Susuz ve elektriksiz yaz: Tunuslu kadınlar günlük yaşam mücadelesini anlatıyor
Tunuslu kadınlar, yaz aylarında yaşanan sıcak hava dalgaları sırasında su ve elektrik kesintilerinin günlük yaşamı daha da zorlaştırdığını belirterek, hizmetlerin iyileştirilmesini istedi.
İHLAS EL HAMRUNİ
Tunus- Tunus’ta bu yaz yaşanan aşırı sıcaklar, ailelerin karşı karşıya kaldığı tek sorun olmadı. Yüksek sıcaklıklara birçok bölgede sık yaşanan su ve elektrik kesintilerinin eşlik etmesi, yaz günlerini özellikle aile bakımının, ev işlerinin ve temel ihtiyaçların karşılanmasının büyük bölümünü üstlenen kadınlar açısından zorlu bir sınava dönüştürdü.
Sidi Bouzid vilayetinde, özellikle Raqab ve Jelma kırsal bölgelerinde elektrik kesintileri saatler, bazı yerlerde ise günler boyunca sürdü. Önceki yıllarda yaklaşık bir saati geçmeyen kesintiler, bu yıl temel hizmetlerin sağlanmasını güçleştirdi. Gıda ürünlerinin korunması, soğutma cihazlarının çalıştırılması ve elektrikle çalışan tıbbi cihazlara bağlı hastalar ile yaşlıların güvenliği konusunda ciddi sorunlar yaşandı. Daha önce yarım gün süren su kesintilerinin bazı dönemlerde üç güne kadar uzaması da günlük yaşam üzerinde önemli etkiler yarattı.
‘Zorlu bir yaz ve uzun süren kesintiler’
Halime El Falhi, bu yazın hayatının en zor dönemlerinden biri olduğunu belirterek yüksek sıcaklıkların uzun süreli su ve elektrik kesintileriyle aynı döneme denk geldiğini söyledi.
Halime El Falhi, “Son derece zor ve ağır bir dönem yaşadık. Sıcaklıklar alışılmadık seviyelere yükseldi. Hükümet koşullarımızı kolaylaştırmak yerine yaşadığımız sıkıntıları daha da artırdı” dedi.
Elektrik kesintilerinin yaklaşık 10 saat sürdüğünü, su kesintilerinin ise bazı dönemlerde art arda birkaç güne yayıldığını belirten Halime El Falhi, 60 yaşını aşmasına rağmen yaşamı boyunca bu denli yüksek sıcaklıklar ve uzun süreli kesintilerle karşılaşmadığını ifade etti.
Su kıtlığının yalnızca aile bireylerini değil, yetiştirdiği hayvanları da etkilediğini belirten Halime El Falhi, sınırlı suyu insanlar ve hayvanlar arasında paylaştırmak zorunda kaldıklarını söyledi.
Ailelerin ihtiyaçlarının bir bölümünü karşılamak için şişe su almak zorunda kaldığını belirten Halime El Falhi, artan fiyatların aile bütçesi üzerindeki baskıyı artırdığını ifade ederek, “Günlük yaşam maliyetleri artarken aileler büyük miktarlarda su satın almak için gerekli parayı nasıl bulabilir?” diye sordu.
‘Hastalar ve yaşlılar risk altında’
Halime El Falhi, elektrik kesintilerinin ev aletlerinin çalışmamasından çok daha ciddi sonuçlar doğurduğuna dikkat çekerek, bazı hastalar için elektriğin yaşamsal öneme sahip olduğunu söyledi.
Halime, “Elektrik ve suyu kesmek çözüm değil. Tıbbi cihazlara bağlı hastalar var, nefes almak için oksijen cihazına ihtiyaç duyan insanlar var” diye konuştu.
Elektrik kesintilerinin sağlık durumlarının kötüleşmesiyle bağlantılı olduğunu belirten ve bu nedenle yaşamını yitiren kişilerin bulunduğunu duyduğunu aktaran Halime El Falhi, suyun geldiği kısa sürelerde ailelerin adeta zamana karşı yarıştığını söyledi. Ailelerin aynı anda depoları ve kapları doldurmaya, çamaşır yıkamaya, banyo yapmaya ve hayvanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını belirtti.
Kadınların bu yükün önemli bir bölümünü üstlendiğini vurgulayan Halime El Falhi, kadınların çoğunlukla ev işlerini düzenlemek ve aile bireylerinin ihtiyaçlarını karşılamakla sorumlu olduğunu söyledi. Sıcaklık ve kesintilerin kendi sağlığını da etkilediğini belirten Halime El Falhi, “Nefes darlığı yaşamaya başladım, baskı ve düşünmenin ağırlığından konuşamaz hale geldim” dedi.
Bazı sağlık tesislerinde, hatta kimi hastanelerin doğum servislerinde bile su ve elektrik kesintileri yaşandığını belirterek bunun hastalar ve sağlık çalışanları açısından riskleri artırdığını söyledi.
‘Üç gün boyunca susuz ve elektriksiz kaldılar’
Fatma Hsakhoussi ise yaşadığı bölgedeki insanların daha önce bu koşullarda bir yaz geçirmediğini belirtti. Sıcak hava dalgalarının, bazı dönemlerde üç gün üst üste süren su ve elektrik kesintileriyle aynı zamana denk geldiğini söyledi.
Kayıpların yalnızca gıdalarla sınırlı kalmadığını belirten Fatma Hsakhoussi, bazı kesintilerin ardından elektriğin geri gelmesiyle akımın aniden yükseldiğini ve bunun birçok ev aletinin arızalanmasına neden olduğunu ifade etti.
