Gülistan Doku dosyası ve Dersim’de gizlenen kadınla yanıtsız kalan sorular

Gülistan Doku soruşturması sürerken, aynı dönemde hastanede gizlice tedavi edildiği iddia edilen bir kadınla ilgili çarpıcı iddialar gündeme geldi. Silinen kayıtlar, takipsizlik kararları ve çelişkili açıklamalar dosyadaki şüpheleri derinleştiriyor.

SARYA DENİZ

Haber Merkezi- Dersim’de 5 Ocak 2020’de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturma yeni bir aşamaya geçti.

Soruşturma kapsamında 15 kişinin gözaltına alınması ve bunlardan 10’unun tutuklanmasıyla dosya yeniden gündeme gelirken, süreç “cinayet soruşturması” olarak yürütülüyor. Öte yandan kentte 2020 yılının Ocak ayında ismi açıklanmayan bir genç kadının tecavüze uğradığı ve ağır şekilde yaralandığına dair iddialar ile bu olayın Gülistan Doku dosyasıyla bağlantılı olup olmadığı yönündeki soru işaretleri daha da büyüyor.

2020 yılında önce Elazığ’da tedavi edilen ardından Dersim’e getirilen kadın kimdi? Neden kapısına kilit vurularak herkesten gizlendi? Hastanede temizlik görevlilerinin bile içeri alınmadığı hastane odasında kim neden gizlendi? Kapısına neden 3 koruma konuldu? O kişileri kim neden hangi emirle görevlendirdi?

Adı açıklanmayan kadın

2020 yılının Ocak ayında Dersim’de henüz ismi açıklanmayan 20’li yaşlarda genç bir kadının tecavüze uğrayarak belinin kırıldığı ve Tunceli Devlet Hastanesi’nde tedavi edildiği iddiaları basına yansıdı. Bu iddialar Gülistan Doku’nun kayıp olarak arandığı tarihlerle aynı zamanda dile getirildi. Konuyla ilgili haber 17 Ocak’ta yayınlandı. Tecavüze uğrayan ve hala adı kesin olarak belirlenemeyen kadının beli kırıldıktan sonra Elazığ’da bir hastaneye kaldırıldığı ve daha sonra Tunceli Devlet Hastanesi’nde getirildiği belirtildi.

A-326 nolu oda

Ancak Dersim’e getirilen kadının hastane kayıtlarına adı geçmiyordu. Üstelik yatırılması gereken bölüm yerine başka bir serviste tedavi edildiği belirtildi. Tecavüz olayının açığa çıkmaması için kadının Tunceli Devlet Hastanesi’nin 2’nci katında bulunan dâhiliye A-326 nolu odada tutulduğu, bu odanın kapısına ise “Ziyaretçi yasaktır” yazısı asılarak, kimsenin içeriye girmesine izin verilmediği ifade edildi.

3 erkekle hastaneden gönderildi

Haberlere göre o tarihlerde temizlik görevlisinin dahi içeri alınmadığı odada, ışıkların açık olduğu ancak kimsenin girip çıkmadığı, hiçbir şekilde tek bir sesin duyulmadığı, yine kapının kilitli olduğu yer aldı. Odanın güvenliği ve kadının sağlığıyla türbanlı bir kadının ilgilendiği belirtilirken, 30-35 yaşlarında olduğu tahmin edilen 2 erkeğin de odaya girdiği aktarıldı. Anlatılanlara göre olay hastanede çalışan bir temizlik görevlisinin odayı temizlemek istemesiyle açığa çıktı. O dönem hastanedeki polis sayısının da arttırıldığı yönünde bilgiler yer aldı.

Kadının, hastaneden taburcu edilerek il dışına gönderildiği, 3 erkek ve bir kadınla birlikte hastaneden çıktığı kaydedildi.

Başhekim yalanladı

O dönem basına konuşan Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Çağdaş Özdemir (Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltında) hastaneye tecavüze uğramış, beli kırılmış bir hasta gelmediğini belirterek, böyle bir tedavinin yapılmadığını savundu.

