Hediye Yûsif: Abdullah Öcalan’ın statüsü yasada belirlenmeli

Çerçeve Yasası’nın olumlu bir adım olduğunu, ancak eksikliklerinin giderilmesi gerektiğini belirten Hediye Yûsif, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün yasada güvence altına alınması ve Türkiye’nin ciddi adımlar atması gerektiğini belirtti.

RONÎDA HACÎ

Hesekê- Barış ve Demokratik Toplum Süreci kritik bir aşamaya girerken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununun barışçıl ve siyasi yollarla çözümü amacıyla yaptığı çağrı ve attığı adımların ardından yeni bir süreç başladı. Kürt özgürlük hareketi, Türk devleti ve siyasi aktörler arasında başlayan bu süreçte, hukuki düzenlemeler de önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda gündeme gelen Çerçeve Yasası’nın, barış sürecinin ilerlemesi ve geçmişte uygulanan yöntemlerin değiştirilmesi için gerekli hukuki zemini oluşturması hedefleniyor. Yasanın aynı zamanda sürecin ilerleyişine ilişkin koşulları ve atılacak adımları kapsamlı biçimde belirlemesi bekleniyor.

Aynı zamanda yasanın çeşitli eksiklikleri ve yetersizlikleri de bulunuyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın mevcut durumu ve statüsü, tutukluların özgürlüğü, siyasi tutuklular ile sürece dahil olan kişi ve grupların siyasi katılımı gibi önemli başlıklar da tartışmalar arasında yer alıyor. Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Hediye Yûsif, konuyla ilgili ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.

‘Kürt halkının varlığı artık inkar edilemez’

Hediye Yûsif, Kürtlerin tarihinde ilk kez Kürt halkının özgürlüğü için modern bir felsefe temelinde mücadele yürüttüğünü ve bu mücadelenin 52 yıldır sürdüğünü belirterek, söz konusu mücadelenin Kürt halkının varlığını görünür ve kabul edilir kılan bir aşamaya ulaştığını, artık Kürt halkının varlığının inkar edilemeyeceğini söyledi. Hediye Yûsif, “Kürt halkının mücadelesi, Kürtlerin siyasi, toplumsal, örgütsel ve askeri varlığının sahada temel bir güç haline geldiği bir aşamaya ulaşmıştır” dedi.

‘Hedef barış ve demokratik toplum’

Kürt halkının mücadelesinin sonuç alıcı biçimde yeni bir aşamaya taşınması amacıyla 27 Şubat 2025’te Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yeni bir süreç başlattığını dile getiren Hediye Yûsif, bu yeni sürecin barış ve demokratik toplum hedefiyle başladığını söyledi. Hediye Yûsif, “Bu yeni süreç barış ve demokratik toplum için başladı. Rêber Abdullah Öcalan yeni mücadele yöntemini ortaya koydu. Bu çerçevede silahlı mücadele sona erdirildi ve PKK kendisini feshetti. PKK’nin feshedilmesi, silahın rolünün sona erdiği yeni bir paradigma ve stratejinin önünü açtı. Silahlı mücadele tarihsel rolünü oynadı; bundan sonraki süreçte yeni bir siyasi varlığın inşa edilmesi gerekiyor. Mücadele yöntemi silahlı mücadeleden barışçıl mücadeleye dönüştürüldü. Amaç, toplumun ve devletin demokratikleşme yönünde ilerlemesini sağlamaktır” ifadelerinde bulundu.

‘Abdullah Öcalan eşsiz bir mücadele yürütüyor’

Hediye Yûsif, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın süreci başlatmasının ardından Türkiye tarafından da bazı adımlar atıldığını belirterek, “Devlet Bahçeli, ‘Öcalan Meclis’e gelsin ve barış elini uzatsın’ demişti. Bu önemli bir adımdır. Rêber Abdullah Öcalan bu süreci 52 yıllık mücadelesinin kazanımları üzerinden değerlendirdi. Rêber Abdullah Öcalan, 27 yıldır İmralı Adası’nda Türk devletini, bölgede gelişen hegemonya nedeniyle Türkiye’nin büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğuna ikna etmek için eşsiz bir mücadele yürütüyor” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin Kürtlerle stratejik ilişkiler kurmaması halinde büyük bir kayıp yaşayacağına dikkat çeken Hediye Yûsif, Ortadoğu’da farklı güç ve aktörlerin öne çıktığını, bu nedenle ortaya çıkan barış ve demokratik toplum sürecinin başlatılmasının gerekli olduğunun altını çizdi. Hediye Yûsif, “Başlatılan bu süreç ikinci yılına girecek. Bu kapsamda Rêber Abdullah Öcalan, Türk devleti ve Kürt özgürlük hareketi arasında İmralı’da kapsamlı bir diyalog yürütülüyor” sözlerine yer verdi.

