Iraklı gazeteci: Kadın gazeteciler için güvenli çalışma ortamı sağlanmalı

Iraklı gazeteci Sûsen El-Cezrawî, kadınların medya alanında ayrımcılık ve tehditlerle karşı karşıya kaldığını belirterek, meslek örgütleri ve medya kurumlarının sorumluluk alması gerektiğini vurguladı.

RAJA HAMİD RASHİD

Irak – Irak gazeteciliği, farklı dönemler boyunca dikkate değer değişimler geçirdi. Sansürün ve ifade özgürlüğündeki kısıtlamaların hakim olduğu dönemlerden daha geniş bir medya çoğulculuğuna geçilirken, bu süreçte güvenilirlik, ifade özgürlüğü ve gazetecilik meslek etiğine bağlılık gibi konularda mesleki zorluklar da ortaya çıktı. Iraklı gazeteci Sûsen El-Cezrawî, konuyla ilgili ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.

‘Sınırları aşmak kolay olmadı’

Yazmaya, sanata ve edebiyata olan ilgisinin öğrencilik yıllarında başladığını kaydeden Sûsen El-Cezrawî, kültür ve okumaya önem veren bir aile ortamında büyümesinin bu ilgisini güçlendirdiğini dile getirdi. Sûsen El-Cezrawî, zamanla gazeteciliği seçtiğini ve kendisini bu mesleğe adadığını söyledi. 2003 öncesinde farklı meslek ve alanların devlet denetimine ve çalışma ile ifade alanlarını belirleyen kısıtlamalara tabi olduğunu aktaran Sûsen El-Cezrawî, izin verilen çerçeveler içinde sınırlı bir ifade alanı bulunsa da bu sınırları aşmanın kolay olmadığını sözlerine ekledi.

‘Kadınların gazetecilik ve sanat alanlarında çalışması kabul edilmedi’

Kadınların medya alanında varlık gösterdiğini, ancak bu rolün diğer ülkelerde kadınların elde ettiği düzeyle karşılaştırıldığında arzu edilen seviyeye ulaşmadığını belirten Sûsen El-Cezrawî, toplumun kadınların gazetecilik, medya ve sanat alanlarında çalışmasını kolay kabul etmediğini, bunun da kadınların mesleki varlığı önünde bir engel oluşturduğunu ifade etti.

Medya çoğulculuğunun fikir çeşitliliğine ve görüş alışverişine olanak tanıdığını belirten Sûsen El-Cezrawî, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu, ifade özgürlüğünü sınırlayan tek yönlü gazetecilik anlayışından farklı. 23 Kasım 2004’te, daha sonra Irak Medya Ağı adını alan radyo ve televizyon binasına Mütevelli Heyeti üyesi olarak girdim. Ardından, daha önce Radyo Eğitim Enstitüsü olarak bilinen Medya Eğitim Enstitüsü’nün müdürlüğünü üstlendim. Medya Eğitim Enstitüsü, önemli medya çalışanları yetiştiren saygın kurumlardan biriydi. Sunucu yetiştirmek, yıllarca süren eğitim ve kültürel birikim gerektiriyordu. Enstitüyü, 2003’teki bombardımanda tahrip edilmesinin ardından devraldım. Bina neredeyse tamamen mobilya, ekipman ve belgelerden yoksundu. Bu nedenle enstitüyü yeniden ayağa kaldırmak için sıfırdan başlamak zorunda kaldım.”

İlk kadın müdür oldu

Enstitünün ilk kadın müdürü olarak görev yapmasını mesleki başarılarının başında gördüğünü belirten Sûsen El-Cezrawî, “Mühendislik ve medya alanlarında yaklaşık 60 eğitim programı düzenledim. Akademisyenler, medya çalışanları ve tanınmış uzmanların katılımıyla gerçekleştirilen bu eğitimler, enstitünün gelişimi için ilk adımların atılmasına katkı sundu. Medya Eğitim Enstitüsü’nü yeniden yapılandırırken ekipman eksikliği ve mali kaynakların sınırlı olması nedeniyle zorluklarla karşılaştık. Medya ağı yönetimiyle yürüttüğümüz iş birliği sayesinde bilgisayar laboratuvarı kurduk ve radyo laboratuvarını onardık” ifadelerinde bulundu.

