Merziye Ferîqî: Kurdistan’ın unutulmaz sanatçısı ve devrimcisi

Kürt sanatçı ve devrimci Merziye Ferîqî’nin sesi ve eserleri hala bugünün unutulmaz nükteleri olarak kaldı. Kürt sanatına kattıkları ölümünün üzerinden yirmi bir yıl geçmesine rağmen hala çok canlı ve bugünün nesillerine ruh katar nitelikte.

Haber Merkezi-Çocukluğunun ilk yıllarından itibaren müziğe ve sahne sanatlarına ilgi duyan Merziye Feriqi, daha dokuz yaşındayken bir okul etkinliğinde ilk kez şarkı söyledi. Sanata duyduğu büyük aşk ve yurtseverlik duyguları, onu halkının hizmetinde olması gerektiğine inanan bir sanatçı olmaya yöneltti. Küçük yaşlarda tiyatroyla tanıştı; dönemin baskılarını ve toplumsal tabularını sanat aracılığıyla işlemeye başladı. Daha sonra yaşadığı deneyimleri ve halkının acılarını sesinin tınısına taşıyarak halkının sanatçısı olmayı başardı.

İran devletinin Kürt halkı üzerindeki baskıları ve eğitim sisteminde Farsçanın kullanılması, onun sanat yolculuğunun ilk döneminde Farsça şarkılar söylemesine neden oldu. Ancak zamanla İran devletinin Kürt sanatına ve Kürt halkına yönelik yasak ve baskıları karşısında sanatı bir mücadele alanı olarak görmeye başladı. Bu süreç, onu kendi diline yöneltti ve Kürtçe şarkılar söylemeye teşvik etti. Böylece Merziye, sesini ana diliyle buluşturarak sanat yaşamındaki devrimci karakterinin ilk adımını attı. Rojhilat'ta artık yalnızca şarkı söyleyen bir sanatçı değil, halkının dilini ve kültürünü sanat yoluyla yaşatmaya çalışan genç bir sanatçıydı. Merziye Feriqi, daha genç yaşlarından itibaren mücadelesini sanat alanında sürdürmeye başladı.

Devrim yolunda dağlara ve sanat doğru

1970'li yıllarda Sine'de öğretmenlik eğitimi aldıktan sonra Sine'ye bağlı bir köyde öğretmenlik yaptı. Bir süre öğretmenlik yapmasına rağmen gönlündeki sanat aşkı hiç sönmedi. Öğretmenlik yaptığı yıllarda da müziği bırakmadı. Onun için şarkı söylemek, aynı zamanda bir mücadele biçimiydi. Kürt diline yönelik yasak ve baskılara karşı sanatını ve sesini kullanmak, onun için önemli bir başkaldırı anlamına geliyordu. Sanata ve halkına duyduğu bağlılık onu yeniden sahnelere taşıdı. 1977 yılında Sine'de bir müzik grubuyla ilk kez sahneye çıktı. 1978'de ise birlikte sanat yaptığı arkadaşı, sanatçı Nasir Rezazî ile evlendi. İran'daki halk ayaklanmalarına katılmaları nedeniyle baskıya maruz kaldılar. 1979 protestoları sırasında Merziye Feriqi tutuklandı ve eğitim hakkından uzaklaştırıldı. Bu dönem, onun yaşamında sanat ile toplumsal ve siyasal mücadelenin daha da iç içe geçtiği önemli bir dönüm noktası oldu.

1980’li yıllarda İran rejiminin Kürt kentleri üzerindeki denetimini artırmasıyla birlikte şehirlerde barınamaz hâle gelen Merziye ve Nasir Rezazî, dağlara çıkmak zorunda kaldı. Pêşmerge saflarında, Komala’nın mücadelesi içinde yer aldılar. Bu yıllarda da sanatını bırakmayan Merziye, dağlarda kaydedilen şarkılarıyla sesini radyo aracılığıyla bütün Kürtlere ulaştırdı. İlk büyük eserlerinden biri olan “Pêşmerge”, kısa sürede halkın dilinde unutulmaz bir ezgiye ve adeta bir efsaneye dönüştü.

Devrimcilik ve sanat aşkının ölümsüzlüğü

Merziye yalnızca bir sanatçı değil, aynı zamanda üç çocuk annesiydi. Çocuklarına annelik yaparken halkına da şarkılarıyla sesleniyor, yaşadığı coğrafyanın acılarını ve umutlarını sanatına taşıyordu. Eserlerinin önemli bir bölümünde ülke ve halk sevgisini işlerken; aşkı, kadınların yaşadığı acıları ve toplumsal baskıları da dile getirdi. Kadınların maruz kaldığı baskı ve eşitsizliği şarkılarında görünür kılarak ataerkil düzene karşı eleştirel bir tutum geliştirdi. Bu yönüyle Merziye, yalnızca bir sanatçı olarak değil, kadın özgürlüğünü savunan bir sanatçı olarak da öne çıktı.

1985 yılında ailesiyle birlikte İsveç’e göç etmek zorunda kaldı. Sürgün yıllarında da sanatından vazgeçmedi. Kürt kültürünü, dilini ve kimliğini sesi ve sahne estetiği aracılığıyla yaşatmaya devam etti. Güçlü yorumu, derin duyguları ve kendine özgü sanat anlayışı, Kürt müziğine farklı bir soluk kazandırdı. Avrupa’daki sürgün yaşamında da yurtseverlik duygularını ve Kürt halkının yaşadığı sorunları sanatının merkezinde tutarak halkının ortak mücadelesine katkı sunmaya devam etti. Merziye, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile de yüz yüze görüşmüş ve bu görüşmeyle özgürlük mücadelesinin yanında durmuştur.

Merziye Feriqi, 18 Eylül 2005’te, 47 yaşında, İsveç’te geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine cenazesi Federe Kürdistan Bölgesi’ne götürüldü ve Silêmanî’deki Girê Şehîdan Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Aradan geçen yirmi bir yıla rağmen Merziye’nin sesi hâlâ dağlarda, şehirlerde ve evlerde yankılanmaya devam ediyor. Onun eserleri, Kürt müziğinin ve kültürel hafızasının önemli parçalarından biri olarak yaşamını sürdürüyor. Merziye, sevenlerinin ve onu tanıyanların hafızasında yalnızca bir sanatçı olarak değil; direnişi, halkına bağlılığı ve kadınların özgürlük arayışını sanatına taşıyan güçlü bir kadın sanatçı olarak yaşamaya devam ediyor.