Lübnan’da savaşın ortasında dayanışmayı kadınlar örüyor
Lübnan’ın Sidon kentinde yerinden edilen binlerce kişi çadırlar ve aşırı kalabalık sığınaklarda yaşam mücadelesi verirken, kadınlar ise hem yardım çalışmalarının öncüsü oluyor hem de sahada en kırılgan grupların ihtiyaçlarını görünür kılıyor.
FADİA JUMAA
Lübnan- Lübnan’da yerinden edilen insanların yaşadığı zorluklar, özellikle Sidon’da kurulan çadırlar ve aşırı kalabalık okullarda daha görünür hale geliyor. Bu süreçte kadınlar, yalnızca yardım alan kişiler olmaktan çıkarak, sahada aktif rol üstlenen gönüllülere ve aktivistlere dönüşüyor. Kadınların öncülük ettiği girişimler hem insani yardım çalışmalarını güçlendiriyor hem de kamplarda yaşayan kadınların karşı karşıya olduğu kırılganlıkları gözler önüne seriyor.

‘Yerinden edilmiş insanları kendi ailemiz gibi görüyoruz’
URDA Derneği Yürütücü Direktörü Jihan Qaisi, derneğin Lübnan genelinde faaliyet gösterdiğini ve şu anda Sidon’daki Lübnan-Kuveyt Kamu Okulu’nda çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Jihan Qaisi, güneyden gelen yerinden edilmiş kişilere sığınak sağlayan bu merkezde yaklaşık bin 100 kişiye hizmet verdiklerini ifade etti. Gönüllü bir ekiple gece gündüz çalıştıklarını vurgulayan Jihan Qaisi, “İnsani nedenlerle hareket ediyoruz ve yerinden edilmiş insanları kendi ailemiz gibi görüyoruz. Kendi yaşadığımız zorluklara rağmen, Sidon Belediyesi, Sosyal İşler Bakanlığı ve diğer kuruluşlarla koordinasyon içinde onların acılarını hafifletmeye çalışıyoruz” diye belirtti. Ancak mevcut kaynakların ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığına dikkat çeken Jihan Qaisi, yerinden edilmiş insanların temel ihtiyaçlarının mevcut imkanları aştığını da sözlerine ekledi.
‘İnsani koşullarda barınma imkanları sağlamayı hedefliyoruz’
Jihan Qaisi, karşılaştıkları en büyük zorlukların başında barınma sorununun geldiğini vurguladı. Yerinden edilmiş insanlar için uygun konaklama alanları oluşturmanın giderek zorlaştığını belirten Jihan Qaisi, bu kapsamda çadırlar ve geçici barınaklar kurmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Özellikle kadınlar, yaşlılar ve engellilerin ihtiyaçlarının daha hassas olduğunu dile getiren Jihan Qaisi, “Daha insani koşullarda barınma imkanları sağlamayı hedefliyoruz. Ancak mevcut şartlar bunu her zaman mümkün kılmıyor. Ailelerin araçlarda ya da sokaklarda uyumak zorunda kaldığını görmek bizi derinden üzüyor” dedi.
‘Psikolojik desteğe ihtiyaç var’
Lübnan’ın farklı bölgelerinde daha fazla barınak açılması gerektiğini vurgulayan Jihan Qaisi, “Buradaki her ailenin bir acı hikayesi var. Özellikle kendileri ve çocukları için psikolojik desteğe ihtiyaç duyan kadınlar arasında çöküş ve korku vakalarına tanık olduk. Kadınların, yaşlıların, çocukların ve özel ihtiyaçları olan kişilerin durumlarını organize etmek için çalışıyoruz, ancak merkezlerdeki mahremiyet eksikliği, aşırı kalabalık ve sınırlı alan nedeniyle bu oldukça zor. Hijyen tesisleri de yetersiz ve biz bu zorlu koşullarda kadınların onurunu korumak için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz” diye kaydetti.

Kadınların ihtiyaçları için çağrı
Sidon Belediyesi Sağlık Komitesi üyesi Lina Alam ise, şu ifadelerde bulundu:
“Önceki savaş sırasında sığınaklardan birinin sorumlusuydum. Bugün ise insanların ihtiyaçlarını doğrudan karşılamak ve belediyeler, merkezler ve dernekler arasında koordinasyon sağlamak amacıyla başlattığım özel bir girişimde çalışmayı tercih ettim, bu yapılar arasında bir köprü görevi görüyorum. Şehir içinde evlerde yaşayan 40 binden fazla kişiye ek olarak, yaklaşık 12 bin yerinden edilmiş kişinin barındığı 24 sığınak bulunuyor. Ancak bu sayı yetersiz ve en büyük yük bireysel girişimlere ve sivil toplum kuruluşlarına düşüyor. Bu girişimlerin çoğu, doğaları gereği daha duyarlı olan kadınların çabalarına dayanıyor ve imkanları sınırlı olsa da ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar.
Buna karşılık, sığınak yöneticilerinin çoğunluğu erkeklerden oluşuyor ve bu durum zaman zaman kadınların özel ihtiyaçlarının göz ardı edilmesine yol açıyor. Bu ihtiyaçlar ya karşılanmıyor ya da kadınlar bunları rahatça dile getiremiyor. Bu nedenle kadınların karar alma mekanizmalarında yer alması hem elzem hem de acil. Ayrıca yerinden edilmiş kadın sayısının erkeklerden fazla olduğunu gözlemledim. Bu kadınların yalnızca yiyecek ve barınma gibi temel ihtiyaçlara değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal desteği kapsayan özel bir bakıma ihtiyacı var. Bu koşullar altında en savunmasız gruplara özel önem verilmesini umuyoruz.