İran’da diş sağlığı krizi: Tedavi erteleniyor, kalite düşüyor

Diş tedavisinin giderek lüks haline geldiği İran’da yurttaşlar ağrı kesicilerle çözüm arıyor, tedavilerini erteliyor ve dişlerini çektirmek zorunda kalıyor. Ekonomik kriz, ağız ve diş sağlığını toplumsal bir sağlık sorununa dönüştürüyor.

JÎWAN ŞERÎFZADE

Bokan- “Geçen yıl dişlerimi yaptırmak için 100 milyon tümen krediye başvurdum. Krediyi alana kadar fiyatlar birkaç kat arttı. Artık 100 milyon tümenle iki dişin implantı bile zar zor yapılabiliyor. Böyle giderse zaten dişe ihtiyaç duyacağımız yiyecek de kalmayacak.”

Bunlar, hastalığı nedeniyle üst çenesindeki tüm dişlerini çektirmek zorunda kalan 50 yaşındaki Zeynep’in sözleri. Ancak dolar kurundaki yükseliş ve enflasyonla birlikte artan fiyatlar, onun için gülümsemeyi bile utançla karışık bir duruma dönüştürmüş.

İran’daki ekonomik baskı yalnızca gülüşlerin estetiğini etkilemekle kalmadı, bazı insanların bir öğün yemeği rahatça yiyebilmesini de engelledi. İran’da ağız ve diş sağlığı, giderek artan enflasyonla birlikte kritik bir aşamaya geldi. Artık basit bir diş ağrısı bile ekonomik bir krize dönüşebiliyor.

Diş kliniklerinde sunulan hizmetler genel olarak sigorta kapsamında yer almıyor. Yalnızca bazı sigortalar, bu hizmetlerin küçük bir bölümünü sınırlı düzeyde karşılıyor. Genel olarak ağız ve diş sağlığı alanına hiçbir zaman kapsamlı bir program ve yeterli bir bütçe ayrılmadığı belirtiliyor.

İran’da 65 yaş üzerindeki kişilerin yüzde 55’inden fazlasının ağzında hiç diş kalmadığı, 30-40 yaş grubundaki kişilerin ise en az 12 dişini kaybettiği ifade ediliyor.

Fahiş maliyetler: Ağrı kesici tedavinin yerini alıyor

Diş tedavilerinin fiyatları öylesine yükseldi ki orta ve düşük gelirli kesimler artık bu hizmetlere erişmekte zorlanıyor. Bir iki yıl öncesine kadar tamamen ücretsiz olan basit bir diş hekimi muayenesinin ücreti, bugün özel muayenehanelerde 300 bin ile 600 bin tümen arasında değişiyor. Geçmişte birçok diş kliniğinin camında “Diş tedavilerinde taksit imkanı” yazısı görülürken, artık birçok diş hekimi taksit seçeneği dahi sunamıyor.

İnsanlar, yüksek tedavi masraflarını karşılamak yerine ağrıya katlanmayı tercih ediyor. 35 yaşındaki Ronak X. da birçok kişi gibi uyuşturucu damlalarla diş ağrısını hafifletmeye çalışıyor:

“Doktor, dişime kanal tedavisi yapılması gerektiğini söyledi. Birkaç ay önce en sıradan diş kliniklerinde bile kanal tedavisi 8 milyon tümendi. Ben de ‘Boş ver, ağrısıyla yaşamaya çalışırım, o tarafımla yemek yemem, daha iyi’ dedim.”

Günümüzde standart kliniklerde en temel diş tedavilerinden olan dolgu, kanal tedavisi, yirmilik diş ameliyatı ve diş çekiminin ücretleri sırasıyla yaklaşık 4 milyon, 12 milyon, 8 milyon ve 2 milyon tümen seviyesinde.

Birkaç yıl öncesine kadar daha karşılanabilir fiyatlarla yapılan implantların maliyeti ise marka ve üretildiği ülkeye göre 20 milyon tümenden başlıyor. Kemik grefti ve ek cerrahi işlemler gerektiğinde bu tutara 15 milyon tümenden fazla ek maliyet çıkabiliyor. Diş kaplamalarının maliyeti de hasta başına yaklaşık 5 milyon ile 15 milyon tümen arasında değişiyor.

‘Tedavi yerine daha ucuz olan diş çekimini tercih ediliyor’

Bokan’da görev yapan pratisyen diş hekimi S.A., yaptığı değerlendirmede insanların uzmanlık gerektiren diş tedavilerinden giderek uzaklaştığını belirterek, bunun gelecekte ağız ve diş sağlığı açısından ciddi bir krize dönüşebileceğini söyledi:

“Hasta sayısı azaldı. İnsanlar diş tedavilerini erteliyor ve mecbur kalmadıkça diş hekimine gitmiyor. Yüksek maliyetler nedeniyle, diş kurtarılabilecek durumda olsa bile hastalar çoğu zaman tedavi yerine daha ucuz olan diş çekimini tercih ediyor. Bazen de hekime o kadar geç başvuruluyor ki dişi kurtarmanın hiçbir yolu kalmıyor. Muayenelerde de ekonomik koşullar nedeniyle genellikle ileride acil duruma dönüşme ihtimali bulunan dişlere öncelik verilmesini öneriyoruz.”

Düşük maliyet tedavi kalitesini etkiliyor

Diş tedavilerindeki yüksek fiyatlar yalnızca insanların sağlık hizmetlerine erişimini sınırlandırmakla kalmıyor, tedavilerin kalitesini de etkiliyor. Birçok diş kliniği, malzeme ve ekipman maliyetlerinin artması nedeniyle daha ucuz ancak daha düşük kaliteli alternatiflere yönelmek zorunda kalıyor.

Ancak kullanılan diş malzemelerinin sahte olması durumunda, yapılan dolgu veya kaplamalar kolaylıkla yerinden çıkabiliyor ve hasta yeniden işlem yaptırmak için ek ücret ödemek zorunda kalıyor. Dolgu işleminde kalitesiz ya da sahte malzemelerin kullanılması halinde ise yaklaşık bir ay sonra diş sinirinin zarar görebildiği ve hastanın yeniden kanal tedavisi ile dolgu yaptırmak zorunda kalabildiği belirtiliyor.

Ekonomik bir acıya dönüşen diş ağrısı

Ağız ve diş sağlığı alanındaki sınıfsal ve cinsiyet temelli eşitsizlikler devam ederken, mevcut ekonomik kriz sorunu toplumun daha geniş kesimlerine yayıyor. Mevcut koşulların sürmesi halinde diş tedavisi ücretlerinin önümüzdeki yıllarda da artmaya devam edeceği öngörülüyor.

Bu durumda diş ağrısı yalnızca fiziksel bir sorun olmaktan çıkarak ekonomik boyutun ötesinde sağlık ve toplumsal alanda daha büyük bir krize dönüşebilir. Ekonomik ve sosyal destek mekanizmalarında gerekli düzenlemeler yapılmadığı sürece, başta kadınlar olmak üzere toplumun birçok kesimi için diş sağlığı hizmetlerine eşit erişimin ciddi bir sorun olmaya devam edeceği belirtiliyor.