Faslı siyasetçi: Kadınların siyasetteki varlığı sembolik kalmamalı
Fas’ta 23 Eylül 2026’da yapılacak parlamento seçimleri yaklaşırken, Fadma Izouran, dağlık bölgelerde kadınların siyasete katılımının eğitim, ulaşım ve altyapı sorunlarının yanı sıra erkek egemen zihniyet nedeniyle de sınırlandığını belirtti.
HANAN HARET
Fas – Fas’ın güneybatısında yer alan Souss-Massa Bölgesi, kıyı ovalarından birbirinden uzak köylerin bulunduğu dağlık alanlara kadar uzanıyor. Bazı yerleşimlerin kentlere ve hizmet merkezlerine uzaklığı, bölge halkının günlük yaşamında çeşitli zorluklara yol açarken, özellikle kadınlar ulaşım, eğitime ve temel hizmetlere erişimin yanı sıra kamusal yaşama katılım konusunda da güçlüklerle karşılaşıyor.
Bu koşullarda kadınların siyasete uzanan yolu daha karmaşık hale geliyor. Çünkü mesele yalnızca sandığa ulaşmak ya da seçimlerde aday olmakla sınırlı değil; kamusal alana erişebilmekten başlayarak siyasi yaşama katılmalarını ve karar süreçlerinde etkili olmalarını sağlayacak araçlara sahip olmalarına kadar uzanıyor.
Souss-Massa Bölgesi’nden parlamentoya seçilen Fadma Izouran’ın deneyimi de yerel ve seçim çalışmalarından yasama organına uzanan kadın mücadelesinin örneklerinden birini oluşturuyor. Ajansımıza konuşan Fadma Izouran, kadınların güçlendirilmesinin yalnızca isimlerinin seçim listelerine yazılması ya da seçilmiş bir mecliste kendilerine koltuk verilmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtiyor. Fadma Izouran’a göre kadınların güçlendirilmesi; eğitim ve rehberliğin yanı sıra siyasal alanı ve görev yaptıkları kurumları anlayabilmelerini sağlayacak olanakların sunulmasını da kapsamalı.
‘Kadınların varlığı sembolik düzeyde kalmamalı’
Fadma Izouran, kadınların siyasetteki varlığının sembolik düzeyde kalmaması gerektiğini belirterek, “Kadınların kurumlar içerisinde rollerini etkin biçimde yerine getirebilmeleri için siyasal faaliyetin temel bilgi ve araçlarına sahip olmaları gerekiyor. Yerel yönetimlerde, kooperatiflerde ve diğer yerel alanlarda kadınların varlığı sembolik düzeyde kalmamalı. Kadınlar sorunların tartışılmasına katılmalı ve alınan kararlarda etkili olmalı.
Yerel yönetimlerde çalıştığım dönemde, dağlık bölgelerde halkı ilgilendiren sorunlara müdahil olan, kadınların ihtiyaçlarını savunan ve toplumun önceliklerine yanıt vermeyen kimi karar ve projelere karşı çıkan seçilmiş kadınlarla karşılaştım. Bu deneyimler kadınların yerel kurumlarda bulunmasının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Kadınlar yalnızca seçilmiş meclislerin üyeleri olarak kalmamalı; yaşadıkları toplumun sorunlarını gündeme taşımalı ve bu sorunları kurumlar içerisinde savunabilmeli” dedi.
Dağlık bölgeler: Kalkınma ve siyasi katılım
Fadma Izouran, kadınların siyasal yaşama katılımının yaşam koşullarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor. Dağlık bölgelerde köylerin kentlere uzak olması, ulaşım güçlükleri, sağlık ve eğitim hizmetlerinin yetersizliği ile altyapı eksiklikleri, kadınların kamusal alana erişiminin ve siyasal yaşama katılımının önündeki engeller arasında yer alıyor.
Fadma Izouran, dağlık bölgelerde kalkınma politikalarının önemine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Dağlık bölgelerde yolların, ulaşım güzergahlarının ve temel altyapının iyileştirilmesi gerekiyor. Sağlık kurumları ve hizmetleri güçlendirilmeli, sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu bölgelere doktorlar gönderilmeli. Dağlık bölgelerin kendine özgü koşullarını dikkate alan bir yasal çerçeveye ve kamu politikalarına ihtiyacımız var. Dağlık bölgelere özgü bir yasa çıkarılmalı ve burada yaşayanların ihtiyaçlarına yanıt veren kalkınma programları hayata geçirilmeli.
Kadınların siyasi yaşama katılımının sorumluluğu yalnızca kadınlara bırakılamaz. Siyasi partiler kadınların yaşadığı bölgelere gitmeli ve onların siyasete katılmasının önünü açmalı. Partiler dağlık bölgelerde daha fazla çalışma yürütmeli; yerelde faaliyet gösteren kadın hareketleri ve etkin sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışmalı. Kadınların desteklenmesi, yönlendirilmesi ve siyasi çalışmalarını sürdürebilmeleri için gerekli koşullar oluşturulmalı.