‘Türkiye’nin de ciddi ve pratik adımlar atması gerekiyor’

Sürecin sakin ve sonuç alıcı adımlarla ilerlemesi için Türk devletinin de ciddi adımlar atması gerektiğini vurgulayan Hediye Yûsif, şöyle konuştu:

“PKK kendisini feshetti, silahlı mücadelesini sonlandırdı ve bir grup savaşçı ile yöneticisi silahlarını yakarak barış taleplerini samimi bir şekilde ortaya koydu. Bu adımlar karşısında Türkiye’nin de ciddi ve pratik adımlar atması gerekiyor. Rêber Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki koşullarında bazı değişiklikler yapıldı, normalleşme komisyonları kuruldu ve Kandil ile görüşmeler gerçekleştirildi. İmralı Heyeti, Türkiye’deki tüm siyasi partilerle görüştü; bunun yanı sıra toplum, tanınmış kişiler ve devlet temsilcileriyle de görüşmeler yapıldı. Bunların tümü olumlu adımlar ve siyasi bir hareketin önünü açıyor. Bu olumlu adımlar Rojava üzerinde de etkili oluyor. Etkisi yalnızca Rojava ile sınırlı kalmayacak, Kürdistan’ın dört parçasına da yansıyacaktır.”

‘Koşulların temel başlık olması gerekiyordu’

Hediye Yûsif, değerlendirmelerinin devamında Türkiye’nin atması gereken bazı temel adımlar bulunduğunu ve bunların başında yasal düzenlemenin geldiğini söyleyerek, “Yasa son aşamasına ulaştı ve Cumhurbaşkanı’nın onayının ardından tamamen kabul edilmesi gerekiyor. Ancak Kürt toplumunda bu yasaya yönelik bir rahatsızlık var. Rêber Abdullah Öcalan bu sürecin baş müzakerecisidir ve bu nedenle statüsünün yasada belirlenmesi gerekiyordu. Ayrıca Rêber Abdullah Öcalan’ın koşullarının da bu yasada temel bir başlık olarak yer alması gerekiyordu” sözlerine dikkat çekti.

Yasada 2005 yılı ve sonrasındaki suçları kapsayan maddeye dikkat çeken Hediye Yûsif, bu yaklaşımın dar kapsamlı olduğunu belirtti. Hediye Yûsif, yasanın güçlü bir güven ortamı oluşturması gerektiğini vurgulayarak, 2005 öncesinde bu hareket içinde yer alan on binlerce militanın ve özgürlük talebiyle Türkiye cezaevlerinde bulunan binlerce tutuklunun bulunduğunu ifade etti. Hediye Yûsif, söz konusu maddenin yasadan çıkarılmasının sürecin daha ileri taşınmasının önünü açabileceğini söyledi.

‘Öncü kadrolar sürece dahil edilmeli’

Kürt özgürlük hareketinin tüm öncü kadrolarının sürece dahil edilmesi ve Türkiye ile Kürdistan toplumlarında aktif rol üstlenebilmesi için yasada onlara da yer ayrılması gerektiğini aktaran Hediye Yûsif, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu yapılmadı ve bu da yasanın çok ciddi eksikliklerinden biri. Bu eksiklikler yasanın uygulanmasını geciktirebilir. Sürecin uzaması Türkiye’nin çıkarına değil. Çünkü bölgede komplocu güçler devrede ve bölgesel güçler ile aktörler öne çıkıyor. Bu güçler Türkiye’de istikrarın sağlanmasını ve Türklerle Kürtler arasında dostane bir ilişkinin kurulmasını, Kürtlerin özgür yurttaşlar olarak ilerlemesini istemiyor. Türkiye bu yasayı destekler ve halkların kardeşliği stratejisini geliştirirse en güçlü devletlerden biri haline gelir. Çünkü bu süreç 52 yıllık savaşı sona erdirebilir.”

