Çevre aktivistleri: Bombalamalarla Kürdistan'ın doğasını yaktılar

Federal Kürdistan, Türk devletinin işgal saldırıları nedeniyle büyük bir ekolojik yıkım ile karşı karşıya kalıyor. Çevre aktivistleri bombalamaların doğal yaşamı olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, doğayı korumanın herkesin görevi olduğuna vurgu yaptı.

HELEN AHMED

Silêmanî- Federal Kürdistan’ın doğası Türk devletinin bölgeyi işgal saldırıları nedeniyle büyük tehlike altında. Fabrikaların fazlalığı, mahallelerde elektrik jeneratörlerinin varlığı ve vatandaşların çevre farkındalığı ile ilgili bilinçsizliği nedeniyle de bu kirlilik artıyor. Yetkililer ise çevreyi korumak ve temiz bir yeşil alan yaratmak için gerekli tedbirleri almıyor. Bir takım kuruluşların çevreyi koruma adına yaptığı çalışmalar da yetersiz kalıyor.

‘Amaç yeşil alanları arttırmak, çevre bilincini yaymak’

Yeşil Kürdistan Derneği'nin Başkanı ve ayrıca ziraat mühendisi Şadan Ebu Bekir, bir grup aydın ve çevre savunucusuyla 1991 yılında bu derneği kurdu. Derneğin kuruluşuyla birlikte konferanslar düzenlediklerini ve çeşitli programlar geliştirdiklerini söyleyen Şadan Ebu Bekir, "Derneğin Raperin ve Xaneqin'in yanı sıra  Güney Kürdistan bölgesindeki tüm valiliklerde merkezleri var. Silêmanî’de kadın ve erkek üyeler birlikte çalışıyor. Çalışmalarımızı günlük olarak yapıyoruz ve öncelikli amacımız şehirdeki yeşil alanları artırarak, vatandaşlar arasında çevre bilincini yaygınlaştırmak" diye belirtti.

Seminerler ve çalıştaylar aracılığıyla vatandaşlar arasında farkındalığı yaymak için çalıştıklarını aktaran Şadan Ebu Bekir, ayrıca çevre alanında hizmet verenleri veya çevre dostu olanları onurlandırdıklarını kaydetti. Şadan Ebu Bekir, “Yangınlar genellikle insan kaynaklı oluyor. Ağaç kesimlerinin yanı sıra saldırı ve bombalamalarla Kürdistan'ın çevresini tahrip ettiler, doğasını yaktılar. Öte yandan insanlarda çevre bilincinin zayıf olması da orman yangınlarına neden oluyor. Doğaya atılan bir sigara izmaritiyle ormanlarımızda yangınlar çıkıyor” şeklinde konuştu.

Cezalar yetersiz

Şadan Ebu Bekir, çevreyi ihlal edenlere yönelik hukukun işlemediğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çevreyi ihlal edenler cüzi miktarda parayla cezalandırılıyor ama bu da uygulanmıyor. Dağlık bölgelerde çevreyi tahrip eden projeler hayata geçiriliyor. Nüfus artışıyla birlikte elbette daha fazla konuta ihtiyaç duyulduğunu biliyoruz, ancak çevre tahribatı esas alınarak değil. İnşaat için kullanılan arazinin tarım arazisi olmaması gerekiyor. Çevrenin korunmasıyla ilgili diğer tüm kurum ve derneklerle iletişim ve iş birliği halindeyiz. Çevre kirliliğinin birçok kaynağı var ve bizim çaba göstermemiz önemli. Mesela mahallelere elektrik güneş enerjisinden ve jeneratörlerden sağlanıyor. Her şeyden önce doğru yerlere konut projeleri yapılması ve vatandaşların yeterince bilinçlenmesi gerekiyor.”

‘Çevreyi korumak kutsal bir görevdir’

Kürdistan Yeşiller Derneği Başkanı Shana Abdullah ise “7 yıldır derneğin gönüllüsüyüm. Temel amacımız çevreye hizmet etmek ve çevre bilincini yaymak. Çevreyi korumak kutsal bir görevdir. Hepimiz için bir görev ve bizim gibi toplumdaki bireylerin de yeşil alanı artırmaya çalışması önemli. Bizim rolümüz okullarda ve çeşitli gruplar arasında farkındalığı yaymak” diye belirtti.