Cezayir’de kadın kotası: Amaç sayı değil, kadının hakkı ve güçlenmesi
Cezayir’in Arap dünyasında kadın temsiliyle öne çıkan ülkelerden biri olduğuna dikkat çeken siyasi aktivist Wadad Lishani, ancak kota sistemindeki değişikliklerin bu tabloyu tersine çevirdiğini söyledi.
RABİA HURAYS
Cezayir- Cezayir’de 2 Temmuz 2026’da parlamento seçimlerinin yapılması beklenirken, seçim yasasında yapılan değişiklikler, kadınların siyasi temsili konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Kota sisteminin yüzde 50’den yaklaşık yüzde 33’e düşürülmesi, parlamentoda kadın oranındaki gerileme ve seçim listelerine ilişkin yeni düzenlemeler kadın hakları savunucularının tepkisini çekti. Siyasi aktivist Wadad Lishani, hem kota sisteminin geçmiş etkilerini hem de yeni düzenlemelerin sonuçlarını değerlendirerek, kadınların siyasetteki yerinin yalnızca sayısal değil, nitelikli katılım üzerinden ele alınması gerektiğini vurguladı.
‘Değişiklik kadın hakları açısından bir gerileme’
Siyasi aktivist Wadad Lishani, yapılan değişikliğin kadınlar açısından bir gerileme olduğunu belirterek, “Bu düzenleme, önceki kazanımlardan ciddi bir geri adım anlamına geliyor. Özellikle de yaklaşan parlamento ve belediye seçimlerinde bu kotayı karşılamayan listelere geçici muafiyet tanınması, kadınların seçilmiş konseylerdeki temsilinin azalmasına yol açacaktır” dedi. Kadın temsil oranının üçte bire düşürülmesinin nedenlerine de değinen Wadad Lishani, bu kararın 2021 yılında seçim sistemine ilişkin yasanın uygulanması sırasında ortaya çıkan bazı pratik sorunlardan kaynaklandığını ifade etti. Wadad Lishani, “Bu adım, partilerin aday listesi oluştururken yaşadığı zorlukları hafifletme amacı taşıyor. Ayrıca bazı bölgelerde, gelenekler, toplumsal alışkanlıklar ve sosyal kabuller nedeniyle siyasetin hala erkeklere ait bir alan olarak görülmesi, kadın aday bulmayı zorlaştırıyor” diye konuştu.
Wadad Lishani, partilerin özellikle siyasi deneyimi olmayan genç kadınları siyasete çekmekte ciddi zorluklar yaşadığını belirterek, “Birçok kadın seçimlere katılmaktan ya da parti faaliyetlerinde yer almaktan çekiniyor” dedi. Saha deneyimlerinin, güçlü ve örgütlü bir kadın siyasi tabanı olmadan getirilen cinsiyet kotasının beklenen sonucu vermediğini gösterdiğini ifade eden Wadad Lishani, bu durumun çoğu zaman yalnızca sembolik adaylıklarla sınırlı kaldığını vurguladı. Wadad Lishani, seçim yasasındaki son değişikliğin ise partilere ve aday listelerine daha fazla esneklik sağlamayı amaçladığını sözlerine ekledi.
Cezayir’de Ulusal Halk Meclisi’nde kadın temsili, 12 Haziran 2021’de yapılan parlamento seçimlerinde ciddi bir düşüş yaşadı. Kadın milletvekili sayısı toplam sandalyelerin yalnızca yüzde 8’ine, yani 34 sandalyeye geriledi. Oysa kota sistemi sayesinde önceki dönemde kadın temsili yüzde 30’un üzerine çıkmıştı.
‘Kota sistemiyle toplum kadınların siyasi katılımını da kabullendi’
Deneyimlerine dikkat çeken Wadad Lishani, sözlerine şöyle devam etti:
“Cezayir’de asıl sorun, seçilmiş konseylerde kadın temsilinin artması ya da azalması değil, hükümette, parlamentoda veya üst düzey görevlerde yer alan kadınların rollerini gerçekten etkili ve sorumlu bir şekilde yerine getirebilmesidir. Bu da ancak siyasi eğitime gerçek anlamda yatırım yapılmasıyla mümkün olur. Kadınların siyasete katılım süreci, 2008 anayasa değişikliğinden sonra uygulamaya giren kota sistemiyle başladı. 1996 Anayasası’na eklenen 31. madde ile kadınların seçilmiş konseylerde temsil edilme hakkı güvence altına alındı, ardından çıkarılan 12-03 sayılı Organik Kanun ile bu temsilin artırılmasına yönelik mekanizmalar belirlendi. Kota sisteminin hem avantajları hem de dezavantajları vardı. Ancak en önemli katkılarından biri, toplumun, ailenin ve geleneksel yetiştirme tarzının etkisiyle siyasete girmekte tereddüt eden birçok kadın için psikolojik engelleri ortadan kaldırmasıydı. Aynı zamanda toplumun kadınların siyasi katılımını kabul etmesini artırdı ve partileri listelerine belirli bir oranda kadın dahil etmeye zorladı. Bu da siyasi alandaki cinsiyet eşitsizliğinin azalmasına katkı sağladı.”
