Cezayirli kadınların siyasetteki mücadelesi: Temsil var, karar gücü yok

Cezayirli siyasi aktivist Fatma Meşkur, kadınların siyasetteki temsilinin yetersiz kaldığını, seçmen ilgisizliği ve medya desteğinin eksikliğinin kadınların karar alma mekanizmalarına katılımını engellediğini söyledi.

RABİA HURAYS

Cezayir– Cezayirli kadınlar bilim, çalışma hayatı ve sivil toplum başta olmak üzere birçok alanda dikkat çekici bir varlık ortaya koysa da bu durum, siyasi karar alma ve yerel yönetim mekanizmalarına aynı ölçüde yansımış değil. Sivil toplum ve sahadaki çalışmalarda güçlü bir şekilde yer alan kadınların, özellikle önemli karar mekanizmalarındaki pozisyonları olmak üzere seçilmiş kurumlardaki temsili hala beklentilerin altında kalıyor.

28 Kasım 2026'da yapılması planlanan yerel seçimler yaklaşırken, kadınların siyasi olarak güçlendirilmesi meselesi yeniden gündeme geliyor. Tartışmalar yalnızca kadınların seçim listelerindeki sayısal varlığıyla değil, aynı zamanda bu varlığı gerçek bir etkiye dönüştürme ve sorumluluk pozisyonlarına ulaşma kapasiteleriyle de ilgili.

Bu bağlamda siyasi aktivist ve “Rahaf” Derneği Başkanı Fatma Meşkur, kadınların artan yetkinliklerinin devlet kurumlarında nitelikli bir siyasi temsile dönüşmesinin önünde duran nedenlere ve bu alandaki mevcut boşluğa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Tab Fatma Meşkur, “Cezayirli kadınlar tüm hayati alanlarda varlıklarını ve yeteneklerini ortaya koydu. Siyasi alan da bu dinamizmin dışında kalmadı. Ancak kadınların siyasetteki varlığı kesinlikle arzu edilen düzeye ulaşmış değil” dedi. Kadınların parlamento ve yerel seçimlerde aday olmaya gösterdiği yoğun ilginin, buna rağmen karar alma mekanizmalarında nitelikli bir sıçramaya dönüşmediğini belirtti.

'Sivil toplum kadın liderlerin yetiştiği alan'

Fatma Meşkur, kadınların sivil toplumdaki güçlü varlığı ile parti siyaseti ve kurumsal siyasi alandaki sınırlı temsili arasındaki büyük farklılığa dikkat çekti. Sivil toplumun, kadın liderlerin yetişmesi, deneyim alışverişinde bulunulması ve liderlik ile savunuculuk alanlarında eğitim alınması açısından önemli bir alan olduğunu belirten Fatma Meşkur, Cezayirli Kadın Dernekleri Köprüler Forumu gibi etkili platformlarda kadınların sahada ve medyada önemli bir varlık ortaya koyduğunu ifade etti.

Ancak bu varlığın yerel yönetim kurumlarına aynı şekilde yansımadığını kaydeden Fatma Meşkur, kadınların belediye ve il halk meclislerindeki temsilinin hala sınırlı olduğunu söyledi. Fatma Meşkur, belediyelerin yönetimi ile yerel idaredeki üst düzey görevlerin, özellikle de vali makamının, toplumdaki kadın yetkinliklerinin sayısına kıyasla hala istisnai örnekler olarak kaldığını belirtti.

'Yerel yönetim korkusu'

Fatma Meşkur, kadınların sorumluluk pozisyonlarına ulaşmasını engelleyen nedenlerin başında, göreve başlamadan önce ve görev süresince verilen uzmanlaşmış teorik ve uygulamalı eğitimlerin yetersizliğinin geldiğini ifade etti.

Bu eğitim eksikliğinin, kadınlarda belediye yönetimine ilişkin gerçek korku ve kaygıların ortaya çıkmasına neden olduğunu belirten Fatma Meşkur, yerel yönetimin saha deneyimi ve geniş bir hukuki bilgi gerektiren karmaşık ve son derece hassas bir alan haline geldiğini söyledi.

Bu kaygıların, belediye halk meclisi başkanlığının beraberinde getirdiği hukuki ve cezai sorumluluklarla da bağlantılı olduğunu kaydeden Fatma Meşkur, “Karmaşık yerel yönetim sistemi, hukuki ve idari düzenlemeler ile merkezi idarenin sıkı denetimi kadınlar üzerinde ek bir yük oluşturdu” dedi.

Yurttaşların günlük sorunlarıyla ilgilenme sorumluluğunun da bu yükü artırdığını ifade eden Fatma Meşkur, parti ya da hükümet tarafından yeterli rehberlik ve desteğin sunulmamasının, idari hata yapma ve hukuki sorumlulukla karşılaşma korkusunu artırdığını söyledi. Fatma Meşkur, sorunun kadınların yeterlilik eksikliği değil, “bu yetkinlikleri iktidar ve sorumluluk kullanmaya hazırlayan bir sistemin bulunmaması” olduğunu vurguladı.