‘Mevcut yasayı tamamlayacak düzenlemeler yapılmalı’

52 yıllık savaşın sona ermesinin Türkiye’nin ekonomisi, iç siyaseti, diplomasisi, hazırlık ve kalkınma süreçleri üzerinde etkili olacağını dile getiren Hediye Yûsif, “Bu süreç Türkiye ve Kürdistan üzerinde birçok alanda olumlu etkiler yaratabilir, istikrarı sağlayabilir ve yeni gelişme ve kalkınma alanlarının önünü açabilir. Türkiye 86 milyon nüfusa, Kürt halkı ise 20 milyondan fazla bir nüfusa sahip. Bu durum Türkiye’nin geleceği üzerinde büyük bir etki yaratabilir. Türkiye bundan sonraki süreçte mevcut yasayı tamamlayacak düzenlemeler çıkarsın ve Kürt özgürlük hareketinin, özgürlük yanlısı kişilerin ve toplumun görüşlerini dikkate alsın. Böylece süreç hızlanır, komplo ve savaşların önüne geçilir ve barışçıl hedeflerin hayata geçirilmesi için fırsat yaratılır” diye kaydetti.

‘Bu dönemin dili de değişmeli’

Kürt toplumunun 27 yıldır Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için mücadele ettiğini belirten Hediye Yûsif, dünyadaki demokratik, özgürlükçü ve insan hakları savunucularının da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için bu statüyü talep ettiğini ve Türkiye’nin bu talebi dikkate alması gerektiğini söyledi. Hediye Yûsif, “Türkiye hitap dilini de değiştirmeli. ‘Terörün sonu geldi’ şeklindeki bir dil, yeni süreci ilerletemez. Kürt toplumu da Türkiye’yi, yüz yıldır Kürt halkına karşı savaş ve katliam yürüttüğü için faşist bir devlet olarak görüyor. Bu nedenle bu dönemin dili de değişmeli” sözlerine vurgu yaptı.

‘Abdullah Öcalan’ın durumu kırmızı çizgi’

Hediye Yûsif, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumunun Kürt toplumu açısından kırmızı çizgi olduğunu söyleyerek, Kürt halkının Abdullah Öcalan’ın fiziki olarak özgür olmasını istediğini ve taleplerinin yalnızca ziyaretlerle sınırlandırılmaması gerektiğini ifade etti. Hediye Yûsif, “Rojava’da da Rêber Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü tartışma konusu haline geldi. Bu kapsamda Rêber Abdullah Öcalan’ın statüsünün yasada belirlenmesi Kürt halkı açısından önemli. Rojava halkı, tüm bileşenleriyle bu yasayı takip ediyor ve tüm maddeleri hakkında sorular soruyor. Çünkü Rêber Abdullah Öcalan’ı demokratik ulus projesinin kurucusu olarak görüyor, kabul ediyor ve benimsiyor” dedi.

Süreç ve Suriye’ye etkisi

Suriye’deki duruma da dikkat çeken Hediye Yûsif, ülkedeki istikrarsızlığın bugüne kadar devam etmesinin temel nedenlerinden birinin Türkiye’nin müdahaleleri olduğunu hatırlattı. Hediye Yûsif, “Bu ülkede savaşın sona ermemesinin nedenlerinden biri Türkiye’nin politikalarıdır. Terör sorunu, Selefi fikirlerin yayılması ve Suriye toplumunun parçalanması da Türkiye hükümetinin politikalarıyla bağlantılıdır. Rojava’da bugüne kadar yaşanan savaş, Türkiye hükümetinin politikalarının sonucudur ve Türkiye’nin Suriye toplumuna müdahalesi bugün de devam ediyor. Ortaya çıkan provokasyonlar ve tehlikeli gelişmeler de Türkiye’nin politikalarıyla bağlantılı. Türkiye’nin politikası Suriye’deki durumla doğrudan bağlantılı olduğundan, Suriye’deki durumun karmaşıklaşması Türkiye’nin çıkarına değildir. Türkiye, Suriye’nin egemenliğinin toplumun parçalanmasıyla güçlenmeyeceğini bilmeli. Çünkü oluşan boşluktan diğer güçler de yararlanıyor” ifadelerinde bulundu.