‘Partilerin farklı yönelim ve inançlara sahip olması medyayı kısıtlıyor’

Gerekli mesleki becerilere sahip olmadan ‘medya çalışanı’ unvanının yaygın biçimde kullanılmasını doğru bulmadığını dile getiren Sûsen El-Cezrawî, şöyle konuştu:

“Medya alanında çalışmak bilgi, deneyim ve mesleki aşamalardan geçmeyi gerektiriyor. Haber ve rapor yazmayı, söyleşi yönetmeyi bilmek bu mesleğin temel gereklilikleri arasında yer alıyor. Medya alanında 20 yılı aşkın deneyimimin ardından gazeteciliğin henüz tam özgürlüğe ulaşmadığını düşünüyorum. Gerçekte mutlak özgürlük diye bir şey yok. Sınırları gözetmeyen ifade biçimleri saldırıya, yanlış bilgilerin yayılmasına ya da kişisel anlaşmazlıklardan kaynaklanan tutumlara dönüşebiliyor. Partilerin çoğalması, farklı yönelim ve inançlara sahip olması medya çalışmalarını kısıtlıyor. Ancak bütün bu kısıtlamalara rağmen diyalog için hala bir alan bulunuyor.

Kadın gazetecilerin tehditlerden korunması yargının, meslek örgütlerinin ve medya kurumlarının ortak sorumluluğudur. Ancak meslek örgütlerinin bu konudaki rolü zayıf kalıyor. Artan tacizler nedeniyle bazı kadın gazeteciler mesleği bırakmak zorunda kalıyor. Kadınların görüşleri ve haklarını savunmaları nedeniyle hedef alınması, toplumsal tartışmalara ve yasa yapım süreçlerine katılımlarını sınırlıyor. Bu nedenle kadın gazetecilere gerekli koruma sağlanmalı. Dijital iletişim ağlarının kadın gazetecileri teşhir etmek, itibarlarına ve namuslarına saldırmak amacıyla kullanılmasını doğru bulmuyorum. Bu tür uygulamalar, söz konusu platformların medya, eğitim ve bilgi aktarımı işlevlerinden uzaklaşıyor. Kadınlar bu saldırılarda çoğunlukla ilk hedef haline geliyor.”

Bilinçli ve sorumlu olma çağrısı

Genç kadın gazetecilere mesaj veren Sûsen El-Cezrawî, kültürün, bilginin ve mesleki araçlara hakim olmanın önemini vurguladı. Kültürün, kadınların kendilerini savunmaları ve kendi varlıklarını kabul ettirmeleri için temel bir silah olduğunu dile getiren Sûsen El-Cezrawî, mesleğinde yetkin bir kadın gazetecinin başkalarına dayanmadan, pazarlıklara ve tavizlere boyun eğmeden yeteneklerini kanıtlayabileceğine dikkat çekti. Sûsen El-Cezrawî, kadın gazetecilerin davranışlarda, görünüşte ve konuşmada bilinçli ve sorumlu olunması çağrısında bulundu. Sûsen El-Cezrawî, bunun nedenini, kamuoyunun gözünde her kadın gazetecinin Iraklı kadın medya çalışanlarının bir temsilcisi olarak görülmesiyle açıkladı.

Gazetecilerin desteklenmesinin önemi

Konuşmasının sonunda gazetecilik meslek örgütlerine ve medya kurumlarına da seslenen Sûsen El-Cezrawî, yetkin kişilerin desteklenmesi ve kadınlara kadın oldukları için değil, düşünsel ve mesleki becerileri temelinde yaklaşılması gerektiğini belirtti. Sûsen El-Cezrawî, kadının düşünceye, akla ve yetkinliğe sahip bir insan olarak görülmesinin, güçlü ve saygın medya kişiliklerinin ortaya çıkmasının ve gazetecilik alanında daha ileri noktalara ulaşılmasının önünü açacağını vurguladı.