Kadın ve Hafıza Nöbeti: Talebimiz net adalet istiyoruz

Diyarbakır Adliyesi önünde şiddet ve kadın katliamlarına karşı “adalet nöbeti” başlatan kadınlar, şiddete karşı politika oluşturması gereken devlet ve yargı sisteminin katliamları açığa çıkarmak yerine, cinsiyetçiliği yeniden ürettiğini belirtti.

ARJİN DİLEK ÖNCEL

Amed - Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucu olarak artan kadına yönelik şiddet ve katliamlar, Türkiye’nin çözülemeyen bir sorunu olarak duruyor. Her yeni güne ülkenin farklı kentlerinden kadın katliamları haberleri ile uyanırken, cezasızlık politikalarıyla kadınlar şiddet sarmalının içine terk ediliyor.

Türkiye’de 12 günde 8 kadın katledildi

Erkekler Eylül’de en az 27 kadını katletti. En az 52 kadını yaraladı, 28 kadını taciz etti, 26 kadını fuhuşa zorladı. 2026’nın ilk sekiz ayında da 222 kadın katledildi.  Sadece Ekim ayının 1-12 tarihleri arasında ise 8 kadın katledildi.

Bu tabloya sessiz kalmayan kadınlar, katliamlara, şiddete ve cezasızlığa karşı Amed’de 6 Ekim’de “Kadın Adalet ve Hafıza Nöbeti” başlattı. 10 hafta boyunca her Salı günü Diyarbakır Adliyesi önünde saat 12.30’da gerçekleşen nöbet eyleminde cezasızlık politikasına son verilmesi çağrısı yapılıyor, aynı zamanda katledilen kadınların yalnızca ölümleriyle değil, isimleri, yaşamları ve hikayeleriyle hatırlanması hedefleniyor.

Kadınlar her hafta, “Kadınların birer dosya numarası, gazete manşeti veya istatistik olmadığını hatırlatıyoruz. Hafıza yalnızca hatırlamak değildir, aynı zamanda kadınların yaşam hakkının savunmasının, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, erkek şiddetini besleyen tüm yapılara itiraz etmenin bir yoludur. Talep ettiğimiz adalet yalnızca ölümden sonra verilecek bir hükümle sınırlı değildir, biz kadınların yaşarken korunmasını istiyoruz” diyerek eylemlerini sürdürüyor.

Nöbet, Amed Şiddetle Mücadele Ağı öncülüğünde gerçekleştirilirken, eylemde aktivistler, hukukçular, hak/kadın örgütleri ve demokratik yerel yönetimler de yer alıyor.

‘Amed’deki kadınlar gelip nöbete katılmalı’ 

 

Nöbete katılan Özgür Kadın Hareketi (TJA - Tevgera Jinên Azad) aktivisti Tülin Aydas, “Özel savaş politikaları, erkek egemen zihniyet gibi etkenler kadını eve kapatarak, yaşamdan koparılmasına neden oluyor” dedi. Nöbetin amacının kadın katliamlarına zemin hazırlayan politikalara dikkat çekmek olduğunu belirten Tülin Aydas, “10 haftalık bir eylem planı hazırladık. Kadın cinayetlerine artık dur diyerek, sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Şiddete son verilsin istiyoruz. Amed’de tüm kadınlara sesleniyorum; her hafta buradayız, gelin şiddete karşı birlikte ses çıkaralım” diye belirtti.

 

TJA aktivisti Bahar Peker de, “Bir kadının daha yaşamdan koparılmasını istemiyoruz, bir çocuğun daha annesiz kalmasını istemiyoruz” ifadelerini kullandı. Bahar Peker, “Tüm kadın kurumlarıyla ortak bir nöbet başlattık. Bir haftada 8 kadının hayattan koparılması, katledilmesi geri de kalanlar için de büyük bir travma. Faillerin cezalandırılmasını istiyoruz. Onların cezalandırılması şiddet potansiyeli olan erkeklerin cesaretini kıracaktır” şeklinde konuştu.

‘Kadınlar taleplerini toplumsallaştırmak istiyor’

 

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Amed Şubesi Kadın Komisyonu üyesi Aycan Diril ise, nöbet eylemiyle adalet talebini sadece adliye koridorlarında değil, toplumsal alanın her yerinde yükseltmek istediklerini belirtti. Kadınların özgürlük ve hak taleplerinin toplumsallaştırılması gerektiğini vurgulayan Aydan Diril, “Sıcak savaş ve çatışma sonuçları ile karşılaştırıldığında son süreçte şiddet sonucu daha fazla kadın ve kız çocuğunun sistematik olarak katledildiğini görüyoruz. Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerindeki artış artık baş edilemeyecek hale geldi. Bu soruna karşı politika oluşturması gereken devlet sistemleri, erkek egemen patriyarka yargı mekanizmaları, iktidar pratikleri cinayetleri açığa kavuşturmak yerine erkeklerin işledikleri katliamların üzerini örtmeye, şüpheli kadın ölümlerini karanlıkta bırakmaya, cinsiyetçiliği yeniden üretmeye devam ediyor” dedi.

‘İlk talebimiz adalet’

“Bizim ilk talebimiz adalet” diyen Aycan Diril, tahrik indirimleri, iyi hal indirimleri, yargılamaların etkin bir şekilde yürütülmemesi gibi etkenlerin erkek egemen pratiklerin kendini sürdürmeye devam etmesine ve adaletin açığa çıkmasına engel olduğunu kaydetti.

Aycan Diril, konuşmasına şöyle devam etti: “Son 6-8 ay verilerine baktığımızda şüpheli kadın ölümleri kadın katliamlarını aşıyor. Bu da bize, erkek devlet anlayışının kadın ölümlerindeki hakikati açığa çıkarmak yerine, ‘intihar’, ‘yüksekten düşme’ diyerek cinayet ihtimallerini düşünmeden dosyaları kapattığını gösteriyor. Her hafta katledilen kadınların isimlerini, hikayelerini burada hafızamıza taşımaya çalışıyoruz. Burada kadınların hem dosyalarından hem de toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve iktidar pratiklerine karşı bir söz ve adalet talebi kurmaktan bahsediyoruz. Nöbet 10 hafta sürecek. Katledilen kadınların adlarını tek tek yazdığımızda farkettik, bu sayı her geçen gün artıyor.” 

‘Neden eşitlik ve özgürlük gibi en basit talebimiz görünür değil?’

Her hafta Salı günü Diyarbakır Adliyesi önünde taleplerini dile getirmeye devam edeceklerini ifade eden Aycan Diril, konuşmasını şöyle tamamladı: “Kadınlar neden öldürülüyor, neden şiddete maruz kalıyor, toplumsal cinsiyet eşitliği ve özgürlüğü gibi en basit talebimiz neden görünür değil? Neden buna dair bir toplumsal inşa söz konusu değil? Bu soruların muhatabı erkek egemen sistem ve bunun yürütücüleri, yoksa kadınlar kendi tarihlerindeki toplumsal değerlerden haberdar. Biz bugün hem adalet açısından, hem yargı açısından, hem de toplumsal zeminde kadınların adalet talebini, etkin soruşturma taleplerini yeniden görünür hale getirmek için eylemi süreceğiz. Umarız hiçbir kadın katledilmez ve buradan hikayelerine yer verilmesine gerek kalmaz.”