Sudanlı kadınlar gerçek ortaklık istiyor
Sudanlı kadınlar, ülkenin geleceğinin şekillendirilmesi ve çatışmanın sona erdirilmesi için yürütülecek diyalogda gerçek bir ortaklık talep ediyor. Kadınlar, barış sürecinde karar alma mekanizmalarında etkin rol üstlenmek istiyor.
MERVAT ABDÜLKADİR
Sudan - Çatışmanın başlamasından bu yana eşi benzeri görülmemiş bir kriz yaşayan Sudan’da, ülkedeki krizden çıkış için iç siyasi bir yol olarak “Sudan-Sudan Diyaloğu” fikri yeniden gündeme geldi.
Öneri, insani trajedinin her geçen gün derinleştiği kritik bir dönemde ortaya çıktı. Birleşmiş Milletler ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin Eylül 2026’ya kadar yayımladığı son raporlara göre, yerinden edilen ve mülteci durumuna düşenlerin sayısı 11 milyonu aştı. Krizin en ağır yükünü ise Sudanlı kadınlar taşıyor. Kadınlar yalnızca istatistiklerde yer alan bir grup değil, çatışmanın bedelini en ağır şekilde ödeyen ve buna rağmen yardım, dayanışma ve barışın inşasında aktif rol üstlenen temel aktörler arasında bulunuyor.
Sudan içinde ve dışında yerinden edilenlerin yüzde 60’ını kadınlar ve çocuklar oluştururken, 2,3 milyondan fazla kadın akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya. Kuzey Darfur’daki Tavîle Kampı’nda Yerinden Edilenler Kampları Genel Koordinasyonu, son haftalarda Kurdufan ve Darfur’un farklı bölgelerinden gelen 193 yeni ailenin kampa ulaştığını açıkladı. Temel ihtiyaçlardan yoksun koşullarda yaşayan binlerce kişiye katılan bu aileler, gıda, ilaç, temiz su ve barınma sorunlarıyla karşı karşıya. Aynı dönemde Sudan Kurtuluş Ordusu kontrolündeki bölgelerde kıtlık ilan ederken, uluslararası insani yardım müdahalesindeki finansman açığı yüzde 65’i aştı.
Kadınların talebi
Çatışmanın en ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kalan kadınlar, aynı zamanda yerinden edilme süreçlerinde dayanışma ağları kuruyor, insani yardım çalışmalarına katılıyor ve barış girişimlerinde aktif rol üstleniyor. Bu nedenle “Sudan-Sudan Diyaloğu” tartışmalarında kadınların yalnızca temsil edilen bir kesim olarak değil, ülkenin geleceğinin belirlenmesinde söz sahibi aktörler olarak yer alması talebi öne çıkıyor.
Sudanlı gazeteci Rafka Abdullah, kadınların önceki diyaloglara katılımı ve krizlerin çözümüne katkıları hakkında, “Sudanlı kadının birçok olayda ve Sudan tarihinde büyük ve etkin bir rolü var. Özellikle Aralık Devrimi’nde çok etkili bir rol oynadı. Şimdi de çatışmanın başlamasının ardından yerinden edilenlerin kamplarında ve sivil toplum kuruluşlarında kendine özgü bir varlık ve önemli bir rol sergiledi” dedi.
Müzakere süreçlerine katılım istenilen düzeyde değil
Kadınların her alanda yer almasına rağmen müzakere ve diyalog süreçlerindeki katılımının hala istenilen düzeyde olmadığını kaydeden Rafka Abdullah, bu platformlardaki kadın varlığının çoğu zaman sembolik kaldığını ifade etti.
Önceki ulusal diyalog süreçlerinde kadınların çoğunlukla kenarda bırakıldığını belirten Rafka Abdullah, “Nevaşa Anlaşması’ndan Doha Belgesi’ne ve 2020’deki Cuba Barış Anlaşması’na kadar uzanan süreçte kadınlar vardı, ancak çoğunlukla kenarda kaldılar. Cuba Anlaşması’nda kadınların en az yüzde 40 oranında temsil edilmesi gerektiği belirtildi, ancak sahadaki uygulama yüzde 10’u aşmadı. Siyasi diyalog ve çalışma aşamasına geçildiğinde kadınların rolü çok zayıf kaldı. Aralık Devrimi’nin temel taleplerinden biri kadınların adalet ve temsil haklarıydı, ancak karar alma mekanizmalarındaki temsilleri, oynadıkları gerçek rolle örtüşmeyecek kadar zayıftı” sözlerine yer verdi.
