Sessiz bir tabu: Afganistan’da regl ve kadınların deneyimi

Afganistan’da kadınlar ve kız çocukları, regl dönemini bilgi eksikliği ve kültürel tabular nedeniyle sessizlik içinde yaşıyor. Uzmanlar, eğitimin ve sağlık hizmetlerine erişimin artırılmasının bu tabunun kırılmasında kritik rol oynadığını söyledi.

BAHARİN LEHİB

Afganistan – Afganistan’da birçok kadın ve kız çocuğu, regl dönemine ilişkin bilgi eksikliği, kültürel tabular ve sağlık hizmetlerine sınırlı erişim nedeniyle bu doğal süreci sessizlik ve utanç içinde yaşamaya devam ediyor. Farklı vilayetlerden kadınların aktardıkları deneyimler, farkındalık eksikliğinin hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara yol açtığını ortaya koyarken, uzmanlar eğitimin ve sağlık hizmetlerine erişimin bu tabunun kırılmasında kritik rol oynadığını vurguluyor.

 

‘Birçok aile hala regl ile ilgili çocuklarıyla konuşmuyor’

Kabil’den Leila Ershad, ilk deneyimini şu sözlerle anlattı:

“İlk regl olmaya başladığımda yaklaşık on üç yaşındaydım. Ondan önce bu konuda hiçbir bilgim yoktu ve hasta olduğumu düşünüyordum. Korkudan ağladım ve bana ne olduğunu bilmiyordum. Sonra annem bana bunun kızların hayatındaki doğal bir süreç olduğunu açıkladı. Bence Kabil’de geçmişe göre daha fazla farkındalık var, ancak birçok aile hala bu konuda konuşmuyor. Kızlar ergenliğe ulaşmadan önce fiziksel değişimleri hakkında eğitilmeli ki korkup endişelenmesinler.”

 

Regl dönemini sadece kızına değil, çevresindeki kız çocuklarına da anlattığını kaydeden Leila Ershad, “Ancak birçoğu beni kötü bir kadın olarak gördü ve ailedeki kızlar arasında ahlaksızlığı teşvik ettiğimi düşündü. Sonunda özellikle anneler başta olmak üzere aileler arasında farkındalık yaratmam gerektiği sonucuna vardım, çünkü bu konular varlığımızın bir parçası ve utanç kaynağı olmamalı” şeklinde konuştu.

Kişisel deneyimini aktaran Leila Ershad, “Kişisel deneyimim şiddetli ağrı, yorgunluk ve duygusal değişimleri içeriyordu; birçok kadında yaygın olan sorunlar. Sosyal utanç nedeniyle sağlık sorunlarımı tartışmaktan kaçındım, bu da sağlığımı riske attı. Birçok Afgan kadının benzer bir deneyim yaşadığını rahatlıkla söyleyebilirim” dedi.

 ‘Artık korkmuyorum ve utanmıyorum’

Nangarhar vilayetinden Nooria Ahmad, “İlk regl olduğumda okuldaydım. Çok şaşkındım. Benden büyük bir sınıftaki bir kız bana yardım etti, hijyenik pedini verdi ve her şeyi anlattı. Utançtan günlerce gözlerine bakamadığımı hatırlıyorum. Kendimi aşağılanmış hissettim. Zamanla adet görmenin ve bunun farkında olmamanın bir suç olmadığını ve bu konuların açık ve net bir şekilde konuşulması gerektiğini anladım. Okuldan eve döndüğümde, annemi kaybettiğim için bu konuyu kardeşimin eşiyle paylaştım. Ama tek bir cümleyle acımı ve utancımı artırdı; sanki bir suç işlemiş ve aileyi perişan etmişim gibi. Bugüne kadar bu konuda sessiz kaldım, ama siz arayıp regl deneyimim hakkında konuşmamı istediğinizde, korkmadan ve utanmadan sizinle konuşmaya cesaret ettim” sözlerine dikkat çekti.

Kunar bölgesinden Fawzia Safi, regl döneminde yaşadığı acı deneyimin ardından özellikle genç kadınların benzer zorluklar yaşamaması için ebe olmaya karar verdi. Fawzia Safi, “Regl olmanın utancının yanı sıra Kunar’daki birçok köyde sağlık hizmetlerine erişim sınırlı veya hiç yok. Bazı kadınlar regl döneminde kendilerine nasıl bakacaklarını bile bilmiyorlar. Temiz su ve hijyen tesislerinin eksikliği de sorunları daha da artırıyor” ifadelerinde bulundu.

