Tasarımcı Mahait Al-Shafi: Sudan Thobesi kadın kimliğinin ve kültürünün simgesi

Sudanlı moda tasarımcısı Mahait Al-Shafi, Sudan thobesinin sadece geleneksel bir giysi değil, kadın kimliğini, tarihi ve direnişi taşıyan güçlü bir kültürel sembol olduğunu vurguluyor.

MERVAT ABDÜLKADİR

Sudan - Sudan thobesi, küresel moda trendlerine rağmen kimliğini ve anlamını koruyan, Sudanlı kadınların kolektif hafızasını somutlaştıran köklü bir giysidir. Sadece bir kumaş parçası değil, büyükannelerin mirasını ve torunların umutlarını taşıyan tarihsel bir anlatıdır. Resmi ve otantik bir kıyafet olarak saygının sembolü kabul edilir, canlı renkleri ve görkemli duruşuyla, bir Sudanlı kadının girdiği her ortamda onunla birlikte varlık gösterir. Thobenin giyilişi de başlı başına bir ritüeldir: “ras” adı verilen ucu omuzdan atılır, bedene ustalıkla sarılır ve son olarak başın üzerine zarafetle yerleştirilir.

Thobenin kökenleri, eski Kuşit ve Nubya medeniyetlerine kadar uzanır. Yazıtlarda, Kandake olarak bilinen kraliçelerin modern thobeye benzeyen giysiler giydiği tasvir edilir. Eskiden saf Sudan pamuğundan yapılan ve “qunja” ile “farka” gibi adlarla anılan thobe, Nubyalı kraliçeler için bir kraliyet sembolüydü. Zamanla kumaşlar, renkler ve süslemeler çeşitlendi, değerli taşlar ve kristallerle işlenen thobeler lüksü ve zarafeti yansıttı. Rönesans döneminde İsviçre ve İngiliz kumaşlarının girişiyle “total” adı verilen lüks thobeler yaygınlaştı, böylece thobe, köklerini kaybetmeden değişen dünyaya uyum sağladı.

Tarihsel olayları yansıtıyor

Sudan thobesi aynı zamanda toplumsal ve tarihsel olayların da bir yansımasıdır. Savaşlara, ziyaretlere veya icatlara atfen verilen isimlerle adeta “yürüyen bir gazete”ye dönüşmüştür. Renk ve kumaş seçimi, giyildiği bağlama göre değişir. Beyaz thobe; öğretmenler, çalışan kadınlar ve eşini kaybeden kadınlarla özdeşleşirken, düğünlerde ise Nubya ve Firavun kökenli kırmızı “Jertig” elbisesi öne çıkar. Böylece thobe, Sudanlı kadının yaşamındaki her döneme eşlik eden güçlü bir kültürel simge olmaya devam eder.

Gelenek ve modanın birleşimi

Elbise, birliği simgeleyen kırmızı ipek, ışık ve bereketi temsil eden altın hilal ve saflığın sembolü olan kokulu tütsü gibi geleneksel aksesuarlarla tamamlanır. Kırmızı rengin kutsallığına rağmen, Mahait Al-Shafi gibi bazı tasarımcılar mavi ve beyaz gibi yeni renkleri de tasarımlarına dahil ederek, geleneksel elbiseyi modern moda anlayışıyla buluşturmaya başlamıştır. Bu yenilikler, toplum tarafından yavaş yavaş kabul görmeden önce çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Günümüzde ise parlak ve canlı renkler düğün kutlamalarını ve sosyal buluşmaları doldurur. Kadınlar, koyu ten tonlarını öne çıkaran renkler seçerek yaratıcılıklarını sergilerken, sıcak bordo tonlarından ferahlatıcı turkuazlara kadar uzanan geniş bir renk paleti, Sudan kadın giyiminin canlılığını ve estetik zenginliğini yansıtır.

Thobe, aynı zamanda güçlü bir siyasi ve kültürel mesaj taşıyan bir simge işlevi de görmüştür. Sudan’ın 1956’daki bağımsızlığının ardından Mahait Al-Shafi, Sudan thobesinin artık yalnızca resmi bir giysi olmadığını, tasarımı, renkleri ve detaylarıyla bilinçli mesajlar ileten bir sembole dönüştüğünü vurguluyor.