İmralı’da başlayan sürecin ve Çerçeve Yasası’nın Kuzey ve Doğu Suriye ile mevcut Suriye durumu üzerinde doğrudan etkileri olduğunu kaydeden Hediye Yûsif, şu hususlara dikkat çekti:

“Bu süreç savaşın durmasına vesile oldu, Suriye hükümetinin politikası da yumuşadı ve görüşmelerin önünü açtı. Yasa yürürlüğe girdiğinde Suriye’deki durum da yakından değişecek. Çünkü Kürt toplumu Rêber Abdullah Öcalan’ı baş müzakerecisi olarak görüyor. Rojava, bu yasanın etkisini Türkiye’den daha fazla hissedebilir. Çünkü bu yasayla Türkiye’nin politikası değişebilir. Böylece Rojava ile Şam hükümeti daha hızlı bir çözüme ulaşabilir ve sorunlarını çözebilir. Sürecin ilerlemesi, Kürtler ile Araplar arasındaki ilişkilerin de geliştirilmesine katkı sağlayabilir.”

‘Kürtler ile Araplar, Kürtler ile Türkler arasındaki ilişkiler de çözüme kavuşacak’

3. Dünya Savaşı stratejilerine dikkat çeken Hediye Yûsif, bazı güçlerin kaos yaratmayı desteklediğini ve temel bir politika olarak Kürt-Arap, Kürt-Türk ve diğer halklar arasındaki düşmanlığı körüklediğini belirtti. Hediye Yûsif, “Barış süreci ilerlediğinde Kürtler ile Araplar, Kürtler ile Türkler arasındaki ilişkiler de çözüme kavuşacak ve bu şekilde Suriye’nin demokratikleşmesinin önü açılacak. Bu nedenle Türkiye’de atılacak olumlu adımlar, Suriye’nin geleceğini de doğrudan belirleyecek. Suriye ve Rojava’daki durumu karmaşıklaştırmaya yönelik girişimler bulunuyor. Bu girişimlere karşı dikkatli olunması gerekiyor. Son olarak Serêkaniyê’den göç edenlerin konvoyuna yönelik saldırı da buna örnek olarak gösterilebilir. Kürt gençlerinin duygularının kışkırtılarak yeni sorunların ortaya çıkarılması yönünde girişimler var” diye belirtti.

‘Kaos ve iç savaş çıkarmak istiyorlar’

Halka bu politikalara karşı dikkatli olma çağrısında bulunan Hediye Yûsif, komplocu güçlerin Arapların milliyetçi duygularını kullanırken, Kürtlerin duygularını da kışkırttığını, bunun kötü sonuçlara yol açarak Kürtler ile Şam arasındaki ilişkileri bozmayı amaçladığını belirtti. Bunun, kaos yaratmayı ve iç savaşın önünü açmayı hedefleyen bilinçli bir politika olduğunu ifade eden Hediye Yûsif, terörün gelişmesinin Şam’ın çıkarına olmadığı gibi yeni bir savaşın da Suriye hükümetinin ve Suriye halkının çıkarına olmadığını söyledi. Hediye Yûsif, “Çıkarmak istedikleri savaş, Kürtler ile Araplar arasında bir savaştır. Bu nedenle ne Arap halkı ne de Kürt halkı bu tuzakların peşinden gitmemeli” uyarısında bulundu.

‘Süreci büyük bir dikkat ve sorumlulukla takip edilmeli’

Hediye Yûsif, halka dikkatli olması ve tutum ile taleplerini siyasi ve barışçıl yöntemlerle gerçekleştirmesi için barışçıl yöntemleri tercih etmesi çağrısında bulunarak, “Bu yöntem, Rêber Abdullah Öcalan’ın elini güçlendirecek, Şam’ın halkların kardeşliğine dayalı politikasını güçlendirecek. Ayrıca Türkiye’de başlayan sürecin kötüye gitmesine izin vermeyecek” dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a güvendiklerini ve bu sürecin başarıya ulaşacağına inandıklarını dile getiren Hediye Yûsif, Kürt toplumuna, sürecin başarıya ulaşması için her alanda uyanık olmaları ve kendini koruma duygusunu hiçbir zaman kaybetmemeleri çağrısında bulundu. Hediye Yûsif, “Bu tarihi anlar toplumdan büyük bir çaba talep ediyor. Toplum bu süreci büyük bir dikkat ve sorumlulukla takip etmeli” diyerek sözlerini tamamladı.