‘Bazı inançların bilimsel temeli yok’

 

Regl dönemiyle ilgili toplumsal inançlara dikkat çeken Fawzia Safi, “Annelerimiz hala adet döneminde belirli yiyecekleri yemememiz veya normal aktivitelere katılmamamız gerektiğine inanıyor. Bu inançların bilimsel bir temeli yok, ancak bizim bölgemiz de dahil olmak üzere bazı yerlerde hala mevcut. Bazı insanlar ayrıca kadınların adet döneminde kirlendiğine inanıyor. Bu nedenle yemek pişirmemeleri, ev işlerine katılmamaları ve başkalarından uzak durmaları gerektiğini düşünüyorlar” sözlerine dikkat çekti.

Regl döneminde şiddetli ağrılar yaşadığını aktaran Farah bölgesinden Şahla Şahbaz, “Yaşadığımız ağrılar hakkında konuşmamıza izin verilmiyor. Ayrıca günlük aktivitelerimize devam etmek zorundayız. Bazen şiddetli ağrı konsantre olmayı zorlaştırıyor, ancak çevremizdeki anlayışsızlık nedeniyle kadınlar sorunlarını dile getirmekten kaçınıyor ve çektikleri ağrılar hakkında hiçbir şey söylemiyorlar. Durum şehirlerde biraz daha iyi, ancak kırsal kesimlerde kadınlar doktora görünmekte birçok sorunla karşılaşıyor. Birçok kadın ancak durumları çok ciddi olduğunda sağlık merkezlerine gidebiliyor” diye belirtti.

Bamyan vilayetinden Fatemeh Sakhi ise, yaşadığı deneyimi şu sözlerle aktardı:

“Bazı ailelerde durum daha iyi ve ergenliğe yeni girmiş kızlarla bu konular konuşuluyor. Ancak Bamyan, Afganistan’dan izole değil. Bu konuda utanç duymak ve regl dönemindeki kadınları kirli saymak maalesef bazı ailelerin kültürünün bir parçası haline gelmiş durumda. Ayrıca Bamyan’ın bazı bölgelerinde uzun ve soğuk kışlar yaşanıyor ve düşük gelirli aileler hijyen ürünlerine ulaşmakta zorluk çekiyor. Bu nedenle bazı kızlar sağlıklarını tehdit edebilecek uygunsuz ürünler kullanmaya zorlanıyor. Genç nesil geçmişe göre daha bilinçli olsa da gidilecek daha çok yol var. Kızlar korkmadan veya utanmadan sorularını sorabilmeli. Bence bu hedef, eğitim programları genişletildiğinde ve ülke genelinde kız ve kadınlara hijyen ürünlerine daha kolay erişim sağlandığında gerçekleşecektir.”

‘Bilgi eksikliği kadın sağlığı üzerinde ciddi sorunlar doğurabilir’

Takhar vilayetindeki bir hastanede görev yapan jinekolog Wahida Wali, adet dönemiyle ilgili tabu ve bilgi eksikliğinin kadın sağlığı üzerinde ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti. Wahida Wali, birçok kız çocuğunun yeterli eğitim almadığı için kişisel hijyen kurallarına uymadığını ve bunun sonucunda genital enfeksiyonlar ile çeşitli sağlık sorunları yaşadığını ifade etti.

Hijyenik olmayan ürünlerin kullanımı, pedlerin zamanında değiştirilmemesi ve sağlık merkezlerine geç başvurunun yaygın sorunlar arasında yer aldığını kaydeden Wahida Wali, bazı kadınların anormal kanama ve şiddetli ağrıları normal kabul ederek tedavi aramadığını, korku, kaygı ve utanç duygularının da bu cehaleti derinleştirdiğini vurguladı.

Sözlerinin sonunda aileler, okullar ve sağlık merkezlerinin kız çocuklarının eğitimi konusunda daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini anlatan Wahida Wali, doğru bilginin hem hastalıkları önlediğini hem de kadınların sağlıklarını daha güvenle yönetmelerine yardımcı olduğunu ifade etti.