Sağlık Müdürlüğü pası Valiye attı

Tunceli Sağlık Müdürlüğü de bir açıklama yayınlayarak, Tunceli Devlet Hastanesi’ne 20’li yaşlarda bir kadının tecavüz ve fiziksel şiddet gördüğü ifadesine benzer şikayetle hiçbir hasta başvurusu olmadığını belirtti. Müdürlük açıklamasında “Son yıllarda artan hizmet kalitesiyle öne çıkan hastanemiz hakkında yapılan bu karalama haberiyle ilgili Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına en kısa sürede suç duyurusunda bulunulacak ve yasal süreç başlatılacaktır” derken Tunceli Valiliğini işaret etti ve pası Vali Tuncay Sonel’e (Gülistan Doku soruşturmasından gözaltında) attı.

Müdürlük “…asılsız haber ve iddialar üzerine bilgilendirme yapılmış ve Huzur şehri olan Tunceli ilinin huzur halini bozmak isteyen bazı bölücü kişi ve örgütlerin çıkardığı iddiaların asılsız olduğu belirtilmiştir” ifadelerine yer verdi. Müdürlük kayıt dışı tedavi yapıldığına dair iddiaları yalanladı ama Gülistan Doku soruşturmasında tüm verilerin silindiği dosyada polis raporlarıyla teyit edildi.

Öte yandan kentteki kimi kurum temsilcileri Vali Yardımcısı Selçuk Yosunkaya ile gerçekleştirdiği bir görüşmede tecavüz iddialarını gündeme getirdiği, Yosunkaya’nın ise iddiaları yalanladığı ileri sürüldü. Selçuk Yosunkaya’nın 2020 yılının Kasım ayında İnebolu ilçesine kaymakam olarak görevlendirildiği öğrenildi.

Barodan soruşturma talebi

Dersim Barosu da, basında yer alan iddialara ilişkin savcılığa başvurdu. İddiaların ihbar kabul edilerek soruşturulmasını talep etti. Baro’nun talebinde şu ifadeler yer almıştı:

“Gazetelere yansıyan ilgili haberde yer alan iddialara göre savcılığa herhangi bir ihbarda veya şikayette bulunulup bulunulmadığı, iddiada geçen olaya ilişkin soruşturma başlatılıp başlatılmadığı hususlarında tarafımıza bilgi verilmesini talep ederiz. Tarafınıza yapılan herhangi bir başvuru olmamış ise dilekçemizin ve ekinde yer alan haberde bulunan iddiaların ihbar kabul edilerek soruşturulmasını talep ederiz.”

Baronun soruşturma talebi takipsizlikle sonuçlandı. Bilgisini aldığımız suç duyurusunda bulunan baro yönetimi avukatı o dönem suç duyurusuna takipsizlik kararı verildiğini ve “araştırma sonucunda iddiayı doğrulayan bir delile ulaşılmadığı” yanıtı aldıklarını söyledi.

Gülistan Doku soruşturmasında da 3 savcı değişmişti.

Gülistan’ın da hastane kayıtları silindi

Yapılan araştırmalara göre Gülistan Doku’nun hastane kayıtlarının da silindiği ortaya çıktı. Gülistan'ın 31 Aralık saat 09.09'da Tunceli Devlet Hastanesi'ne gittiği ancak o günkü bütün log kayıtlarının silindiği tespit edildi. Hazırlanan raporlarda "Sistem loglarının bulunmaması olağan bir durum olarak değerlendirilememekte; ilgili güne ait log kayıtlarının kasten ve yetkisiz teknik bir müdahale ile silindiği anlaşılmaktadır." denildi. Hastane iddialara ilişkin Gülistan Doku'nun o gün hastaneye hiç gelmediğini öne sürmüştü. İddialara göre soruşturma kapsamında dosyaya giren belgelerde "Bulgular-Gebe-Plan-Çocukkey-Htkey-Fetuskalses-Hbkey-Pelvisanatomi-Pelvisağrılık" gibi başlıklar olduğu, bu başlıkların gebelik ile ilgili olduğunun değerlendirildiği ve kalp sesi başlığının altında 120-136-140-150 şeklinde kalp sesi ölçümlerinin yapıldığı anlaşılmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Gülistan Doku’nun 27 Aralık günü tecavüze maruz kaldığı ifade ediliyor. Başka sorular da gündeme geliyor. Gülistan daha öncede saldırıya uğradı mı? Yoksa silinen kayıtlar daha sonrası tarihleri mi kapsıyordu? Tüm bu tablo düşünüldüğünde hastanede ismi açıklanmayan kadın kimdi? Tunceli Devlet Hastanesi’nde daha kaç kadının bu şekilde adı gizlendi? Ya da kaç kadının kaydı silindi? Kaç kadın kayıt oluşturulmadan hastaneye kabul edildi?

