Entegrasyonda siyasi aşama: Kobanêli kadınlardan anayasal güvence talebi

Entegrasyon sürecini değerlendiren Kobanêli kadınlar, Kürtlerin kimlik, ana dil ve siyasi haklarının anayasal güvenceye kavuşturulmasını istedi. Kadınlar, askeri mücadelenin ardından siyasi mücadelenin yeni bir aşama olduğuna dikkat çekti.

NÛRŞAN EBDÎ

Kobanê – Suriye’de Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ile geçici yönetim arasında yürütülen entegrasyon süreci, askeri ve güvenlik alanındaki görüşmelerin ardından siyasi boyutuyla yeni bir aşamaya girdi. Kürtlerin statüsü, siyasi ve kültürel hakları ile bu hakların yeni Suriye Anayasası’nda nasıl güvence altına alınacağı, sürecin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.

QSD ile Suriye geçici yönetimi arasında 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın ardından, Özerk Yönetim’e bağlı askeri, güvenlik ve idari yapıların entegrasyonuna yönelik adımlar atılmaya başlandı. QSD Genel Komutanı Mazlum Abdi de 20 Ağustos 2026’da askeri ve güvenlik entegrasyonuna ilişkin aşamanın tamamlandığını, sürecin bundan sonraki bölümünün ağırlıklı olarak siyasi konulara odaklanacağını açıkladı.

Siyasi aşamaya geçişle birlikte Kürt halkının Suriye’deki statüsünün belirlenmesi, kimliğinin ve kazanımlarının korunması, ana dil başta olmak üzere siyasi, kültürel ve ulusal haklarının anayasal güvenceye kavuşturulması talepleri daha fazla öne çıkıyor.

Rojava’nın Kobanê kentindeki kadınlar da mevcut süreci Kürt halkının Suriye’deki geleceği açısından belirleyici bir aşama olarak değerlendiriyor. Atılan ilk adımları olumlu ancak yetersiz bulan kadınlar, entegrasyonun demokratik temelde yürütülmesi ve Kürtlerin haklarının yeni anayasada güvence altına alınması gerektiğini vurguluyor.

Ajansımıza konuşan Kobanêli kadınlar, entegrasyon sürecini, Kürtlerin hak ve statü taleplerini ve siyasi mücadeleyle birlikte Suriye’nin geleceğine ilişkin beklentilerini değerlendirdi.

‘Suriye’de Kürt halkının kaderinin belirlendiği bir süreç’

Suriye’deki Kürt halkının hassas ve belirleyici bir süreçten geçtiğini ve bu dönemin ülkedeki Kürtlerin kaderinin belirlendiği bir aşama olarak tanımlanabileceğini söyleyen Hedle Hesen, şöyle devam etti: “Son dönemde bölgede ve Kürt halkı açısından sahada somut siyasi ve askeri gelişmeler yaşandı. Bu gelişmeler, bir tarafta Demokratik Suriye Güçleri ve Özerk Yönetim saflarındaki yönetici ve idareciler, diğer tarafta ise Suriye geçici hükümeti arasında gerçekleştirilen bir dizi anlaşma, toplantı, diyalog ve görüşmenin sonucunda ortaya çıktı.

Entegrasyon kararı, bölge halkını etkileyen en önemli adımlardan biri oldu. İçinde bulunduğumuz sürece ilişkin okuduklarımıza baktığımızda, bu adımın bir ölçüde Kürt halkının çıkarına olduğunu görüyoruz. Geçici hükümet iktidarı devraldığı günden itibaren dil, kültür ve kimlik açısından tek tip bir Suriye anlayışını esas alan bir yaklaşım ortaya koydu. Bununla birlikte Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerine, Özerk Yönetim’den ve kazanımlarından vazgeçmeleri yönünde baskı uygulandı. Bugün geldiğimiz nokta, Suriye’de Kürt halkı olarak özgünlüğümüzü ve varlığımızı korumak, haklarımızın ve kazanımlarımızın yeni Suriye Anayasası’nda tanınmasını güvence altına almak için yürüttüğümüz direniş ve mücadelenin sonucudur.”

Hedle Hesen, mevcut aşamada yaşanan tüm gelişme ve değişimlere rağmen hala birçok eksikliğin bulunduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: “Bu süreçte yaşanan bütün yenilik ve gelişmelere rağmen hala birçok eksikliğin bulunduğunu inkar edemeyiz. Halk da bu eksiklikleri açık biçimde eleştiriyor ve beklentilerine uygun bazı değişikliklerin yapılmasını istiyor. Bunun yanı sıra Kürt halkının ve Kürt bölgelerinin özgünlüğünün tanınmasını ve haklarının açık biçimde güvence altına alınmasını talep ediyor.”

