Gazze’de üç çocuğunu kaybeden Fatma, şimdi geride kalanlar için ayakta

Gazze’de üç oğlunu bir yıl içinde kaybeden ve son oğlunun cenazesini sarı hattın yakınında bulduktan sonra dört gün boyunca cenazeyi alabilmek için mücadele eden Fatma Ebu Hammad, şimdi geride kalanlar için hayata tutunmaya çalışıyor.

RAFIF ESLEEM

Gazze- Gazze Şeridi’nin ortasında, sarı hattın yakınında Fatma Ebu Hammad, oğlunun cenazesini alabilmek için dört gün boyunca İsrail güçlerine yalvardı. Cenaze, annenin bulunduğu yerden yalnızca birkaç metre uzaktaydı. Uluslararası kuruluşlar, özellikle de Kızılhaç, cenazenin alınarak defnedilebilmesi için gerekli izni çıkaramayınca anne, beşinci gün oğlunun cenazesini almayı başardı ve onu defnetti.

Olay, Fatma Ebu Hammad’ın oğullarından Muhammed’in kaybolmasıyla başladı. Küçük kardeşinin ölümünün ardından psikolojik sorunları ağırlaşan Muhammed, savaşın da etkisiyle giderek daha zor bir dönem geçiriyordu. Bir süre sonra, anılarının bulunduğu eve dönmek istedi. Ancak ev, sarı hattın içinde bulunuyordu. Yakınları onu birkaç kez geri çevirmeye çalışsa da Muhammed hattı geçti. Burada konuşlanan İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti.

‘Savaşın başlamasıyla durumu daha da ağırlaştı’

Oğlu Muhammed’in Gazze Ruh Sağlığı Merkezi’nde tedavisini yürüten doktorun değerlendirmesine göre travma sonrası stres bozukluğu yaşadığını söyleyen Fatma Ebu Hammad, sözlerine şöyle devam etti:

“Her yıl özellikle mayıs ayında hastalığının belirtileri ortaya çıkıyordu. O dönemde saldırganlaşıyor ve onu kontrol etmek mümkün olmuyordu. Nisan ayının son günlerinde ise tek başına sarı hattın bulunduğu bölgeye gitti. Savaşın başlamasıyla durumu daha da ağırlaştı. Tedavinin sınırlı olması ya da hiç bulunmaması nedeniyle artık onu kontrol etmek mümkün değildi. Oğlumun psikolojik sorunları olduğunu ve tedaviye ihtiyacı bulunduğunu biliyordum. Bu nedenle İsrail güçlerinin ona ateş edeceğini hiç düşünmedim. Tutuklanacağını ya da geldiği yere geri gönderileceğini düşündüm. Ancak birkaç gün boyunca eve dönmeyince onu aramaya başladım. İçimden bir ses beni sarı hatta gitmeye yöneltti. Herkes oğlumun yüz hatlarını ve çadırdan ayrılırken giydiği beyaz kıyafetleri doğrulayınca cesaretimi topladım. Beyaz bayrağı elime alıp hattın üzerine çıktım. Birkaç metre yakınımda oğluma benzeyen bir cenaze gördüm. Cenazeyi gördüğüm anda elimdeki bayrak yere düştü. Ağlamaya ve yalvarmaya başladım. O sırada bir insansız hava aracı geldi ve bir asker araç üzerinden benimle konuştu. Oğlumun başına gelenin aynısını yaşamamam için oradan ayrılmam gerektiğini söyledi. Ancak ben gitmedim. Cenazeyi köpekler parçalamadan alabilmek için sadece bir metre geçmeme izin vermesi için yalvardım ama kabul etmedi. Bunun üzerine cenazenin çürümesini önlemek için onu bulunduğu bölgenin içine çekmesini istedim, bunu da reddetti. Güneş batana kadar orada ağladım ve sonunda bölgeden ayrılmak zorunda kaldım.

Her gün sabahtan akşama kadar aynı yerde oturdum. İsrailli askerle her gün aynı konuşmaları yaptım. Beni ölümle tehdit etti. İlk günlerde tanktan yakınıma ateş açıldı ama korkmadım, olduğum yerde kalmaya devam ettim. Çünkü tek istediğim oğlumun cenazesini almaktı. Son gün ağlayarak, başıma kum dökerek bekledim. Sonunda asker izin vermeyi kabul etti ve ertesi gün gelip cenazeyi alabileceğimi söyledi. Ertesi gün oğlumun cenazesini teslim aldım ve onu kendisine yakışır bir yere defnettim.”

Bir yıl içinde üç oğlunu kaybetti

Muhammed, Fatma Ebu Hammad’ın kaybettiği ilk oğlu değildi. Ondan önce 27 yaşındaki Usame’yi kaybetti. Usame, Gazze Şeridi’nde aç insanlara ulaştırılan yardım malzemelerini taşıyan kamyonların yağmalanmasını önlemeye çalışırken İsrail saldırısında hayatını kaybetti. Ardından küçük oğlu da yerinden edilenlerin sığındığı okullardan birinin önünde arkadaşlarıyla sohbet ettiği sırada düzenlenen saldırıda katledildi. Saldırının neden gerçekleştirildiği ise bilinmiyordu. Böylece Fatma Ebu Hammad, yalnızca bir yıl içinde üç oğlunu kaybetti.

Fatma Ebu Hammad, yaşadığı kayıpların ardından ağır psikolojik sorunlarla mücadele ettiğini ve tüm bu acıların üstesinden tek başına gelemediğini söyledi. Üç oğlunu kısa bir süre içinde kaybettiğini belirten Fatma Ebu Hammad, savaş nedeniyle yıkıma uğrayan kentte psikolojik destek hizmetlerinin neredeyse bulunmadığına dikkat çekti. Buna rağmen Muhammed ve Usame’nin küçük çocuklarına bakabilmek için ayakta durmak zorunda olduğunu belirten Fatma Ebu Hammad, oğullarının eşlerinin de psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

Yeniden hayata tutunmaya çalışıyor

Fatma Ebu Hammad, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Çalışma Ajansı’na bağlı kliniklerden birinde çalışıyor. Gün boyunca ihtiyaçlarını büyük zorluklarla karşılamaya çalıştığı çocuklarının yanına bir an önce dönmek ve onları görmek için işini hızlıca tamamlıyor. Fiyatların yüksek olması ve üç ailenin geçimini üstlenmesi nedeniyle yaşamın kendisi için oldukça zor olduğunu belirten Fatma Ebu Hammad, en büyük tesellisinin küçük çocukları oynarken izlemek ve İsrail saldırılarında hayatlarını kaybetmeden önce üç oğlunun çektiği fotoğraf ve videolara bakmak olduğunu söylüyor. Oğullarının sesini duymak ve onlara ait görüntülere bakmak, içine düştüğü derin yas ve sessizlikten çıkıp yeniden hayata tutunmasını sağlıyor.