‘Yeni yasalar Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü ve Kürtlerin haklarını kapsamalı’

Çerçeve yasanın tek başına Kürt sorununu çözmeyeceğini belirten Sara Reza, yeni yasal düzenlemelerin Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ile Kürtlerin dil, kültür ve adalet alanındaki haklarını güvence altına alması gerektiğini söyledi.

DERÎN REHÎM

Silêmanî – Ortadoğu’da savaş ve çatışmaların sürdüğü, bölgesel dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde, Türkiye’de Kürt sorununun çözümüne yönelik yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci yeni bir aşamaya girdi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan süreçte çatışmaların durmasının ardından, çerçeve yasanın Türkiye Parlamentosu’ndan geçmesiyle hukuki adımlar gündemin merkezine yerleşti.

Siyasi aktivist Sara Reza, yasal düzenlemenin önemini, eksiklerini ve sürecin ilerlemesi için atılması gereken adımları ajansımıza değerlendirdi.

‘Türkiye devleti Kürt halkının haklarını içeren yeni yasalar çıkarmalı’

Çerçeve yasanın Türkiye parlamentosunda bir ilk olduğunu ancak eksik yanlarının giderilmesi gerektiğini dile getiren Sara Reza şöyle konuştu: “Çerçeve yasa, Türkiye Parlamentosu’nda okunan 12 maddeden oluşuyor ve yasaya yönelik çok sayıda eleştiri vardı. Özgürlük Hareketi’ndeki arkadaşlar, şahsiyetler ve aydınlar da bu yasayı yoğun biçimde eleştirdi. Çünkü bu 12 madde içerisinde Kürt halkına ve Kürt halkının haklarına ilişkin herhangi bir madde yer almıyordu. Türkiye Parlamentosu’nda ilk kez Kürt sorunu ve Kürtlerin hakları konuşuluyor. Bu yasa Türkiye tarihinde büyük bir dönüm noktasıdır. Çünkü Türkiye devletinin Kürtlerin varlığını dahi kabul etmediği bir dönem vardı. Bugün uğruna mücadele edilen bu gelişme yeni bir dönüm noktasıdır ve siyasi ve hukuki mücadele açısından önemli bir adımdır.

Türkiye devleti geçmişte yürüttüğü müzakereleri hiçbir zaman parlamentoya taşımadı. Bu ilk kez gerçekleşiyor. Ayrıca geçmişte müzakereler devam ederken devlet savaştan vazgeçmiyordu. Bu nedenle bu sürecin farklı olduğunu söylüyoruz. Bu yasa dört komisyondan oluşuyordu: Silahsızlanma ve Strateji Komisyonu, Hukuk ve Adalet Komisyonu, Toplumsal Çok Taraflılık Komisyonu ile Tespit ve Takip Komisyonu. Ancak bunlar henüz pratik olarak çalışmaya başlamadı.

Bu yasa bütün sorunları çözmüyor

Eğer bu yasayla çözümün sağlanmasını istiyorsak Türkiye Parlamentosu’na başka yasaların da getirilmesi gerekiyor. Bu yasa Kürtlerin bütün sorunlarını çözmüyor. Bu nedenle Türkiye devleti yeni yasalar hazırlamalı; Kürt halkının haklarını içeren yeni bir yasa olmalı. Ancak bu yasa yalnızca silahlarımızın bırakılmasını öngörüyorsa, silahların bırakılması karşılığında hangi güvence ve hangi hak var? Silahları bırakabilmeniz için hangi anayasal ve yasal haklar güvence altına alınıyor?

Başka yasaların hazırlanması gerekiyor. Bu yasalar umut hakkını, Önder Öcalan’ın özgürlüğünü ve siyasi tutukluların özgürlüğünü kapsamalı. Bu yasalar parlamentoya getirilmeli ve oylanmalı. Bir kişi sizinle müzakere yürütürken aynı zamanda cezaevinde tutulamaz. Bir yandan onunla görüşüp müzakere masasına otururken diğer yandan onu cezaevinde tutamazsınız. Bu nedenle Önder Öcalan özgür bırakılmalı; anayasal, yasal ve hukuki haklar Türkiye Parlamentosu’nda tanınmalıdır.”