'Seçmen ilgisizliği kadınların önünde ek bir engel'

Engellerin yalnızca eğitim ve deneyim eksikliğiyle sınırlı olmadığını belirten Fatma Meşkur, seçmenlerin sandığa ilgisizliği ve siyasi katılımın azalmasının da kadınların önünde önemli bir engel oluşturduğunu söyledi.

Seçimlere katılım oranlarının düşmesinin kadın adaylar üzerindeki etkisinin daha ağır olduğunu ifade eden Fatma Meşkur, son seçimlerin sonuçlarının seçmenlerin seçimlere olan güveninde ve ilgisinde belirgin bir gerilemeye işaret ettiğini belirtti.

2021 yerel seçimlerinde katılım oranının belediye halk meclislerinde yüzde 36,58, il halk meclislerinde ise yüzde 34,76 olduğu kaydedildi. Aynı yıl gerçekleştirilen parlamento seçimlerinde ülke genelindeki katılım oranı ise yüzde 30,20 olarak gerçekleşti.

Bu düşüş eğiliminin sonraki parlamento seçimlerinde de devam ettiği ve Temmuz 2026'daki parlamento seçimlerinde ülke içindeki katılım oranının yüzde 21,24'ü geçmediği belirtildi.

Fatma Meşkur, bu tablonun kadınların siyasi yarışa doğal bir seçim ortamında katılmadığını gösterdiğini belirterek, “Kadın adaylar öncelikle seçmenleri sandığa gitmeye, ardından da kendilerine oy vermeye ikna etmek zorunda kaldı. Seçmen katılımındaki düşüş, kadınların sorumluluk pozisyonlarına yükselmesinin önünde ek bir engel oluşturdu” değerlendirmesinde bulundu.

'2026 seçimleri siyasi kesimler için gerçek bir sınav'

Yaklaşan seçimlerin sıradan bir seçim takviminin ötesinde bir önem taşıdığına dikkat çeken Fatma Meşkur, bu sürecin siyasi kesimlerin, sivil toplumun ve kadın hareketinin siyasi katılıma duyulan güveni yeniden inşa etme kapasitesi açısından gerçek bir sınav olduğunu ifade etti.

Fatma Meşkur'a göre asıl mesele yalnızca oy toplamak veya kadınların seçim listelerinde yer almasını sağlamak değil; sivil toplum ve kadın hareketinin bilimsel ve pratik açıdan donanımlı, kamu işlerini başarıyla yönetebilecek kadın adayları ortaya çıkarabilmesi.

Bunun için hukuki ve idari karmaşıklıklar ile geçmiş deneyimlerin yarattığı “yerel yönetim korkusunun” aşılması gerektiğini vurgulayan Fatma Meşkur, kadınları yalnızca aday olmaya çağırmak yerine, görevlerini başarıyla yerine getirebilmeleri için eğitim, destek ve rehberlik imkanlarına yatırım yapılması gerektiğini söyledi.

'Kadınların güçlenmesinde eksik halka: Medya'

Fatma Meşkur, medyanın yeterli desteği sunmamasını da kadınların siyasi alandaki varlığının güçlenmesini engelleyen başlıca faktörlerden biri olarak değerlendirdi.

Başarılı kadın örneklerinin yeterince görünür kılınmadığını belirten Fatma Meşkur, etkili kadınların deneyimlerinin kamuoyuna aktarılmasının yeni nesilleri siyasete katılmaya teşvik etmek ve kadınların sorumluluk üstlenme ile karar alma kapasitelerine ilişkin toplumsal kalıpları değiştirmek açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Sonuç olarak Fatma Meşkur, kadınların siyasi olarak güçlendirilmesinin artık yalnızca seçim listeleri ve meclislerdeki kadın sayısının artırılmasıyla sınırlı görülemeyeceğini, asıl hedefin bu sayısal varlığın gerçek bir etkiye ve liderlik pozisyonlarına dönüştürülmesi olduğunu belirtti.

28 Kasım'daki seçimler yaklaşırken, siyasi kesimler ve sivil toplumun önünde, yerel yönetimleri yönetebilecek bilgi ve donanıma sahip kadın adayları ortaya çıkarma sorumluluğu bulunuyor. Bu seçim sürecinin seçmen ilgisizliği ve sınırlı temsiliyet döngüsünü kırıp kıramayacağı ya da kadınların sivil toplumdaki varlığının siyasi karar alma mekanizmalarındaki varlığından daha güçlü kalmaya devam edip etmeyeceği ise önümüzdeki dönemde yanıt bulacak.