Gazze’de kadınlar zeytin hasadıyla kültürel miraslarına sahip çıkıyor
Gazze’de savaşın gölgesinde bir araya gelen Filistinli kadınlar, zeytin hasadı geleneğini yeniden canlandırdı. Topraklarına ve kimliklerine bağlılıklarını vurgulayan kadınlar, kültürel miraslarını gelecek kuşaklara aktarmakta kararlı olduklarını belirtti.
NAGHAM KARAJEH
Filistin- Gazze Şeridi’nde üç yıldır devam eden savaşın yol açtığı yıkım, Filistinlilerin yalnızca yaşam alanlarını değil, kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel geleneklerini de etkiledi. Tarım arazilerinin zarar görmesi, zeytin ağaçlarının yok olması ve ailelerin yerinden edilmesi nedeniyle uzun yıllardır sürdürülen hasat gelenekleri büyük ölçüde kesintiye uğradı. Ancak Filistinli kadınlar, savaşın gölgesinde kültürel miraslarını yaşatmak ve topraklarıyla bağlarını yeniden güçlendirmek amacıyla zeytin ağaçlarının etrafında buluştu.
Hayat Gönüllü Ekibi tarafından düzenlenen etkinlikte Filistin kültürel mirası ve zeytin ağacının önemi üzerine bilgilendirme yapıldı. Ortak kahvaltının ardından katılımcılar zeytin topladı, geleneksel Filistin halk dansı dabke gösterileri gerçekleştirildi. Etkinlik, savaşın gölgesinde unutulmaya yüz tutan toplumsal gelenekleri yeniden yaşatmak için bir dayanışma alanına dönüştü.
Zeytin hasadı yalnızca ürün toplamak değil
Filistin toplumunun kolektif hafızasında önemli bir yere sahip olan zeytin hasadı, ailelerin bir araya geldiği, sofraların paylaşıldığı ve toprağa ilişkin bilgilerin yeni kuşaklara aktarıldığı bir gelenek olarak yaşatılıyor. Ancak Gazze’deki savaş nedeniyle tarım alanlarının zarar görmesi ve birçok araziye erişimin zorlaşması, bu geleneğin sürdürülmesini güçleştirdi.
Etkinliğe katılan Seca ed-Daks, zeytin hasadının Filistinliler açısından taşıdığı anlamı şu sözlerle anlattı:
“Zeytin toplamak bizim için yalnızca toplamak anlamına gelmiyor. Bu, Filistinli hafızamızın ve toprağımızla kurduğumuz bağın bir parçası. Bu hasada katıldığımızda, içinde büyüdüğümüz bir geleneği yeniden yaşıyor ve bütün yaşadıklarımıza rağmen kültürel mirasımızın varlığını sürdüreceğini gösteriyoruz.”
Etkinliğin savaş sırasında kaybedilen toplumsal yaşamı yeniden hatırlattığını söyleyen Cina el-Hilu ise ortak etkinliklerin önemine dikkat çekti:
“Bu tür etkinliklere ihtiyacımız var. Çünkü insanları bir araya getiriyor ve savaş boyunca özlemini duyduğumuz yaşamın atmosferini yeniden hissetmemizi sağlıyor. Zeytin ağacının etrafında buluşmak, birlikte hasat yapmak, dabke oynamak ve yemek paylaşmak, bütün acılara rağmen geleneklerimize tutunabildiğimizi ve sevinç dolu anlar yaratabildiğimizi bize hatırlatıyor.”
‘Kadınlar kültürel mirasın korunmasında temel rol oynuyor’
Hayat Gönüllü Ekibi üyesi Nesrin el-Mısri, Filistinli kadınların kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasındaki rolüne değindi ve şunları söyledi:
“Filistinli kadınlar, kültürel miraslarını korumada ve çocuklarına aktarmada temel bir rol üstleniyor. Günlük yaşamın ayrıntılarında birçok gelenek ve göreneği yaşatan, yeni kuşakların kendi kimliklerini tanımasını sağlayan kadınlardır.”
Savaşın kadınların yaşamına ağır sorumluluklar yüklediğini belirten Nesrin el-Mısri, toplumsal girişimlerin kadınlara yeniden kamusal yaşamda yer alma ve birbirleriyle dayanışma kurma olanağı sunduğunu ifade etti.
Kadınların yalnızca savaşın dayattığı günlük zorluklarla mücadele etmek zorunda bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Nesrin el-Mısri, yeniden ayağa kalkmanın yalnızca yıkılan evlerin inşa edilmesiyle mümkün olmayacağını söyledi.
Nesrin el-Mısri, insanlar arasındaki ilişkilerin yeniden kurulmasının, toplumu bir araya getiren geleneklerin canlandırılmasının ve kadınlarla çocukların kendilerini ait hissettikleri etkinliklere katılmasının da yeniden yaşamı kurma sürecinin önemli bir parçası olduğunu dile getirdi.
‘Zeytin ağacı direnişin ve aidiyetin simgesidir’
Etkinliğin organizatörlerinden Randa Bekir de savaşın Filistinlilerin toprakla bağlantılı geleneklerini sürdürmesini zorlaştırdığını belirterek kültürel mirasın korunmasının önemini vurguladı.
Randa Bekir, etkinliği düzenleme amaçlarını şöyle anlattı:
“Bu etkinlikle zeytin hasadı mevsimini yeniden canlandırmak ve savaşın topraklarımızla, kültürel mirasımızla kurduğumuz bağı koparamayacağını göstermek istedik. Zeytin ağacı yalnızca meyvesini topladığımız bir ağaç değildir. O, direnişin ve aidiyetin simgesi, her Filistinli ailenin hikayesinin bir parçasıdır.”
Zeytin ağaçlarının altında bir araya gelen Filistinliler, hasat yaparak, geleneksel ezgiler söyleyerek ve sofralarını paylaşarak savaşın gölgesinde kaybettikleri toplumsal yaşamın bir bölümünü yeniden canlandırmaya çalıştı.
Katılımcılar, Filistin kültürel mirasının korunması ve yeni kuşakların bu mirası tanıması için benzer girişimlerin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.