Devrimci kadınların simgesi oldu

Anlam ve sembolizmle yüklü bu kıyafet, Aralık Devrimi sırasında beyaz thobe ile yeniden sahneye çıkmış ve devrimci kadının simgesi haline gelmiştir. Savaş döneminde dahi dayanışma ve direniş mesajları taşıyan thobeler tasarlanmış, böylece thobenin sadece bir giysi değil, duruş ve kimliği ifade eden bir araç olduğu bir kez daha doğrulanmıştır.

Halk hareketleri sırasında beyaz thobe giyerek şiir okuyan “Kandaka” (Nubyalı kraliçe) imajı dünya çapında yankı uyandırmış, bu görüntü, yeni nesle thobenin kimliği aşınmadan koruyan güçlü bir kültürel araç olduğunu hatırlatmıştır. Ancak çatışmalar da izlerini bırakmıştır. Komşu ülkelere zorunlu göç, sığınma koşulları ile çalışma ve hareket özgürlüğündeki kısıtlamalar, günlük hayatta thobe kullanımının azalmasına neden olmuştur.

Buna rağmen diasporadaki Sudanlı kadınlar, thobenin görünürlüğünü yeni mekanlara taşımıştır. Uluslararası festivallerde ve kültürel kutlamalarda yer alan thobe, Sudan kültürünün dünyaya yayılmasına katkıda bulunmuş, zamanla Sudanlı olmayan kadınlar için bile arzu edilen bir giysi haline gelmiştir. Böylece thobe, yerel bir kimlik simgesinden küresel bir kültürel ifade aracına dönüşmeyi sürdürmektedir.

Bu durum, Mahait Al-Shafi tarafından da doğrulanıyor. Mahait Al-Shafi, kadınların uzun ve zorlu yer değiştirme yolculuklarında ya da başka ülkelerde thobe giyememeleri nedeniyle bu giysinin hareket, çalışma, yerinden edilme ve sığınma koşulları açısından son derece kısıtlayıcı hale geldiğini, bunun da Sudan thobesinin günlük kullanımında belirgin bir azalmaya yol açtığını söylüyor.

“Çatışmalar bazı ritüelleri ve gelenekleri zayıflatmış, müzelerin ve kütüphanelerin yıkımına yol açmış olsa da kimlik tamamen silinmedi” diyen Mahait Al-Shafi, “Sudan’da ve Sudan dışında kadınlar tarafından giyilen geleneksel elbise (thobe) yaşamaya devam etti, giyimi kolaylaştıran ve onu daha cazip hale getiren modern tasarımlarla yeniden yorumlandı. Farklı ülkelerde yaşayan Sudanlı kadınların varlığı, özellikle festivaller ve kutlamalar aracılığıyla ulusal kıyafeti görünür kılarak Sudan kültürünün dünyaya tanıtılmasına önemli katkı sağlıyor” diye belirtiyor.

Mahait Al-Shafi ayrıca, hem bu kıyafeti tanımayan kız çocuklarının hem de yabancı kadınların kolaylıkla giyebilmesi için Sudan geleneksel elbisesine yönelik yeni tasarımlar üzerinde çalıştığını da vurguluyor. Mahait Al-Shafi, “Çatışmalar, özellikle Sudan folklorik ve miras kıyafetleri açısından Sudan kimliğini tamamen silmedi, aksine, bu mirasın aktarılmasına ve küresel ölçekte tanınmasına yol açtı. Sudan elbisesi, Sudanlı kadının kimliğinin bir sembolü, tarihine ve mücadelesine tanıklık eden ve zorluklara rağmen mirasını koruma yeteneğinin bir göstergesi olmaya devam ediyor” ifadelerinde bulunuyor.

Kadınlara çağrı: Sudan kıyafetinin yok olmasına izin vermeyelim

Mahait Al-Shafi, Sudanlı kadınlara Sudan kimliğini koruma ve özellikle Sudanlı kadının kimliğinin sembolü olan Sudan kıyafetinin yok olmasına izin vermeme çağrısında bulunuyor. Aynı zamanda Sudan kıyafetleri tasarımcılarını, özgünlüğü muhafaza ederken yeniliğe de açık olmaya davet eden Mahait Al-Shafi, bu sayede Sudan kıyafetinin yalnızca yerel bir giysi olarak değil, Sudan’ın ruhunu taşıyan küresel bir kimlik olarak en büyük platformlarda ve festivallerde varlığını sürdürebileceğini kaydediyor.