Su kesintilerinin zaman zaman üç güne kadar sürdüğünü belirten Fatma Hsakhoussi, ailelerin şişe suya yönelmek zorunda kaldığını söyledi. Ancak günlük ihtiyaçların, özellikle içme, yemek yapma, çamaşır yıkama gibi işler için büyük miktarda su gerektirdiğini belirtti.
Fatma Hsakhoussi, yaşlıların bu koşullardan en fazla etkilenen gruplardan biri olduğunu ifade ederek, yaşlıların bu tür dönemlerde sürekli dinlenmeye, serinliğe ve suya ihtiyaç duyduğunu, ancak aynı anda hem aşırı sıcakla hem de temel hizmetlerin kesintiye uğramasıyla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
‘Plansızlık krizi derinleştiriyor’
Krizin boyutlarını değerlendiren sosyolog, kalkınma, çevre ve çalışma alanlarında uzman Sena El Ammari, elektrik kesintilerinin artık günlük yaşamın her alanını etkilediğini belirtti. Elektriğin, çok sayıda hayati sektörün bağlı olduğu temel bir hizmet haline geldiğini ifade etti.
Kesintilerin aşırı sıcaklarla aynı döneme denk gelmesinin krizi daha da derinleştirdiğini belirten Sena El Ammari, etkilerin toplumun tüm kesimlerine eşit şekilde yansımadığını söyledi. Yaşlılar, hastalar, çocuklar ve evde bulunan kadınların en fazla etkilenen gruplar arasında olduğunu ifade etti.
Kesintilerin yalnızca haneleri değil, çalışanları, işletmeleri ve çeşitli hizmetleri de etkilediğini belirten Sena El Ammari, elektriğin kesilmesinin işlerin durmasına, çalışma saatlerinin ve gelirlerin kaybedilmesine, bazı temel hizmetlerin aksamasına yol açabileceğini dile getirdi.
Sena El Ammari’ye göre kriz, iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele konusunda altyapının ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu da gündeme getiriyor. Bilimsel uyarıların sıcaklıkların artacağına, sıcak hava dalgalarının daha sık yaşanacağına ve su kaynakları ile elektrik şebekeleri üzerindeki baskının artacağına işaret ettiğini belirtti.
Krizin ekonomik, tarımsal ve hizmet sektörleriyle sınırlı kalmadığını, doğrudan halk sağlığını da etkilediğini belirten Sena El Ammari, özellikle oksijen cihazı veya sürekli elektrik gerektiren diğer tıbbi ekipmanları kullanan hastaların ciddi risk altında olduğunu söyledi.
Açık ve düzenli iletişim kurulmadığında ailelerin ne zaman su ve elektriğin kesileceğini, ne zaman yeniden geleceğini bilemediğini belirten Sena El Ammari, bunun günlük yaşamın planlanmasını zorlaştırdığını ve psikolojik baskıyı artırdığını ifade etti. Vatandaşlara bilgi verilmesinin sorunun kendisini çözmeyeceğini ancak özellikle hayati hizmetler ve kırılgan gruplar söz konusu olduğunda zararları azaltmak için temel bir adım olduğunu vurguladı.
‘Uzun vadeli çözümlere ihtiyaç var’
Sena El Ammari, sıcaklık, su ve elektrik kaynaklı krizlerle mücadele için kapsamlı bir hükümet planı hazırlanması çağrısında bulundu. Kırsal ve iç bölgelerde temel hizmetlerin daha zayıf olması nedeniyle bu bölgelere özel önem verilmesi gerektiğini söyledi.
Altyapıya yatırım yapılması, elektrik üretim kapasitesinin artırılması, su kaynaklarının güvence altına alınması, dağıtım şebekelerinin iyileştirilmesi ve başta hastaneler ile sağlık merkezleri olmak üzere hayati tesislerin korunması gerektiğini belirtti.
Sena El Ammari ayrıca iklim, enerji, çevre ve su alanlarında çalışan uzmanların kamu politikalarının hazırlanma sürecine dahil edilmesini istedi. İklim değişikliğinin etkileriyle mücadelenin artık geleceğe ilişkin bir mesele olmadığını, bugün karşı karşıya olunan ve somut, sürdürülebilir çözümler gerektiren bir sorun haline geldiğini vurguladı.
Krizin yalnızca elektrik ve suyla sınırlı olmadığını belirten Sena El Ammari, internet ve iletişim hizmetlerinin de kesintilerden etkilendiğine dikkat çekerek, özellikle sağlık kurumlarında temel hizmetlerin sürekliliğine ilişkin endişelerin arttığını söyledi.
Altyapı ve hazırlık eksikliğinin sürmesi halinde benzer krizlerin tekrarlanabileceği ve sosyal, ekonomik ve sağlık alanındaki etkilerin büyüyebileceği uyarısında bulunan Sena El Ammari, krizlere yalnızca ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine planlama, yatırım ve hazırlığa dayalı önleyici bir sistem oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Aileler kesintilere uyum sağlamaya çalışırken günlük yaşamın yürütülmesine ilişkin yükün önemli bir bölümünü kadınlar taşıyor. Kadınların tanıklıkları, su ve elektriğin sürekliliğini sağlayacak sürdürülebilir çözümlere ve tekrar yaşanması beklenen krizlerin etkilerine karşı özellikle kırılgan grupları koruyacak politikaların hayata geçirilmesine duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor.