Fas'taki siyasi partilerde kadınların mücadelesi
Fas'ta yetmiş yılı aşkın çok partili siyasi yaşamın ardından kadınlar, büyük ölçüde parti hiyerarşisinin en üst kademelerinin dışında kaldı. Parlamentodaki temsillerini güçlendirmeyi başarsalar parti başkanlıkları erkeklerin tekelinde kalmaya devam etti.
HANAN HARET
Fas - Bugün Fas'taki siyasi tablo, kökleri ulusal hareket dönemine uzanan partiler ile sonraki on yıllarda kurulan partilerden oluşan otuzdan fazla siyasi partiyi barındırıyor. Ulusalcı, solcu, liberal ve İslamcı gibi farklı ideolojik ve siyasi referanslara sahip olmalarına rağmen, bu partilerin ortak noktası parti karar mekanizmalarının erkeklerin egemenliğinde olmasıdır.
Bağımsızlıktan bu yana Fas siyasi yaşamına damga vuran partilerde, bir kadının parti liderliğine ulaşması yalnızca sınırlı birkaç örnekte gerçekleşti ve bunlar kuraldan çok istisna olarak kaldı.
2007 yılında Zuhur eş-Şekafi, Demokratik Toplum Partisi'ni kurarak Fas'ta bir siyasi partiye başkanlık eden ilk kadın oldu. 2012 yılında ise Nebile Munib, Birleşik Sosyalist Parti'nin genel sekreterliğine seçildi ve böylece ülke çapında örgütlü bir partinin genel sekreterliğine seçimle gelen ilk kadın oldu. Ayrıca İlham Belfehili de Fas Demokrasi Birliği Partisi'nin genel sekreterliğini üstlendi. Ancak bu örnekler, erkeklerin parti yönetimindeki hâkimiyetinin sürmesi karşısında kadınların varlığının sınırlı kaldığını gösterdi.
Bu durum, partilere üye olan kadınların sayısıyla ilgili değildir. Çünkü kadınlar onlarca yıldır yerel parti örgütlerinde, yan kuruluşlarda ve seçim adaylıklarında aktif olarak yer almaktadır. Sorun daha çok örgütsel yapının kendisinden kaynaklanmaktadır.
Parti üst yönetimi, kadınların aşmasının zor olduğu bir alan olmaya devam etti. Hukuki reformlarla seçilmiş kurumların yapısı kademeli olarak değişirken, siyasi partiler kendi içlerindeki iktidar dağılımını yeniden düzenleme konusunda daha muhafazakâr kaldılar. Bu nedenle kadınların parti hiyerarşisinin zirvesine yükselme süreci, parlamentoya ya da hükümete ulaşmalarından çok daha yavaş ilerledi.
Siyasi partiler erkekler liderler ile şekillendi
Fas siyasi partilerinin tarihine bakıldığında, çoğunun kuruluşu ve siyasi kimliğinin şekillenmesi belirleyici rol oynayan erkek liderlerle özdeşleşmiştir. Allal el-Fasi, Abdurrahim Buabid, Mahcubi Ahrdan, Abdülkerim el-Hatib ve Abdülilah Benkiran gibi isimlerle birlikte "lider" imajı parti kültüründe erkek figürüyle özdeşleşmiş ve bu durum ardı ardına düzenlenen parti kongrelerinde aynı liderlik modelinin yeniden üretilmesine katkı sağlamıştır.
Parti genel sekreterliğine ulaşmak yalnızca seçim kazanmakla ilgili değildir. Bu süreç, örgüt içinde uzun yıllar ilerlemeyi, ittifaklar kurmayı, nüfuz kazanmayı ve parti içindeki dengeleri yönetmeyi gerektirir. Tarihsel olarak bu alanlarda erkeklerin hâkimiyeti sürdüğü için kadınların parti hiyerarşisinin zirvesine ulaşması, seçilmiş kurumlara girmelerinden daha zor olmuştur.
Anayasal reformlar: Partilerde tamamlanmayan değişim
2011 Anayasası, kadın-erkek eşit temsilini hükümetin gerçekleştirmesi gereken bir hedef olarak belirlemiş olsa da bu ilke aynı hızla siyasi partilere yansımadı. Anayasal ve yasal reformlar kadınların parlamentoda ve yerel yönetimlerde temsilini güçlendirirken, siyasi partilerin büyük bölümü üst yönetim kademelerinde dengeyi sağlayacak benzer iç reformları hayata geçirmedi.
Bugün kadınların bakanlık görevleri üstlenmesi, yerel yönetimlere başkanlık etmesi ya da seçilmiş kurumlarda üst düzey görevlerde bulunması olağan karşılanırken, parti başkanlığı ve genel sekreterlik kadınların ulaşmasının en zor olduğu siyasi makamlar olmaya devam ediyor.
Bu çelişki, kadınların siyasi katılım alanında elde ettiği ilerlemenin büyük ölçüde anayasal ve yasal reformlardan kaynaklandığını; buna karşın siyasi partilerin örgütsel kültüründe aynı ölçüde bir dönüşüm yaşanmadığını ortaya koyuyor. Partilerin çoğu liderlik değişimi ve karar alma süreçlerinde geleneksel yöntemleri sürdürmeye devam etti.
Böylece kadınların seçilmiş kurumlarda artan varlığı ile parti hiyerarşisinin zirvesine ulaşmalarındaki sınırlılık arasındaki fark devam etti. Bu durum, partilerdeki değişimin hukuki reformlara kıyasla çok daha yavaş ilerlediğini gösteriyor.
Kadın lider eksikliği mi, yoksa partilerin krizi mi?
Fas'taki durum, bölge açısından bir istisna gibi görünmüyor. Bölgedeki birçok ülkenin deneyimi, kadınların seçilmiş kurumlarda elde ettiği ilerlemenin siyasi partilerin liderliğinde benzer bir dönüşüme yol açmadığını gösteriyor.
Kadın hakları konusunda Arap dünyasının en ileri ülkelerinden biri kabul edilen Tunus'ta da parti yaşamında dikkat çeken kadın liderlik örnekleri yaşandı. Bunlardan biri, Maya Ceribi'nin 2006 yılında İlerici Demokrat Parti'nin genel sekreteri seçilmesi oldu. Böylece Maya Ceribi, ülke genelinde etkili bir Tunus siyasi partisini yöneten ilk kadın oldu. Daha sonra Abir Musi de Özgür Anayasal Parti'nin başına geçti. Ancak buna rağmen, 2011 Devrimi öncesinde de sonrasında da Tunus'taki büyük siyasi partilerin çoğu erkekler tarafından yönetilmeye devam etti.
Benzer şekilde Lübnan'da da kadınlar siyasette, parlamentoda ve hükümette önemli roller üstlenmelerine rağmen, geleneksel siyasi partilerin başkanlıkları büyük ölçüde erkek liderlerin ya da kuşaktan kuşağa aktarılan siyasi ailelerin kontrolünde kaldı.
Farklı siyasi koşullara sahip olsalar da bu deneyimler ortak bir gerçeği ortaya koyuyor: Kadınların hükümet ve seçilmiş kurumlarda görünürlüğü artarken, siyasi partilerin yönetimindeki temsilleri zayıf kalmayı sürdürüyor.
Bu çelişki, sorunun artık yalnızca kadınların siyasete girmesi olmadığını; aynı zamanda siyasi partilerin kendi karar alma mekanizmalarında kadınların üst düzey görevlere ulaşmasının önündeki engelleri aşamaması olduğunu gösteriyor. Parti yönetimleri hâlâ büyük ölçüde erkek egemen yapısını koruyor.
Dolayısıyla bugün asıl soru, kadınların liderlik yapma kapasitesine sahip olup olmadıkları değil; siyasi partilerin kendi örgütsel yapılarını yenilemeye, liderliğin el değiştirmesini sağlayacak mekanizmaları geliştirmeye ve onlarca yıldır parti yaşamına yön veren geleneksel kalıpların dışına çıkmaya ne kadar hazır olduklarıdır.