan Behiye anne, köyü terk etmek zorunda kalır. Sığınacak bir ev arar ama askerler barınacak yer bulamasınlar diye baskılarını sürdürür. Behiye anne katır sırtında köyden Bismil ilçesi Dalya Jori Mahallesi’ne gelir, buraya yerleşir. Bu süreçte eşi tutuklanır, çocuklarıyla yalnız kalan Behiye Sevim, nohut, dereotu, ceviz ve pestil satarak geçimini sağlar.

1999 yılına gelindiğinde oğlu Yakup’un Herekol’da bir çatışmada yaşamını yitirdiği haberini alır. Ancak oğlunun cenazesine kavuşamaz. Cenazesini alabilmek için çok yol dener, ancak yine de oğluna kavuşamaz.

Behiye anne yıllarca oğluna olan özlemini büyük fotoğraflarını çerçeveletip duvarına asarak giderir. Ancak her polis baskınında bu fotoğraflara el konulur, o yenisini yaptırır, fotoğraflara zarar verilmesine dayanamayan Behiye anne, artık fotoğrafı değil de boş çerçeveyi saklayarak oğlunun anısını yaşatır.

Onu en son ziyaretimizde avluda boş duran iki çerçevenin hikayesini şu sözlerle anlatmıştı: “Çocuklarımın fotoğraflarını büyütüp çerçeve yaptırdım, evime astım. Polisler baskın yaptığında fotoğraflara el koydu. Ben de fotoğraflara zarar gelmesin diye bir daha asmadım.”

Bu kez kızı Kısmet 18 yaşındayken YPG’ye katılır. 2024 yılında Kobanê’de yaşamını yitirir. Oğlu Yakup gibi onun da cenazesini alamaz.

Behiye Sevim’in diğer çocukları ve eşi de birçok kez tutuklanır. Oğlu Ümit uzun yıllar tutsak kaldı. 25 yıl ceza alan Özgür ise hala tutuklu.

‘Biz haklı olan tarafız’

Behiye anne “Yorulmuyor musun?” sorusunu ise şöyle yanıt vermişti: “Yorulmuyorum. Neden yorulayım ki. Doğru yolda olduğumu biliyorum. Biz kimseye zulüm etmediğimiz için haklı olan tarafız.”

Bir oğlu ve kızını özgürlük mücadelesinde yitiren, bir oğlu tutsak olan Behiye annenin dileği çocuklarının bir mezarının olmasıydı, bu dileği gerçekleşmeden yaşamını yitirdi. Bir diğeri ise artık Kürt mücadelesinin başarıya ulaşmasıydı.

‘Ailemizde kim varsa alıp eylemlere götürüyordu’

Behiye Sevim, ailesi tarafından da “öncü” olarak görülüyor. Öyle ki yıllar içinde tüm akrabalarını da etkileyerek örgütlemiş. Behiye Sevim’in kardeşi Şemse Erdem, ablasını “öncümüz” olarak tanıtarak konuşmasına başlıyor.

Şemse Erdem, “Çerkez bir aileyiz. Mala Melê diyorlar. Mûş’tan Mêrdîn’e göç etmişiz. Çerkez bir aile olarak Kürt halkının haklı mücadelesinde yer aldık. Ailemizden 7 kişi özgürlük mücadelesine katılım yaptı” diyor.

Ablasının onun için anne, baba, yoldaş olduğunu belirtiyor ve şöyle diyor: “4 kardeştik. İki kadın iki erkek. Annem yaşamını yitirdikten sonra Behiye hem kendi ailesinin hem de bizim annemiz oldu. Ekonomik anlamda da destek veriyordu. Hem bizi hem çocuklarını yetiştirdi. Her yerde çalışma yürüttü. Gitmediği yer kalmadı. Mêrdîn’deki direnişini Bismil de sürdürdü. Hep, ‘Gerillaya, şehitlere laik olmam lazım’ deyip çalışma yürütüyordu. Sonrasında kızı Kısmet de Kobanê direnişine katıldı. Bismil’den malzemeleri sırtına alıp Kobanê’ye götürüyordu.”

Şemse Erdem, ablası için “Eylemlere hep birlikte gidiyorduk. Hiçbir zaman tek başın gitmiyordu. Ailede kim varsa alıp götürüyordu” diyor. 

‘Kanımın son damlasına kadar direneceğim’ diyordu

Ablasının hastalığına rağmen sürekli eylemlerde yer aldığını kaydeden Şemse Erdem, mücadelesini ise şöyle anlatıyor: “Kürdistan’da uğramadığı tek bir yer yoktur. Rojhilat dışında tüm parçalara gitti. Oğlunun mezarını bulmayı çok istiyordu. Ona hasret gitti. Kısmet şehit düştüğünde Kobanê’ye geçti. Orda sürekli çalışmaların içinde yer aldı. O anne ve öncüydü. Behiye, bende hep mücadelenin içinde yer aldık. ‘Kanımın son damlasına kadar direneceğim’ diyordu.”

Behiye Sevim, hastaneye yatırılmadan önceki aylara kadar da yürümekte zorlanmasına rağmen eylemlere elindeki bastonuyla katılarak, “son nefesine kadar mücadele etmenin” en canlı örneği oldu.