Birçok kadın siyasete giriyor ancak çalışmalarını sürdürebilecekleri koşulları bulamıyor. Bu nedenle bazı kadınlar için siyasi katılım kalıcı ve sürekli bir sürece dönüşmek yerine geçici bir deneyim olarak kalıyor.”
Eğitim ve kooperatifler: Kamusal alana açılan kapı
Fadma Izouran’a göre kadınların siyasi olarak güçlendirilmesi seçimlerden çok daha önce başlıyor. Eğitim, mesleki ve siyasi eğitim çalışmaları, sivil toplum faaliyetleri ve kooperatifler, kadınların kamusal ve siyasal alana katılımında birer köprü işlevi görebiliyor. Bu alanlar kadınlara bilgi ve deneyim edinme, iletişim kurma ve ortak çıkarları savunma imkanı sağlıyor. Fadma Izouran, kadınların yasaları, kurumları ve karar alma mekanizmalarını anlayabilmeleri için sade ve erişilebilir araçlara ihtiyaç duyduklarını vurguluyor.
Kadınların yasaları ve karar alma mekanizmalarını anlayabilmesinin siyasi katılım açısından önemine dikkat çeken Fadma Izouran, “Yerel yönetimlerin çalışmalarını düzenleyen yasaların içeriği sadeleştirilmeli ve kadınların daha kolay erişebileceği biçimde aktarılmalı. Bu yasalar Amazigce ve Fas Arapçasıyla açıklanabilir. Hukuki bilgilerin kadınlara ulaştırılması için video ve dijital araçlardan da yararlanılabilir. Bu özellikle eğitim, dil ya da kurumlara coğrafi uzaklık nedeniyle engellerle karşılaşan kadınlar açısından önemli. Yasaları bilmek yalnızca teknik bir mesele değil, siyasi katılımın araçlarından biridir.
Bir kadının seçilmiş bir meclise girmesi, orada gerçek anlamda karar gücüne sahip olduğu anlamına gelmez. Kadınlar yerel yönetimlerin karar alma mekanizmalarında bulunmalı; rolleri yalnızca meclis üyeliğiyle ya da toplantılara katılmakla sınırlı kalmamalı. Tartışmalara katılabilmeli, çözüm önerebilmeli ve alınan kararların uygulanmasını takip edebilmeliler. Yerel önceliklerin, bütçelerin ve projelerin belirlenmesinde de söz ve karar sahibi olmalılar” ifadelerini kullandı.
Erkek egemen zihniyet hala varlığını sürdürüyor
Fadma Izouran, siyasi partilerin kadınların parti yaşamında önüne çıkabilecek dışlayıcı uygulamalarla da mücadele etmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle kadınların yerel düzeyden il, bölge veya ülke düzeyine geçerek daha fazla siyasi sorumluluk üstlenmesi söz konusu olduğunda, kadınların bu sorumluluğu taşıyabilecek kapasitede olduğunu sorgulayan kimi anlayışların hala devam etmesini eleştiriyor.
Fadma Izouran, siyasette erkek egemen zihniyetin hala etkisini sürdürdüğünü belirterek şöyle konuştu: “Erkek egemen zihniyet geçmişe kıyasla gerilemiş olsa da hala varlığını sürdürüyor. Bunu değiştirmek için kadınlara, gençlere ve yeni yetkin isimlere alan açan yeni bir siyasal kültür geliştirilmesi gerekiyor. Bu değişim öncelikle siyasi partilerin kendi içinde başlamalı. Kadınlara adaylık ve sorumluluk üstlenme konusunda daha adil fırsatlar sunulmalı, kadınların önüne erkeklerden daha ağır koşullar ve kriterler konulmamalı.
Ancak zihniyet değişimi yalnızca yasalarla ya da adaylık mekanizmalarıyla sağlanamaz. Siyasete giren kadınların sürekli eğitim ve destekle güçlendirilmesi gerekiyor.
Dağlık bölgelerde seçilmiş kadınların rolü yalnızca geleneksel kurumsal çalışmalarla sınırlı değil. 2015-2021 yılları arasında birçok dağlık bölgede seçilmiş kadınların önemli roller üstlendiğine tanıklık ettim. Zorlu toplumsal koşullar ve doğal afetler sırasında etkilenen ailelerle iletişim kurdular, ailelerin ihtiyaçlarına ilişkin bilgi topladılar, yardım ve hizmetlerin ulaştırılmasına katkı sundular.
Bu deneyimler kadınların yerel kurumlarda bulunmasının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Halkla yakın olmak ve günlük yaşamın ayrıntılarını bilmek, seçilmiş kadınların resmi verilere her zaman yansımayan ihtiyaçları görmelerini sağlıyor.”