Neden şimdi?

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, ortaya çıkan tabloyu ajansımıza değerlendirdi. Ayten Kordu, “Gülistan Doku soruşturmasında açığa çıkan; kamusal gücün kadınlara yönelik suçlarda kullanılması oldu. Şu soru temel bir soru; 6 buçuk yıl sonra neden şimdi. Dönemin valisi, ondan sonra göreve gelen vali, bu süre içerisinde orada görev yapan baş hekimler, emniyet müdürleri, baş savcılar, üniversite rektörü hepsi araştırılmalı. Çünkü bu dosyada kamusal gücün devlet içerisinde çeteleşerek, tecavüz ve katliamda kullanıldığını gördük. Ama sadece bununla da sınırlı değil, Vali Tuncay Sonel’i de koruyan kollayan o dönemin İçişleri Bakanı’nın da mutlaka soruşturmaya dahil edilmesi gerektiğini söyledik. Ancak bu şekilde gerçekler açığa çıkabilir. Rojvelat Kızmaz, Rojin Kabaiş, Narin Güran daha birçok isim var, bunların dosyalarının da Gülistan’ın dosyasında açığa çıkan sonuçlar üzerinden ele alınası lazım” şeklinde konuştu.

Dosyayı sonuna kadar takip edeceklerini ve tüm sorumluların açığa çıkmasını talep edeceklerini belirten Ayten Kordu, “Gülistan’ın nerede olduğu hala açıklanmadı. Bizler soru önergesi de vermiştik Gülistan Doku’ya dair, eğer adalet tesis edilmek isteniyorsa önerge komisyonda kabul edilmeli” dedi. Bu süreçten siyasal iktidarın sorumlu olduğunu dile getiren Ayten Kordu, herkesin soruşturulması gerektiğine işaret etti.

Dosyalar sümen altı edildi

2020’de 3 uzman çavuşun tecavüzüne uğrayan ve Tunceli Devlet Hastanesi’ne getirilen kadına ilişkin sorulan soruya da Ayten Kordu şöyle yanıt verdi: “2020’de gerçekleşen olay ile ilgili o dönem herhangi bir resmi başvuru olmadı. Bu konuda Dersim Barosu’nun Cumhuriyet Başsavcılığına bir başvurusu oldu. Ona ilişkin de basına da yansıdı, takipsizlik kararı verildi. Bu kişinin Gülistan Doku olduğunu düşünmüyorum. Kadının ne baroya ne de emniyete bir başvurusu olmadı. Kürdistan’da çok ciddi özel savaş politikası var. Hatta bu özel savaş politikası sadece Kürdistan ile kalmadı, Türkiye’nin her tarafına yayıldı. Kürdistan’da pek çok uzman çavuşun, korucunun kadınlara taciz ve tecavüzde bulunduğu ve bu dosyaların sümen altı yapıldığını, etkin bir soruşturma yürütülmediğini kamuoyu biliyor, hepimiz biliyoruz.”

‘Soruşturma yeni dosyaların açılmasına vesile olacak’

Yaşanan olayda kadının bir temasının olmadığını ifade eden Ayten Kordu şunları dile getirdi:

“Kadın hareketi kadına ulaşamadı. Gülistan Doku soruşturması ve soruşturma sonucu açığa çıkanlar vesilesiyle diğer kadının durumu da dile getirilebilir. Tekrar araştırılması, soruşturulması istenilebilir. Aynı süreçte o kadın neden bir şikayette bulunmadı? Evet kadının başvurusu yok ama kadınların çoğu özellikle devlet tarafından ve devlet ilişkileri içerisinde güvenlik görevlileri tarafından gerçekleşen cinsel saldırı suçlarında konuşmayabiliyorlar, başvuru yapmayabiliyorlar.

Türkiye’de kadınların kendilerini güvensiz hissettiği, başvuru mekanizmalarının yetersiz kaldığı, erkek yargının bakış açısına göre ele aldığı cezasızlık politikasının en üst seviyede olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz.

Dolayısıyla o dönem gerçekleştirilen birçok olayda etkin soruşturma yürütülmedi. Belki bu dosya da kamusal ilişkilerini en çirkin şekilde kullananların, deşifre edilmesine ve yeni dosyaların açılmasına vesile olacak. Bu dava hepimizin davası, tüm kadınların davası.”