‘Öcalan’ın özgürlüğü bu sürecin temel noktası ve en önemli adımıdır’

Sara Reza, çerçeve yasayla sorunların çözülemeyeceğini belirterek, “Bahçeli’nin de yasa ve bu maddelerin dışında söylediği gibi, ‘Önder Öcalan’a umut hakkı tanınmalı ve özgür bırakılmalı.’ Bunun pratikte hayata geçirilmesi gerekiyor. Önder Öcalan’ın özgürlüğü bu sürecin temel noktası ve en önemli adımıdır. Bu süreç, Başkan Apo’nun tarihi çağrısıyla başladı ve onun özgürlüğüne kavuşmasıyla huzurlu bir noktaya ulaşacaktır. Önder Öcalan’ın özgürlüğü bütün Kürt halkının talebidir ve Kürt halkı bu tecride karşıdır. Bu konu yasaya dahil edilmeli ve parlamentoda oylanmalıdır. Bu yasayla sorunlar çözülmez. Yeni yasalar parlamentoya getirilmeli ve başka yasalar üzerinde de çalışılmalıdır” dedi.

‘Kadınların ve toplumun rolü önemli olacak’

Toplumun, kadınların ve gençlerin bu sürece destek vermesi gerektiğini vurgulayan Sara Reza sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu anda bir müzakere sürecindeyiz. Ne kadar hak veriyorsanız o kadar hakkın da güvence altına alınması gerekiyor. Bu nedenle yeni yasalar çıkarılmalı ve bu haklar anayasa ve yasalarla güvence altına alınmalı ki uygulanabilsin. Elbette burada kadınların ve toplumun rolü, sürecin ilerlemesi açısından önemli olacaktır. Çünkü bu süreç eşgüdüm içerisinde yürütülmeli, yalnızca Türkiye devletine bırakılmamalıdır.

Türkiye devletinin daha etkili ve hukuki adımlar atması için baskı oluşturulmalıdır. Toplum, kadınlar ve gençler sivil mücadele yürütmeli ve sürecin ilerlemesi için Türkiye devleti üzerinde baskı oluşturmalıdır. Biz Kürt kadınları olarak barış uğruna mücadele ettik. Bugün de kadınlar dahil Kürt halkının büyük çoğunluğu barış sürecinden yanadır. Önder Öcalan’ın elinin ve müzakere masasının güçlendirilmesini istiyoruz. Türkiye’deki kadınlar da artık bu ırkçı zihniyetten vazgeçmeli ve demokratik bir zihniyetle mücadele etmelidir. Kürt kadınları bugün Rojava’da, Kuzey Kürdistan’da ve Kürdistan’ın dört parçasında nasıl mücadele ediyorsa onlar da mücadele etmelidir. Son 52 yılda ırkçı zihniyet onlara da hakim oldu ve büyük zararlar verdi. Türkiye’deki kadınların yaşamları maddi ve manevi açıdan altüst oldu, çocukları yaşamını yitirdi. Bu nedenle onlar da sivil mücadele yürütmelidir.

Kadın haklarından söz eden tek liderdir

Demokratik bir entegrasyon sağlanmalı ve bu süreç başarıya ulaşmalıdır. Kürt kadınlarının Rojava Kürdistanı’nda yürüttükleri mücadeleyle bugün dünya kadınlarına nasıl örnek olduklarını görüyoruz. Önder Öcalan her zaman Ortadoğu’daki kadınların kendi mücadelelerinin ve direnişlerinin sahibi olmaları için çaba gösterdi. Şimdi de kadın manifestosu üzerinde çalışıyor. Kadın haklarından ve kadınların direnişinden söz eden tek liderdir, kadın haklarını savunabilen tek filozoftur. Önder Öcalan, ‘Toplumun sırtına saplanan hançer kadın sorunudur; kadın bu bıçağı toplumun sırtından çıkarmalıdır’ diyor. Ancak o zaman kadınlar haklarını, mücadelelerini ve kadın kimliklerini bütünüyle koruyabilirler. Bu nedenle Türkiye’deki kadınların da aynı anlayışla mücadele etmesi gerekiyor. Türkiye devleti üzerinde baskı oluşturulması, müzakere masasının güçlendirilmesi ve barış sürecinin ilerlemesi gerekiyor.”

‘Önder Öcalan bu sürecin birinci muhatabıdır’

Kürt Halk Önderi’nin fiziki özgürlüğünün sürecin başarısı için önemli olduğunun dile getiren Sara Reza, “Önder Öcalan bu sürecin birinci muhatabıdır. Bu nedenle Önder Öcalan özgür olmadığı sürece bu yasa başarıya ulaşamaz ve amacına ulaşamaz. Süreç sona ermez ancak gecikir. Çerçeve yasaya başka maddeler eklenmeli, parlamentoda yeni yasalar gündeme getirilmelidir. Kürtlerin hakları yasalar içerisinde pratik olarak hayata geçirilmelidir. Adalet, dil ve kültür alanındaki haklar Kürtlere tanınmalıdır. Ancak o zaman bu yasanın Kürt toplumunun ve Türkiye’de yaşayan diğer halkların haklarını güvence altına aldığını söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.