‘Bazı siyasi partiler kota sistemine şekilsel yaklaştı’
Wadad Lishani, kota sistemi sayesinde Cezayir’in parlamento ve seçilmiş meclislerde kadın temsili konusunda Arap dünyasında ilk sıraya yükseldiğini belirterek, “Bu dönemde kadın temsili 2012 yılında yüzde 31’in üzerine çıktı ve ülke küresel sıralamada 25’inci sıraya kadar yükseldi. 10 Mayıs 2012’de yapılan yasama seçimleri, kadınların seçilmiş konseylerdeki varlığını artırmayı hedefleyen yasanın etkisini açıkça gösterdi. 462 sandalyeden 145’inin kadınlara ait olmasıyla, kadınlar meclisin yaklaşık üçte birini oluşturdu ve bu durum Cezayirli kadınlar açısından önemli bir sıçrama anlamına geldi” dedi. Ancak aynı dönemde kota sisteminin partileri aday listelerine belirli bir oranda kadın eklemeye zorladığını da hatırlatan Wadad Lishani, “Bu durum bazı partilerin kadınları yeterli siyasi eğitim ya da saha desteği olmadan, daha çok biçimsel ya da durumsal şekilde listelere dahil etmesine yol açtı” ifadelerini kullandı.
‘Kota, bir amaç değil, kadınların güçlenmelerini sağlayan bir araç olmalı’
Söz konusu dönemde seçim listelerine isimleri dahil edilen bazı kadınların gerekli siyasi yetkinliğe sahip olmadığını ifade eden Wadad Lishani, “O dönemde seçim listelerine dahil edilen bazı kadınların gerekli siyasi yetkinliğe sahip olmaması, 2012 ile 2017 arasındaki parlamentonun farklı şekillerde anılmasına yol açtı. Ancak burada asıl mesele, kota sisteminin tek başına bir amaç olmaması, kadınların siyasi haklarını güvence altına alan ve gerçek anlamda güçlenmelerini sağlayan bir araç haline getirilmesidir. Bu nedenle kota sisteminden eşitlik ilkesine geçiş, 2020 yılında 21-01 sayılı kararnameyle yapılan anayasa değişikliğiyle gerçekleştirildi. Bu düzenleme, 2021’de yapılan parlamento seçimleri ve sonrasındaki yerel seçimlerde kadın temsil oranının sağlanamaması durumunda, bu oranın düşürülmesine imkan tanıyan geçiş hükümlerini de içeriyordu. Bu durum kadınların seçilmiş meclislerdeki varlığını ciddi şekilde etkiledi ve Cezayir’in Arap ve uluslararası sıralamadaki yerinin gerilemesine neden oldu” sözlerine dikkat çekti.
‘Kadınlar neden mali desteklerden yararlanamıyor?’
Wadad Lishani, kadınların yalnızca seçim listelerini dolduran sembolik isimler olarak değil, nitelikli siyasetçiler olarak görülmesi gerektiğini belirterek, “Siyasi eğitim ve gerçek parti desteği olmadığında bazı adaylıklar, kadınların yasama ve denetim rollerini güçlendirmek yerine yalnızca yasal düzenlemelere biçimsel bir yanıt olarak kalıyor” dedi. Partilerin zayıf yapısı, seçim dönemleriyle sınırlı faaliyetleri ve eğitim programlarının eksikliğinin, seçilmiş kurumların performansını olumsuz etkilediğini vurgulayan Wadad Lishani, mevcut seçim yasasının 40 yaş altı gençlerin öncülüğündeki bağımsız listelere mali destek sağladığını hatırlatarak, “Kadınlar neden bu desteklerden yararlanamıyor?” diye sordu.
Kadınların siyasete katılımını sınırlayan diğer faktörlere de dikkat çeken Wadad Lishani, kabile yapısının etkisine işaret ederek, “Kadınlar çoğu zaman kabile liderinin onayı olmadan aday olamıyor. Ayrıca bazı adaylar, yetkinliklerinden bağımsız olarak aile bağları ve kişisel ilişkiler üzerinden tercih ediliyor. Bu da seçimlerin programlar ve liyakat yerine aidiyetler üzerinden şekillenmesine yol açıyor” ifadelerini kullandı. Tüm bu zorluklara rağmen kadınların ve gençlerin siyasete katılımının önemine inandıklarını belirten Wadad Lishani, değişimin ancak emek, sabır, deneyim ve sorumlulukla mümkün olacağını vurgulayarak sözlerini tamamladı.