Kürt kadınlarının kimliklerini, kazanımlarını ve haklarını korumak için mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayan Hedle Hesen, “Kadınların yönetim ve liderlik mekanizmalarında yer almadığı dönemlerde, toplum içinde kadınların ve haklarının yeterince savunulmadığını gördük. Bu nedenle kazanımlarımızı ve şehitlerimizin uğruna bedel ödediği değerleri korumak için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Hedle Hesen, geçici yönetimle entegrasyon sürecinin devam ettiğini belirterek, bu sürecin Kürt halkının haklarını güvence altına alan demokratik temeller üzerinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

‘Mücadelemizle şehitlerimizin fedakarlıklarına sahip çıkacağız’

 

Necme Kenco da Kürt halkının tarihi boyunca çok sayıda hak ihlali, katliam ve soykırım politikasıyla karşı karşıya kaldığını belirterek, “19 Temmuz Devrimi’nin başlangıcından bugüne kadar Rojava’daki Kürtler olarak hedeflerimize ulaşmak ve bu ülkedeki haklarımızı elde etmek için direndik ve mücadele ettik. Şehitlerimizin bu topraklar için yaptığı fedakârlıklar sayesinde siyasi, askeri ve ekonomik başta olmak üzere birçok alanda önemli kazanımlar elde ettik. Bu nedenle bugün Suriye’de hak sahibiyiz ve Suriye Anayasası kapsamında yurttaşlar olarak haklarımızı talep ediyoruz. Rojava’daki mücadele sürecimiz boyunca birçok engelle karşılaştık, zulme ve katliamlara maruz kaldık. Bugün ise halkın tepkisine neden olan birçok tartışma ve başlığın bulunduğu siyasi bir süreçten geçiyoruz” şeklinde konuştu.

Necme Kenco, entegrasyon sürecinde Kürt halkının özgünlüğünün ve tarihinin gözetilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Entegrasyon sürecinde, geçmiş yıllar boyunca yaşadıklarımız göz önünde bulundurularak Kürt yurttaşların özgünlüğü dikkate alınmalıdır. Artık kendi ülkemizde barış ve güven içinde yaşama zamanı geldi.”

Bu hakların yeni Suriye Anayasası’nda kayıt altına alınmasının ve güvenceye kavuşturulmasının demokratik bir Suriye’nin inşası açısından temel bir adım olacağını vurgulayan Necme Kenco, “Kürtlerin eğitim ve öğretimde ana dillerini kullanma haklarının güvence altına alınması ve özgünlüklerine saygı gösterilmesi, bütün bileşenlerini kucaklayan demokratik bir Suriye’ye ulaşılmasına katkı sağlayacaktır” diye belirtti.

‘Haklarımızı güvence altına almak için siyasi mücadelemizi yükseltmeliyiz’

 

Leyla Ehmed ise silaha sarılmanın bir tercih ya da istekten kaynaklanmadığını, bölge halkını korumak ve hakları ile kimliği savunmak amacıyla gerçekleştiğini dile getirerek, “Silaha sarıldığımızda bunu silahı sevdiğimiz için yapmadık. Amacımız kendimizi korumak, haklarımızı ve kimliğimizi savunmaktı. Bugün ise haklarımızı hukuki ve anayasal olarak güvence altına almaya çalıştığımız bir aşamadayız” ifadelerine yer verdi.

Siyasi sürecin “Suriye için en iyi çözüm” olduğunu belirten Leyla Ehmed, bölge halklarının başlattığı halkların kardeşliği projesini temel alan bu sürecin demokrasi ve ortak yönetim anlayışını güçlendireceğini vurguladı.

Leyla Ehmed sözlerini şöyle sonlandırdı: “Halk, bu aşamada siyasi sürecin önemini belki tam anlamıyla kavramıyor olabilir. Ancak bu da yeni bir mücadele yöntemidir. Özgürlük ve haklarımız uğruna büyük bedeller ödedik. Bugün ise devrimin kazanımlarını koruyacağımız ve bunları anayasa içerisinde hukuki güvenceye kavuşturacağımız yeni bir mücadele aşamasına geçmemiz gerekiyor. Böylece Kürt halkının Suriye’nin geleceğinde etkin bir özne olması güvence altına alınabilir.”