“Sudan-Sudan Diyaloğu”nun yeniden gündeme gelmesi, kadınların sürece katılımına ilişkin beklentileri ve kaygıları da beraberinde getiriyor. Dış müdahaleden uzak, Sudanlıların öncülüğünde yürütülmesi öngörülen diyalogda kadınların yalnızca sembolik olarak temsil edilmesi yerine karar alma süreçlerinde gerçek bir rol üstlenmesi talep ediliyor. Çatışmaya rağmen çalışmalarını sürdüren kadın örgütleri de bu talebi çeşitli girişimlerle gündemde tutuyor.
“Kadınların Ezilmesine Hayır” girişimi cinsel şiddet vakalarını belgeleyen ilk oluşumlardan biri olurken, 50’den fazla kadın örgütünü bünyesinde barındıran Sudanlı Kadınların Barış ve Güvenlik İttifakı, diyalog sürecindeki komiteler ile izleme ve uygulama mekanizmalarında kadınların yüzde 40 oranında bağlayıcı temsili için bir belge sundu. Örgütler ayrıca yerinden edilmiş ve mülteci kadınların sürece dahil edilmesini talep ediyor. Zemzem ve Tavîle kamplarında ya da Port Sudan’daki pazarlarda yaşayan kadınların doğrudan sürece katılımı, gönüllü geri dönüş ve zararların telafisi gibi konulardaki ihtiyaçların daha görünür hale gelmesini sağlayabilir.
Sudanlı kadınlar yaklaşan diyalogda varlığının göstermelik veya sembolik olmasını reddediyor. Ülkenin geleceğinin şekillendirilmesinde ve çatışmanın sona erdirilmesinde gerçek bir ortak olmak istiyor. Konuyu üç başlık halinde değerlendiren Rafka Abdullah, “Birincisi, belgelerde belirtildiği üzere yüzde 40 oranında gerçek ve adil temsil. İkincisi, toplumsal cinsiyet adaleti, ekonomik güvenlik ve yerinden edilmiş kadınların güçlendirilmesi, yerinden edilme bölgelerinde sağlık ve eğitim gibi belirli meselelerin masaya yatırılması. Üçüncüsü ise bağımsız uygulama ve denetim mekanizmaları. Sorun anlaşmaların olmaması değil, onları uygulama iradesinin bulunmamasıydı” diye belirtti.
Sudanlı Kadınlar Ağı Yapılanma ve Örgütlenme Bürosu Sorumlusu Mona Bella, taleplerini üç başlıkta sıralayarak, “Birincisi çatışmanın durdurulması, ikincisi yardımların ulaştırılmasının kolaylaştırılması, üçüncüsü ise kapsamlı bir barışa götürecek siyasi bir süreç. Diyalog sağlıklı bir ortamda yürütülmeli. Şu anda yaşananlar bir tarafın varlığını meşrulaştırmayı ve Sudan’ı fiili olarak bölmeyi amaçlıyor” diye kaydetti.
‘Savaşı nasıl durduracağız?’ sorusu etrafında toplanan kadınlar
Çatışmanın başlangıcındaki ilk cesur protestonun Mavi Nil bölgesinde Sudan Anneleri Hareketi tarafından gerçekleştirildiğini hatırlatan Mona Bella, sözlerine şöyle devam etti:
“Ben de bu hareketin kuruluşunda yer aldım. Savaş 15 Nisan 2023’te başladı ve biz ilk protestomuzu 23 Nisan’da gerçekleştirdik. Çünkü Mavi Nil’de savaşların içinde yaşadık ve büyüdük. En büyük acı kadınların omuzlarına yükleniyordu; çünkü eşlerini ve oğullarını kaybediyor ve yerlerinden ediliyorlardı. Kadınlar her zaman çözüm düşüncesinde öncü oldular ve kadınlar idare etmesini bilen kişilerdir. Sudan’daki evlerin çoğu kadınlar sayesinde ayakta ve dirençli. Sahadaki bu faaliyet, beni ve çalışma arkadaşlarımı ortak bir hedef etrafında mümkün olduğunca çok sayıda kadını ve kadın örgütünü bir araya getirmek amacıyla ‘Sudanlı Kadınlar Ağı’nı kurmaya yöneltti. Önceliğimiz, ‘Savaşı nasıl durduracağız? Sudan’da nasıl barış olacak? Sudan’ın toprak ve halk olarak birliğini nasıl sağlayacağız?’ sorularına yanıt bulmak.”
