Qendîl’de göçer kadınlar: Emekle yaşamı kuruyorlar

Dugomanlı göçer kadınlar, bahar ve yaz aylarını Qendîl eteklerinde geçirirken hem üretimin hem de yaşamın merkezinde yer alıyor. Jakav Nebi, “Eskiden korkardık, şimdi tek başımıza da olsak güvendeyiz” diyor.

Qendîl – Qendîl dağlarının eteklerinde kurulan göçer yaşam, doğayla iç içe zorlu bir hayatı barındırırken, bu yaşamın temelini kadın emeği oluşturuyor. Dugoman köyünden Jakav Nebi ve onun gibi birçok göçer kadın, bahar aylarından itibaren çadırlarını kurarak hem hayvancılık yapıyor hem de peynir, yoğurt gibi süt ürünlerini üretiyor. Geleneksel çîx dokumacılığıyla kültürlerini yaşatan kadınlar, aynı zamanda aile ekonomisinin yükünü omuzluyor. Jakav Nebi, geçmişte duydukları korkunun yerini bugün güven duygusunun aldığını belirterek, “Artık gece tek başımıza bile kalabiliyoruz” sözleriyle bölgedeki değişimi anlatıyor.

Göçer yaşamda kadınların emeği belirleyici

Göçer yaşam, doğayla iç içe ve zorluklarla dolu bir yaşam biçimi. Bu yaşamda ise kadınlar emeğin en büyük yükünü üstleniyor. Dugoman köyünden olan Jakav Nebi, her yıl geleneksel olarak Qendîl eteklerine göç ettiklerini anlatıyor.

Yıllık göç döngülerine dair konuşan Jakav Nebi şunları söylüyor: “Biz Nisan ayında buraya geliyoruz; bazen daha erken, bazen daha geç. Mayıs ayına kadar bu eteklerde kalıyoruz. Daha sonra hava ısınınca ve koşullar değişince Qendîl’in daha yüksek kesimlerine çıkıyoruz ve Eylül ayına kadar orada kalıyoruz. Eylül’den sonra tekrar aşağıya iniyoruz ve kışın başlangıcına kadar burada kalıyoruz. Soğuk, kar ve yağmur başladığında ise tekrar köyümüz Dugoman’a dönüyoruz. Göçer yaşamda kadınlar hem ev işlerini hem de hayvancılığı yürütür. Aslında erkeklerin işlerini de yapıyoruz. Peynir, yoğurt ve tüm süt ürünlerinin üretimi de bizim sorumluluğumuzda.”

Kültürün korunması ve kadın dayanışması

Çîx dokumacılığı, göçer kadınların kültürel el işlerinden biri olarak öne çıkıyor. Çadır yapımında kullanılan bu dokuma, kadınların birlikte çalışmasıyla hazırlanıyor.

Jakav, çîx yapım sürecini şöyle anlatıyor: “Kamışları topluyoruz, temizliyoruz ve sıralıyoruz. Tüm işlemler tamamlandıktan sonra iplerle bağlayarak sağlamlaştırıyoruz. Sökülmemesi için dikiş yapıyoruz. Süsleme için boncuk ve çeşitli ipler kullanıyoruz; yün ve iğneyle işleyerek çîx’i tamamlıyoruz.”

Bu zanaatı öğrenme sürecine de değinen Jakav, kadınlar arasındaki dayanışmaya dikkat çekiyor: “Başta yapmayı bilmiyorduk ama komşu kadınlardan öğrendik. Onlar bize yardım etti, şimdi hepimiz kendi başımıza yapabiliyoruz.”

‘Artık korkmuyoruz’

Konuşmasının sonunda Jakav Nebi, Qendîl eteklerinde hissettikleri güven duygusuna vurgu yaparak, “Buradan ayrılırken, yağmur zarar vermeyecekse eşyalarımızı olduğu gibi bırakabiliyoruz. Her şey güven içinde kalıyor. Bu da burada bulunan güçler sayesinde mümkün. Güvenlik açısından hiç korkmuyoruz; burası çok güvenli ve gece tek başına bile kalabilirsiniz. Eskiden korkardık ama artık hayır. Yoldaşlar olduğu sürece korkmuyoruz. Onlarla iç içeyiz. Doktorları geliyor, bizi tedavi ediyorlar. Biz de çok mutlu oluyoruz. İki kez onların hastanesine gittik, bize yardım ettiler ve ihtiyaç duyduğumuz her şeyi sağladılar” ifadelerini kullandı.