Darfur, Kurdufan ve Mavi Nil’in güneyinde geleneksel yönetimlere bağlı kadınlar ve toplum örgütleri, kabileler arası çatışmaların durdurulmasını ve yerinden edilenlerin köylerine dönmesini sağlayan yerel barış girişimlerinin yüzde 70’inden fazlasına öncülük etti. “Barış İçin Kadınlar” WIPSU girişimleri de bunun dikkat çeken örneklerinden biri oldu. Farklı kabilelerden kadınlar, çatışmaların en yoğun olduğu dönemlerde dahi çadırlarda bir araya gelerek saldırmazlık anlaşmaları imzalamayı başardı. 2018 Aralık Devrimi’nde ise “Kandaka” en öne çıkan yüz oldu. Bazı gösterilerde kalabalığın yüzde 70’inden fazlasını kadınlar oluştururken, kadınlar tutuklanma, darp ve kötü muameleye maruz kaldı.
Mona Bella, “Ağustos 2024’te Cenevre arabuluculuğuna katıldım. Israrımız sayesinde arabuluculuk masasına ulaştık ve sesimizi duyurduk. Sudanlı kadın ülkenin yaşadığı felaketten söz ettiğinde, bunu erkeklerin yaptığı gibi katı bir siyasi çerçevede ele almıyor. Kadınlar doğaları gereği konunun insani boyutuna odaklanıyor ve bu konuda son derece samimi oluyor” dedi. Diyaloglara kadınların katılımının henüz ideal düzeyde olmadığını belirten Mona Bella, güçlü bir şekilde süreçte yer almayı hedeflediklerini ifade ederek, Sudanlı kadınların Aralık Devrimi’ndeki etkin rolleri ve çatışma dönemlerinde maruz kaldıkları ihlaller nedeniyle görünür olma hakkına sahip olduğunu vurguladı.
Kadınların katılımını güvence altına almayan bir barış kalıcı olur mu?
Sudan, daha fazla başarısız girişime tahammülü olmayan kritik bir dönemeçten geçiyor. Halkın, özellikle de kadınların gösterdiği direnç, siyasi bir ufuk olmadan daha fazla sürdürülemez. Diyaloğun başarısı ise üç koşula bağlı: gerçek bir siyasi iradenin ortaya konulması, diyaloğun parti kotalarından uzak tutulması ve marjinalleştirmenin kök nedenlerini ele almayan, kadınların ve gençlerin katılımını güvence altına almayan bir barışın kalıcı olamayacağının kabul edilmesi.Rafka Abdullah, Hartum’da gerçekleştirilen Sudan-Sudan Diyaloğunun başarılı ve etkili olmasını, ülkenin istikrarını desteklemesini ve çatışmanın sona ermesine katkı sunmasını umduğunu belirtti. Rafka Abdullah, kadınların temsilini güvence altına alan, karar alma mekanizmalarında fiilen yer almalarını sağlayan güvenceler, sabit anlaşmalar ve bağlayıcı belgeler doğrultusunda ana komiteler ve kurallar oluşturulmasını önerdi.
Mona Bella da gerçek bir barışa götürecek bir diyalogdan yana olduğunu belirterek, “Silah sesleri, insanların yerinden edilmesi ve sevdiklerini kaybetmeleri devam ederken nasıl bir diyalog olabilir?” diye sordu. Mona Bella, “Herhangi bir diyaloğun başarılı olması için sağlıklı bir ortam şart. Silah seslerinin, patlamaların, yerinden edilmelerin ve sevdiklerini kaybetmenin sürdüğü bir ortamda gerçekleştirilen diyalog, mevcut durumu pekiştirmeyi ve Sudan’ı bölmeyi amaçlayan bir diyalogdur. Komitelerin seçiminde kriterlerin bulunmadığı ve kolayca kontrol edilebilecek kişilerin getirildiği yapay diyalogları reddediyoruz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.